| Emniyet, Anadolu Ajansı'nın Gülen Haberini Yalanladı |
|
|
| Zaman | |
| 09.09.2002 | |
|
Anadolu Ajansı'nın (AA) 8 Eylül 2002'de abonelerine geçtiği Ankara mahreçli "Emniyet'te Fethullahçı yapılanma iddiaları" başlıklı haberin asılsız olduğu ortaya çıktı. Elazığ Emniyet Müdür Vekili Hüseyin Akay, haberin tamamen uydurma olduğunu ve teşkilatta böyle bir yapılanmanın söz konusu olamayacağını açıkladı. AA'nın haberine tepki gösteren Elazığ Emniyet Müdür Vekili Hüseyin Akay, haberin gerçekleri yansıtmadığını ve bütün emniyet çalışanlarını üzdüğünü söyledi. Akay, söz konusu haberde kullanılan ifadelerin neredeyse tamamının gerçek dışı olduğunu vurgulayarak şöyle devam etti: "Sivrice İlçesinde bulunan çantadan bazı dökümanların çıktığı doğrudur. Ancak; o dökümanların kim tarafından ne maksatla çantaya konulduğunu tespit edemedik. Çantası bulunan şahıs hakkında uzun bir araştırma yaptık ve soruşturma neticesinde bu şahsın ne Fethullahçı ne de Hizbullahçı diye tabir edilemeyeceğini tespit ettik." Haberde isimlerinin baş harfleriyle anılan personelin böyle bir örgütlenmenin içinde olamayacağına işaret eden Akay, "En kısa zamanda merkezle irtibata geçerek haberin tekzibi için çalışma başlatacağız. Haber baştan sona kasıt kokuyor. Keşke böyle şeyler yazılıp çizilmeseydi. Üstelik olay Elazığ'da gerçekleştiği halde haberi hazırlayanlar bizden herhangi bir bilgi istemedi. Bütün çalışanlarımız zan altında bırakılmıştır." şeklinde konuştu. Haberde, Elazığ'da bir cami avlusunda bulunan çantadan bazı emniyet görevlilerinin adının geçtiği dökümanlar çıktığı ileri sürülmüştü. Yaklaşık bir ay önce Elazığ'ın Sivrice İlçesi'nin Merkez Camiinde bulunan çantayla ilgili gözaltına alınan Ahmet Şahinalp, savunmasında çantanın kendisine ait olduğunu, fakat içerisindekilerin başkaları tarafından konulmuş olabileceğini belirtmiş ve savcılık tarafından serbest bırakılmıştı. Şahinalp'in ne Malatya'da ne de başka bir ilde herhangi bir kurumda çalışmadığı öğrenildi. Şahinalp'in öğretmenlikle hiçbir ilgisi olmadığı da kaydedildi. AA hukuku çiğnedi Devlet kurumu olan Anadolu Ajansı'nın 8 Eylül 2002 saat 9.44'te, 'Emniyette Fethullahçı yapılanma iddiaları' başlığıyla abonelerine geçtiği haberle, hukuku çiğnediği belirtiliyor. Avukat Mustafa Ercan, bunun hem Devlet Güvenlik Mahkemesi (DGM) yasası, hem de basın kanununa aykırı olduğunu söyledi. 'Devam eden bir adli soruşturma, soruşturmanın yürümesi hariç, onun içeriği ile hakimin kanaatini etki edecek haber" yapılamaz maddesinin ihlal edildiğini vurgulayan Ercan, bu yasağın Terörle mücadele suçlarında olduğu gibi adi suçlarda da geçerli olduğunu kaydetti. Basın Kanunun 30'ncu maddesi şöyle: "Ceza kovuşturmalarına ait talep ve iddianamelerle kararların ve diğer her türlü vesika ve evrakın aleni duruşmada okunmasından, hazırlık ve ilk soruşturmalarda takipsizlik veya yargılamanın men'i, tatili veya düşmesi kararı verilmesinden önce yayınlanması yasaktır. Ceza kovuşturmasının başlamasiyle hükmün kesinleşinceye kadar hakim ve mahkemenin hüküm, karar ve işlemleri hakkında mütalaa yayınlamak yasaktır." HABER/ANALİZ - Anadolu Ajansı'na da Yayın İlkeleri Lâzım! Anadolu Ajansı, Türkiye'de siyasetin en fazla bulaştığı kamu kuruluşu olma özelliğine sahip. Bu ajans devletin ajansı olması hasebiyle, en bağımsız ve en ilkeli kurum olması gerekirken, ne yazık ki her zaman iktidarın borazanı olmaktan kendini alamamaktadır. Çünkü ajans bir devlet bakanına bağlı... Bu silsilenin, devletin koltuklarını işgal etmeleri nedeniyle elbette ilkeli olması gerekir, öyle olması umulur. Ama Anadolu Ajansı'nın dün servise verdiği haber, yayıncılık ilkesizliğinin ve politikacının ilkesiz yayıncılık anlayışını nasıl kendi çıkarına kullandığını göstermesi açısından tarihi bir örnek niteliği taşıyor: Elazığ'da bir cami avlusunda bir çanta bulunuyor ve bu çantanın içinde Fethullahçıların Emniyet içindeki örgütlenmeleri ile ilgili belgeler oluyor. Bu çantanın bir öğretmene ait olduğu anlaşılmış ve öğretmen bundan dolayı yargılanmış. Ancak hakim, öğretmeni tutuksuz yargılamak üzere serbest bırakmış. Emniyet'ten bir üst düzey yetkili ise cami avlusunda bulunan çantanın içindeki belgelerin bu gruba yönelik soruşturmalarda ele geçen en somut belgeler olduğunu ve belgelerdeki üslubun Hizbullah terör örgütünün hücre evlerinde ele geçen notlarla aynı üslupta olduğunu savunmuş. Daha önce bir otogarda yine çanta içinde benzeri belgeler ele geçmişti. Şimdi de cami avlusunda bir çanta içinde benzeri belgeler ele geçmiş! Bu haber Anadolu Ajansı'nın bir komplosudur. Elazığ Emniyet Müdür Vekili Hüseyin Akay dün akşam saatlerinde AA'nın haberini yalanladı. Anadolu Ajansı, haber yapmak için cami avlusuna kadar düşmüş olabilir mi? Bir seçim öncesi operasyonu ile değiştirilen bazı Emniyet makamlarının yerine atanan kişiler tarafından tezgahlandığı anlaşılan ve bir pazar günü, medyanın haber sıkıntısı çektiği bir zamanda servise sunulan bu haberin nasıl bir pazarlığa zemin hazırladığı da şüphe uyandırıyor. Kaldı ki, cami avlusunda bulunan çantanın içindeki sözü edilen elyazısı notların adı geçen öğretmene ait olup olmadığı –ajans haberinde bile– belli değil. AA kriminal incelemenin henüz sonuçlanmadığını kaydediyor. Buna rağmen bu haberi servise koyanların 28 Şubat reflekslerini harekete geçirmeyi amaçladığı açık. 28 Şubat sürecinde etkin olanlar şimdi de "Emniyet'ten bir üst düzey yetkili" imzası ile imalarda bulunuyor. Ve ne yazık ki bu kötü emellerine de Atatürk'ün kurucusu olduğu ve devletin bütçe kaleminden beslenen bir kurum olan Anadolu Ajansı'nı ve Emniyet Müdürlüğü'nü alet ediyor! Bugünlerde medyanın güçlü kuruluşları, geçmişinden ve bugünkü niyetlerinden vazgeçerek yayın ilkeleri açıklarken, Anadolu Ajansı'nın ilkesizlik peşinde koşarak siyasi bir kısım emellere alet olması gerçekten üzücü. Herkese, Anadolu Ajansı'na da yayın ilkeleri lazım! Türkiye'de devletin bir kurumu devletin ajansını yalanlıyor. Oysa dünyada BBC, VOA.. gibi devletle irtibatlı ajanslar böyle yalanlarla değil, itibarlı haberlerle öne çıkıyorlar. |
| < Önceki | Sonraki > |
|---|



