İdeal, Objektif, Dinamik, Demokratik Bir Eğitim Yazdır E-posta
Üye Değerlendirme: / 3
Kötüİyi 
Abdullah Aymaz, Zaman   
03.02.2003
Cenevre Üniversitesi Onursal Profesörü Pierre Montandon, emekli bir kulak boğaz burun hekimi... Ben kendisini yaklaşık dört sene önce İstanbul'da tanımıştım. O zaman Moğolistan'daki Türk kolejlerini incelemek için gidiyordu. Daha sonra Kazakistan'daki okulları da görmüş, şimdi bu gözlem ve değerlendirmelerini bir salon dolusu İsviçreliye anlatmaya çalışıyor. Dinleyenlerin çoğu kendisi gibi emekli profesör yani ülkenin elit tabakası...

Slayt gösterileriyle görüp yaşadıklarını, kendi değerlendirmeleriyle çok rahat aktarıyor. Yarım saat içinde, çok net bir biçimde her şeyi ifade etti.

Konuşmasına şöyle başladı: "20 sene önce, Türkiye'den doktorasını bitirmiş bir köylü çocuğu (Prof. Şerif Ali Bey) bizim bölümümüze çalışma yapmak üzere başvuruda bulundu. Sonra o arkadaşımız Türkiye'ye döndü, profesör oldu ve bir gün beni Türkiye'ye ve Moğolistan'daki Türk kolejlerini görmek üzere davet etti. Kabul edip gittim, şimdi fotoğraflarla onları size anlatacağım."

Tepegözle duvara aksettirdiği bir haritadan gittiği yerleri yani Moğolistan, Almatı, Astana'yı gösterdi. Sonra toprak pist üzerinde bir uçak ve önünde kendi fotoğrafını gösterdi. "Burası Bayanülge!" dedi. Başka bir fotoğraf ile şehre girişte Moğolların kendi Budist adetleriyle kendisini karşılayışlarını anlattı.

Sonra Sovyet döneminden kalma bir bina ve önündeki iki Moğol çadırını gösterdi. "Çadırın biri okul müdürünün odası." deyince gülüşmeler oldu. Ama içersindeki modern bilgisayar donanımı görülünce hayret başladı.

Başka bir karede bir pazaryeri ve üç Moğol öğrenci görünüyordu. "Okulda gördüklerimle yetinmedim. Çarşıda pazarda dolaşmaya başladım. Bu gençlerle karşılaştım. Aksansız İngilizce konuşuyorlardı. Türk kolejinde öğrenmişlerdi. Türkiye veya bir Batı ülkesinde üniversite tahsili yapmak istiyorlardı. Çok iyi yetiştikten sonra kendi ülkelerine döneceklermiş." dedi.

Bir fotoğraf karesinde Türk müdür ve yardımcısı olan Moğol müdür görünüyor. "Öğretmenler çok genç... Dikkatli eğitim veriyorlar. Fedâkârlar, kaliteliler.. İngilizce, Rusça, Moğolca ve Türkçe ders veriyorlar. Bu okullara destek veren Türk işadamları da işlerinde başarılı insanlar. Mezuniyet törenlerine şâhit oldum. Seremoniler, sanat ve folklor gösterileri çok hoştu. Ben orada çöl ortasında bir İsviçre gördüm. Ben de bir konuşma yaptım. Öğretmenleri Moğol aileleri ile çok içli dışlı gördüm. Eğitimde bu çok mühimdir. Evet çocuk velileri ile öğretmenler çok sıkı bir münasebet içinde olmalıdır. Zaten anne–babalarını çok memnun gördüm. Öğretmenleri çok seviyorlar. Motivasyonları çok iyi. Dünya çapında olimpiyatlara katılan öğrenciler yetişmiş." dedi.

İstanbul'a dönüşünü, orada gördüğü kolejleri... Sürat'ın kitap çalışmalarını da anlattı: "Aynı mantalitede güzel bir gayret gördüm. Bir fabrika gibi çalışıyorlar."

Fatih Üniversitesi'ni anlatırken, "Modern, tertemiz ve ufku açık bir müessese. Yerlerde bir kağıt, atılmış bir mendil görmedim." dedi. Bazılarının kendisine okullar hakkında "radikal ve tehlikeli" şeklinde bir telkin vermeye çalıştıklarını; fakat onlara "Ben anlamaya çalışıyorum. En yüksek seviyede bir öğretim var. Kabul ediyorum, dinden bir esinti de var. Faydalı buluyorum." dediğini söyledi. "Bu müesseseleri ticaret adamları ve vakıfları ayakta tutuyor." dedi.

Sonra "Bu eğitim fikrini açıkça herkese anlatan Fethullah Gülen ile de görüştüm. Tolerans sahibi bir insan. Papa ile görüştü. Herkesi, kendi konumunda kabul etmeyi teklif ediyor. Kendisiyle her şeyi konuştum. Saygın bir şahsiyete sahip. Her mevzuda bilgili bir şahsiyet." dedi.

Moğolistan ve Türkiye'yi anlattıktan sonra geçen sene Kazakistan'a gittiğini söyledi: "Kazakistan'da şartlar Moğolistan'dan farklı. Petrolü, madenleri var. Zengin ve gelişen bir ülke. Sovyet tesiri azalmış. Astana başşehir. Çok iyi giyinmiş insanlar var. Almatı büyük bir alışveriş merkezi. Çok modern. Cumhurbaşkanı Nazarbayev çok dikkatli ve tesirli. Oradaki Türk kolejleri de aynı metotla çalışıyor. Daha iyi. Yavaş yavaş Türk öğretmenlerin yerini Kazak öğretmenler alıyor. Mezuniyet törenine katıldım. Çok güzeldi. Müzik ve sanat grupları çok hoş. Bir fotoğraf gösterdi ve "Milli Eğitim Bakanı ile görüştük. Şamsa Hanım bir bakan olarak masanın bir yanına Kazak, bir yanına da Türk bayrağını koymuş. Bu sempatik hanımefendi, bu okulları ve öğretmenlerini çok takdir ediyor." dedi.

Başka bir fotoğraf karesinde de misafir olduğu bir Kazak öğrencinin evini ve yedikleri yemekleri gösterdi.

Konuşmasının son kısmında da şöyle dedi:

"Netice olarak çok güzel bir eğitim veriliyor. Kültürel yönden, ideal, objektif, dinamik ve demokratik bir çalışma var. Bu profesyonellik, Türkiye'nin, tarihi ve kültürel mirasından geliyor."

Bundan sonra on beş dakikalık bir ara verildi. Sıra ikinci konuşmaya geldi. Time dergisi editörü Herry Müller'in konuşmasından sonra her iki konuşmacıya da sorular soruldu…

Yorumlar
Yeni Ekle RSS
+/-
Yorum yaz
Adınız:
E-posta:
 
Başlık:
 
Lütfen resimdeki güvenlik kodunu giriniz.

3.20 Copyright (C) 2007 Alain Georgette / Copyright (C) 2006 Frantisek Hliva. All rights reserved."

 
< Önceki   Sonraki >

Multimedya

Mü'min Ufkunda "Çevre"

Seyredin

Hicret, Ric'at ve Mukaddes Hüzün

Seyredin

En Önemli Vazife

Dinleyin

Fethullah Gülen Belgeseli-1: Ümit Yolcusu

Seyredin

Fethullah Gülen Belgeseli-2: Sevgi Okulları

Seyredin

Fethullah Gülen Belgeseli-3: Hoşgörü ve Diyalog

Seyredin

Salihli Vaazı - 1979

İndirin

Kur'ân ve İlim Konferansı - 1976

İndirin

Mâyesi hikmetle yoğrulmuş hakîm, hücresinin daracık duvarları içinde kâinatları seyreder ve öyle ulaşılmaz noktalara ulaşır ki, dünyaları gezen seyyahlar, onların yüzde birini bile göremezler...
Advertisement
Fethullah Gülen Web Siteleri