Hangi Partiye Oy Vermeli? Yazdır E-posta
Üye Değerlendirme: / 1
Kötüİyi 
Hüseyin Gülerce, Zaman   
24.10.2002
Seçimler yaklaştıkça kimi köşe yazarları, hangi partiye oy vereceklerini, gerekçeleriyle birlikte açıklıyorlar. Medya sorumluluğu açısından tartışmalı da olsa bu durum pek yadırganmıyor.

Zaten gazete ve televizyonların seçmeni yönlendirme konusunda pek de etkili olmadıklarını geçmiş seçimlerden biliyoruz. Medyamızın favorileriyle, halkın tercihleri taban tabana zıt bile çıkabiliyor.

Sandığa doğru gidildikçe bir de "cemaatler" konusu gündeme getiriliyor. Kendilerini bir cemaat olarak kabul eden, bunu reddetmeyen dindar insanlar var. Aday listelerine verdikleri isimler kamuoyu tarafından biliniyor, dolayısıyla hangi partiyi destekledikleri de bir şekilde ilan edilmiş bulunuyor. Kimileri de gazete ve televizyon kanallarıyla neredeyse ilan yoluyla konumlarını ifade ediyorlar.

Tamamen bilgisizliğe, masa başı yalanlara malzeme teşkil eden bazı haberlerde ise gazetemizin de ismi geçirilerek "Fethullah Gülen Cemaati"nin falan partilere oy vereceği yazılıyor, söyleniyor.

Ben muhterem Fethullah Gülen'i 20 yıldır tanıyorum. "Fethullahçı" gibi ifadelerden tiksinti duyduğunu, "cı", "cu"luktan hiç hoşlanmadığını, "cemaat lideri" gibi yakıştırmalardan küfür işitmiş gibi rahatsız olduğunu biliyorum. "Ben düz bir Müslüman'ım ve düz bir yerde duruyorum, düşsem ne olur? Yükseklerde bulunanlar düşünsün..." dediğine ise hem de kaç defa şahit oldum.

Sayın Gülen, kendisini sevenlere de cemaat demiyor. Duygu ve düşünce beraberliği ile milletimizin madden ve manen yüceltilmesi için hizmet eden bu insanları "gönüllüler hareketi"nin neferleri olarak görüyor. Sayın Gülen'e bir seçim atmosferinde, basit siyasi menfaatler için haksızlık edilmesine, başta onu sevenler mani olmalıdır.

Sayın Gülen'in eğitim, barış, sevgi, diyalog, hoşgörü, kardeş olma, bir ve beraber olma konularındaki tavsiyelerini değerli bulan hizmet insanları, "gönüllüler hareketi"yle aslında bir gönül hizmeti veriyorlar. Gönüllere girerek insanımızı ve bütün insanlığı iyiliklere, güzelliklere ve hayırlara çağırıyorlar.

Milletimizin ihyasına çalışıyorlar. Cehalet, fakirlik ve ayrılık gibi milletimizin önünü kesen dertlere, hastalıklara, problemlere çareler bulmaya çalışıyorlar. Yurtdışında 300'den fazla Türk koleji ile millî kültürümüzün tanıtılması ve temsil edilmesi için büyük fedakârlıklar yapılıyor.

İşte bu hizmet insanları, böylesine büyük gayretleri, cihan çapındaki takdirleri hiç siyasi hesapları, siyasetin geçici menfaatleri için ellerinin tersiyle iterler mi? Onları tanımamak ne büyük noksanlık...

Ben onları tanıdığım için kendi adıma söyleyeyim: "Önce insan", "önce gönüllere girme" dedikleri için "birey"i çiğneyen, insanın hür iradesiyle vereceği kararları etkileyen siyasi telkinleri ne bekleyecekler, ne de bir başkasına "oyunu şu partiye vermelisin" gibi bir nezaketsizliğin içerisine gireceklerdir.

Sandıktaki oylarla politikaya müdahaleyi düşünmek, bu büyük millete hizmet zeminlerinden yüzlerce basamak aşağıya yuvarlanmak demektir. Hizmet insanlarına, değil bir partiyi desteklemek, iktidar bir altın tepside sunulsa; "yanlış anlaşılırız", "kötü bir çığır açarız", "bütün dünyanın umutlarını boşa çıkarırız", "meğer bunlar da, evet bunlar da koltuk sevdasına tutulmuş dedirtiriz" diyerek o altın tepsiyi yere çalmak yakışır.

Hizmet insanının şiarı, temsile dayanan tebliğdir. Hizmet insanları bütün partilere "eşit uzaklıkta" değil, "eşit yakınlıkta"dır. Çünkü her partinin müntesipleri, sempatizanları bizim insanımızdır.

Herkesi kucaklayanlar, muhabbet fedailiğine soyunanlar geçici politik çıkarlar için asla yanlış yapmazlar, yapmayacaklardır. Kimilerinin yakıştırmaları, vehimleri, beklentileri, suizanna dayanan iddiaları hizmet insanlarını bağlamaz.

Hepimiz hür bireyleriz. Aklımız, gönlümüz, değerlendirmelerimiz hangisine yatıyorsa gider oyumuzu o partiye veririz. Kimse de niye falan partiye oy verdiniz diyemez. Eşimize, çocuklarımıza bile baskı yapmaya hakkımız olamaz.

Demokrasi, gerçek demokrasi bir oyun değildir. Hür iradeli özgür bireylerin samimiyetleri ölçüsünde çağımıza ve insanlığa yol gösterebiliriz...

Herkes kendisine yakışanı yapar...

Yorumlar
Yeni Ekle RSS
+/-
Yorum yaz
Adınız:
E-posta:
 
Başlık:
 
Lütfen resimdeki güvenlik kodunu giriniz.

3.20 Copyright (C) 2007 Alain Georgette / Copyright (C) 2006 Frantisek Hliva. All rights reserved."

 
< Önceki   Sonraki >

Multimedya

Mü'min Ufkunda "Çevre"

Seyredin

Hicret, Ric'at ve Mukaddes Hüzün

Seyredin

En Önemli Vazife

Dinleyin

Fethullah Gülen Belgeseli-1: Ümit Yolcusu

Seyredin

Fethullah Gülen Belgeseli-2: Sevgi Okulları

Seyredin

Fethullah Gülen Belgeseli-3: Hoşgörü ve Diyalog

Seyredin

Salihli Vaazı - 1979

İndirin

Kur'ân ve İlim Konferansı - 1976

İndirin

Mâşuka ait emârelerin şafağına uyanan âşıklar, dudaklarında kıpkızıl kan, sînelerinde alev alev bir tûfan, kendilerini bir ateş çemberi içinde bulurlar. Bir daha da bu zevkli cehennemden dışarı çıkmak istemezler.
Advertisement
Fethullah Gülen Web Siteleri