| Abant Kurumsallaşıyor |
|
|
| Zaman | |
| 17.07.2001 | |
|
Dördüncü Abant Toplantısı, Abant Platformu'nun kurumsallaşma sürecine girdiğinin önemli bir göstergesi oldu. Bu yıl ele alınan 'Çoğulculuk – Siyaset ve Toplum' tartışmaları bütün katılımcıları memnun ederken, basından da büyük ilgi gördü. Sonuç bildirgesi ise Abant Platformları'nın en radikal ve güçlü argümanlara sahip çalışması olarak kayıtlara geçti. Devletin 'homojen toplum yaratmak' amacıyla yaptığı 'toplum mühendisliğine' karşı çıkılması ve şiddet öngörmeyen siyasal partilerin kapatılmasına tavır konulması sonuç bildirgesinde dikkati çeken en önemli maddelerdi. Geçtiğimiz yıllarda eksikliği hissedilen redaksiyon komitesinin de bu yıl kurulması ve verimli çalışması, toplantının başarısına önemli katkı yaptı. Prof. Dr. Ali Yaşar Sarıbay, Doç. Dr. Ömer Çaha, Doç. Dr. Davut Dursun, Doç. Dr. M. Emin Köktaş ve Doç. Dr. İhsan Dağı'dan oluşan redaksiyon ekibinin, katılımcıların hassasiyetlerini gözeterek çalışması büyük takdir topladı. Tarihçi Karpat şaşırdı Abant Platformu'nda bu yıl ilk kez bulunan dünya çapında bilim adamlarımız da vardı. ABD'de Wisconsin Üniversitesi'nde öğretim üyesi olan Prof. Dr. Kemal Karpat, Abant'taki çeşitliliğe şaşırdığını itiraf etti. "Burada hiçbir şey yapılmasa dahi bu kadar farklı dünyalardan insanı bir araya getirip tartıştırmak başlı başına bir olaydır." diyen Prof. Karpat, çoğulculuk anlayışının zaten Türk toplumunun genlerinde bulunduğunu, önemli olanın bunun ortaya çıkarılması olduğunu vurguladı. Batı'da bu yapılamaz Abant'taki en renkli isimlerden birisi olan ve yine ilk kez platforma katılan tarihçi Prof. Dr. İlber Ortaylı da, herhangi bir Batı ülkesinde bu kadar çeşitli fikirden insanları bir araya getirebilmenin mümkün olmadığının altını çizdi. Ortaylı, bunun gerekçesini de, Türkiye'de bazı aydınların sistem tarafından dışlanması olarak değerlendirdi. Toplantıda dikkati çeken bir başka isim de Yeni Şafak Gazetesi başyazarı Ahmet Taşgetiren'di. Davetli olduğu halde önceki platformlara katılmayan Taşgetiren, ilk kez geldiği Abant Platformu'nu Türkiye için yararlı bir tartışma ortamı olarak yorumladı. Taşgetiren, Abant'ta ulaşılan sonucun Türkiye'nin ufkunu açacak nitelikte olmasını belirtmeyi de ihmal etmedi. Halka genişliyor 4. Abant Platformu'nun en etkili ismi ise Prof. Dr. Mete Tunçay oldu. Genel Kurul'daki etkili yönetimi ve 'sosyalist' kimliği ile gazetecilerin de ilgi odağı olan Prof. Tunçay, Abant Platformu'nu çok önemsediğini bir kez daha gösterdi. İktisatçı Prof. Dr. Mithat Melen, siyaset bilimciler Prof. Dr. Ali Yaşar Sarıbay, Prof. Dr. Naci Bostancı, Prof. Dr. Orhan Kavuncu, tarihçi Prof. Dr. Ahmet Yaşar Ocak, gazeteci Cengiz Çandar, sendikacılar Hak–İş Genel Başkanı Salim Uslu ve DİSK Genel Başkanı Süleyman Çelebi, Alevi dedesi M. Naci Orhan, Agos Gazetesi Genel Yayın Yönetmeni Hırant Dink ve İslamcı kadın yazarlar Dr. Hidayet Tuksal ve Nazife Şişman da bu yılki platformda ilk kez yer alan isimler oldu. Bu yıl Abant Platformu'nda Hollandalı bir gözlemci dikkati çekti. Hollanda'da bir sivil toplum kuruluşu olarak faaliyet gösteren Cord AID yöneticisi Bert Van Ruitenbeek, aynı kuruluşta görev yaptığı Dr. Veyis Güngör'le birlikte Abant'ı izledi. Toplumun çok farklı kesimlerini temsil eden entelektüellerin Türkiye için bir konuyu tartışmalarını ilgiyle izlediğini kaydeden Ruitenbeek, Abant'ın en önemli özelliğinin, katılımcıların farklılıkları araştırmak yerine ortak noktalar üzerinde kafa yormaları olduğunun altını çizdi. Platformdaki katılımcılardan bazılarının Türkiye'nin AB'ye girmesinin zor olduğu şeklindeki görüşlerini de eleştiren Ruitenbeek, "Ben Türkiye'nin AB'ye gireceğine inanıyorum. Ancak bunun için bir bedel ödenmesi gerekiyor." dedi. |
| < Önceki | Sonraki > |
|---|







