| Bir Portre Denemesi |
|
|
| Abdullah Aymaz, Zaman | |
| 24.09.2002 | |
|
Arkadaşımız Ali Ünal'ın büyük gayretle yazdığı "Bir Portre Denemesi, M. Fethullah Gülen'' isimli kitabını okudum. Çok istifade ettim. Bu çeşit eserlerin yazılmasının zamanı çoktan geldi ve geçti bile. Artık bütün dünya bu meseleye merakla bakıyor. Pek çok araştırmacı, akademisyen bu hususta çalışma ve araştırma yapmak istiyor. Ama ilk elden gerçeklerin doğru olarak tespit edilip istifadeye sunulması gerekiyor. Ali Ünal Bey'in "Arz" bölümünde kısaca işaret ettiği Hocaefendi'nin "kendine has, taklidi imkansız denecek derecede zor üslubuyla bir yazar ve şair" oluşunun; eşsiz hatipliğinin; kelam, tefsir, fıkıh, hadis, siyer ve tasavvuf gibi bütün İslami ilimlerdeki derin vukufiyetinin, edebiyat, tarih, felsefe ve güzel sanatlardaki enginliğinin bütün detayları ile tebârüz ettirilmesi lazımdır. Onun bir ilim adamı oluşu yanında, bir hikmet ve hüküm adamı oluşu da, zâhiri ve bâtınî ilimlerdeki derinliği hatta ledünni enginliği, engin ve zengin ubudiyet anlayışı da çok yönlü ve değişik kesitlerden ele alınarak insanlığa takdim edilmelidir. Bu 520 sayfalık çalışmanın takdirini okuyucularımızın dikkatlerine havale ettikten sonra Prof. Dr. Suat Yıldırım Hoca'mızın takdim yazısında anlattığı bazı değerlendirme ve hatıraları aktarmak istiyorum. "Otuz yılı aşan üniversite hocalığımda yüzlerce yüksek lisans, doktora tezlerine ve profesörlük jürilerine rapor hazırlamış, ne söylediğini bilen bir insan olarak bunu ifade ettiğimi vurguluyorum. Onun bu vukufuna delil olarak sadece şu eserine işaret edeyim: 1990 yılında Üsküdar Yenicami'de verdiği vaazlar 'Sonsuz Nur' adı ile iki cilt olarak kitaplaştırılmıştır. Bu kitabın, Hz. Peygamber'in (sav) sıfatlarını, tebliğ ettiği hidayete, onun bazı konulardaki tutumlarına ve onlardan çıkarılması gereken derslere dair fikhu's–sire ilmindeki en güzel örneklerden biri olduğuna, çok sayıda ilim adamı şahitlik etmiştir. (....) Ayrıca camilerdeki soru–cevap meclislerinde binlerce soruya irticâlen, yani cevap esnâsında kitaba bakmaksızın verdiği cevaplar tatmin edici görüldüğünden dinleyenler tarafından çoğaltılmıştır. (...) Konuları sunarken sadece dini bir teslimiyet hissiyle değil, akla, kalbe, ruha ve duygulara birlikte hitap etmesine ihlası da hayat verince, bu eğitimin bereketli tesirleri muhataplar üzerinde iyice görünür olmuştur. Başka bir misal vereyim: Kur'an konusunda câmi cemaatine verdiği dersler hiç değişiklik yapılmaksızın, ilahiyat fakültesi öğrencilerine tefsir usulü ve Kur'an tarihi ders programları için ders notları olarak dinletilecek seviyededir. Diğer konular da benzer bir durum arz eder." "Ben bizzat şâhit olduğum yüzlerce örnekten bazılarını kısaca arz edeyim: Özbekistan'da bazı yerleri gezdikten sonra Taşkent'te Turgut Özal Erkek Lisesi'nde şu anda da görevde olan bir vâli bey, gezi grubundakilere hitaben şöyle demişti: 'Ben bu hizmet grubunun yurtdışındaki bazı kurumlarını, oğlumun da o okullardan birinde okuması vesilesi ile yakından biliyor ve takdir ediyordum. Bunlara yapılan rehberliğin dehâ çapında olduğunu düşünüyordum. Ama buralara gelip görünce anladım ki, bu işler öyle dehâ ile olacak şeyler değildir. Kadir–i Mutlak olan Allah'ın hususi inayeti olmadıkça, bu işi izah etmek mümkün değildir." "1995 yılında aramızda bir rektör, iki dekan, bir vâli ve birkaç işadamı olarak, Orta Asya ülkelerinden birini gezerken ziyaret ettiğimiz Türk büyükelçilerinden biri şöyle demişti: 'Bu okulların başarısı çok yüksek. 1.500 kontenjan için 22 bin kadar öğrenci, buralarda okuma imkanına kavuşmak için imtihana girdi. Milletvekilleri, bakanlar gibi seçkin şahsiyetler, çocuklarını bu okullara yerleştirmek için, bizden tavassut rica ediyorlar. Onlar giriş imtihanını ülkemizdeki ÖSYM gibi objektif bir sistemle gerçekleştirip optik okuyucu ile sonucu elde ederek çabucak ilan ediyorlar. Bu okullar gösterdikleri başarı ile halkın gönlünü o derece kazanmışlar ki, zannıma göre; faraza buradaki yönetim bir sebep ileri sürerek bu okulların faaliyetlerini durduracak olursa, ahali öylesine bir gayret gösterir ki, yönetim okulları devam ettirmeye mecbur kalır. Nitekim böyle bir durum 2001 yılında Rusya Federasyonu'nun Astrahan şehri yakınlarında yaşandı. Bu okulun çalışma izni durdurulup öğretmenleri ülkeden ayrılmak zorunda bırakılınca, aralarında Rusların da bulunduğu çeşitli etnik gruplara mensup ahali havaalanına dökülmüş, daha sonra ülke idarecileri nezdinde yaptıkları girişimlerle, bir süre sonra ayrılan öğretmenlerin dönmelerini sağlamışlardır. O sırada İstanbul'da karşılaştığım o okul müdürü, o sıralarda Avrupa Kupası'nda yarışan Galatasaray futbol takımının başarısı için bir taraftar haline gelmiş, albay rütbesindeki bir Rus öğrenci velisinin şu sözlerini nakletmişti: "Çok şey hayal edebilirdim. Ama günün birinde bir Türk takımını tutabileceğimi asla hayal edemezdim." Suat Yıldırım Hoca'mızın söylediği gibi diyorum ki, bu kitaplar, kamuoyu ve Hocaefendi'yi manevi rehber konumunda gören kimseler başta olarak, diğer İslami hizmet grupları da yararlanarak, çağdaş dünyada İslâmi prensipleri anlama, yaşama ve bu arada kendi hizmet grubundan olmayanlara karşı uygulanması gereken tutuma dair güzel bir örnek bulacaklardır. Aynı şekilde bu kitaptan, Hocaefendi'yi otuz yıl kadar bir zamandan beri tanıyan en yakın arkadaşlarının da elde edecekleri faydalar mevcuttur... |
| < Önceki | Sonraki > |
|---|







