| Fethullah Gülen ve Cadı Avı |
|
|
| Nazlı Ilıcak, Dünden Bugüne Tercüman | |
| 28.01.2003 | |
|
Bir dostum, Fethullah Gülen'in kaleme aldığı "Sonsuz Nur" kitabını verdiğimizi duyunca, bana, "Establishement buna kızacak" dedi. Malûm, "establishement" kelimesi, "Statüko"nun vatandaşta yarattığı antipatiyi gidermeye yönelik bir arayış. Kurulu düzene, "böyle gelmiş böyle gider" inancına 3 Kasım'da, millet, en güzel cevabı vermedi mi? Tabular Tabular var Türkiye'de. Özellikle son yıllarda, Fethullah Gülen'i de "sakıncalı" kişiler arasına koydular. Memlekete, millete hizmet eden, onun değerlerine sahip çıkan, gönüllerde taht kurmuş insanlara, "çete reisi" damgasını vurabilirsiniz. Onları mahkûm de edebilirsiniz. Ama Sokrat gibi, Dreyfüs gibi, hakikatin güneşi çağları aşarak, dünyayı aydınlatmaya devam edecektir. Gülen'in "demokratik kuralları kullanmak suretiyle, devletin kurumsal temellerini değiştirmeyi amaçladığı" belirtiliyor. "Bu hedef doğrultusunda tebliğ ve cemaat aşamaları ile yanlılarını harekete geçirdiği, sonunda cihat aşamasına geleceği" ileri sürülüyor. Cihada giriştiğine dair elde bir delil var mı? Yok. Türkiye'nin temel nizamını dini esaslara dayandıracak planları yaptığını gösteren belgeler var mı? O da yok. Saadet Partisi Genel Başkanı Recai Kutan'ın sık sık dile getirdiği mısraları hatırlıyoruz: "Sessizce düşünsek duyacaklar bir gün Gülen'in irticai faaliyetlerini gösteren somut hiçbir delil mevcut değil. Ayrıca, tek kişilik çete olur mu? Gülen o davanın yegâne sanığı! Takiyye Kasetlerin televizyon kanallarında yayınlanmasından sonra, hakkında dava açıldı. O kasette, Gülen, herkesin, yerini (makamını) muhafaza edecek şekilde, müdebbir davranmasını istiyordu. Buradan yola çıkarak, Fethullah Gülen'i, devleti ele geçirecek sinsi bir planın hazırlayıcısı gibi gösteriyorlar. Oysa, Gülen'in o şekilde konuşmasının temel sebebi, Türkiye'deki baskılardır. İslamî kimliğin "irtica" şüphesi uyandırdığı bir Türkiye'de, insan ister istemez "takiyye" sürükleniyor. Fethullah Gülen'i sevsek de, sevmez görüneceğiz. Onun Türkiye'ye hizmetlerini bilsek de, bilmezden geleceğiz. Dünya onu, kültürler ve dinler arası barışın mimarlarından biri olarak görüyor. Biz görmezden geleceğiz. Said Nursî Bediüzzaman Said Nursî de, irtica suçlamalarından bir türlü yakasını kurtaramamıştır. Yüzlerce kere yargılanmış ama bir kere dahi mahkum edilmemiştir. Hakkında açılan bine yakın davadan beraat etmiştir. Said Nursî kendisine yöneltilen hayali suçlamalara 1935'te Eskişehir Mahkemesi'nde şu cevabı veriyordu: "Evvelâ imkânat başkadır, vukuat başkadır. Her bir ferdin, çok sayıda adamı öldürmesi mümkündür. Bu imkân-ı katil cihetiyle, insanlar mahkemeye verilir mi? Her bir kibritin, bir haneyi yakması mümkündür. Bir yangın imkânı dolayısıyla kibritler imha edilir mi?" Halkın sevgisinden korkulduğu için Said Nursî, kimsenin bilmediği bir yere gizlice gömülmüştür. Said Nursî'nin mezarının yeri belli değil ama hakkında çıkan kitapların ve dergilerin çokluğu, onun gönüllerde taht kurduğunun açık bir delilini teşkil ediyor. Bir tavsiye: Halkın sevdiği insanlardan korkmayın. Siz de kendinizi sevdirmeye çalışın. Aydınlık'tan Al Haberi Fethullah Gülen hakkında Meclis'te yaptığım bir konuşmayı hatırlıyorum. Sene 1999. O zaman da gene Fethullah Gülen'in devleti ele geçireceği söylentileri yaygındı. Emniyette Fethullahçı operasyonundan söz ediliyordu. 25.6.1999'da Meclis'te yaptığım konuşma şöyleydi: "Hem Başbakanlık Sivil Takip Kurulu var, hem Batı Çalışma Grubu. Türkiye'de koca bir hafiye teşkilâtı kurulmuş. Devlet neden vatandaşlarından korkuyor? Vehimleri geride bırakalım. Fethullah Gülen devleti ele geçirecekmiş! Siyasi iradeye sormak istiyoruz: 'Siz devleti ele geçirebildiniz mi ki, Fethullah Gülen geçirebilsin?' Doğu Perinçek'in Aydınlık gazetesi gelecek fırtınaları birbuçuk yıl öncesinden haber veriyor. 1 Şubat 1998'de "Nur tarikatı tasfiye edilecek, Fethullahçılar 8 ayda bitirilecek" diye yazıyordu Aydınlık. 6 Eylül 1998'de gene Aydınlık'ta benzer bir haber yayınlandı: "Genelkurmay'ın yeni dönem hedefi Fethullah'ı bitirmek." Genelkurmay, "İrtica, yeni dönemde PKK'dan daha perişan duruma düşecek" diyor, "Fırtına gibi operasyonlar arka arkaya gelecek. Harekât planında Fethullah Gülen'in tutuklanmasını gerektiren suçlardan yargılanması da var." Sayın Mirzaoğlu, herhalde sel felâketini haber veren radarlar 1.5 yıl öncesinden bu kadar isabetli tahminlerde bulunmuyor. 10 Ocak 1999'da Aydınlık yeniden düğmeye bastı, "Devlete sunulan rapor" başlığı ile Emniyetteki Fethullahçı örgütlenmeden söz etti." Cadı Avı Meclis'te yaptığım konuşmada, "Cadı avına" da değindim. Bir Cizvit papazının "Cadı Yargıçlar İçin Tedbirler" kitabından bazı cümlelerle, cadı avının muhatabı haline getirilen Fethullah Gülen'in durumunu anlatmaya çalıştım. (Malûm Ortaçağ Avrupasında cadı suçlamasına muhatap olan çok sayıda kadın yakılarak öldürülüyordu). "... Deli bir adam, bir kadın hakkında abuk sabuk söz söyledi mi, kadının başı derde girer. Çünkü ona hemen cadı gözüyle bakılır. Kadının kötü bir hayatı olduysa suçludur; ama dürüst bir hayatı olduysa gene ayın ölçüde suçludur; zira cadılar takiyye yapar, gerçek yönlerini saklayıp, kendilerini faziletli insanlar gibi tanıtırlar. Eğer cadı korkuyorsa, bu ilâve bir delildir; çünkü suçlu korkar; ama masumiyetine güvenerek, korkmuyorsa, bu da kesin bir delildir; çünkü, cadılar hep masum gibi davranıp, cesur bir tavır takınırlar. Ayrıca kim cadıyı savunursa, o da cadı muamelesi görür." Sene 1999... Sene 2003. Bu cadı avı ne zaman bitecek? |
| < Önceki | Sonraki > |
|---|







