Tavırlarla İçtihad ve Tecdid: Gülen ve Gülen Hareketi Yazdır E-posta
Üye Değerlendirme: / 12
Kötüİyi 
İhsan Yılmaz   
21.02.2002
Yazı İndeksi
Tavırlarla İçtihad ve Tecdid: Gülen ve Gülen Hareketi
İçtihat ve Tecdit
Aydın Liderler, Yeni İçtihat ve Tecdit
Gülen`in Söylemi ve Bu Söylemin Kamusal Alanlardaki Etkisi
Türk Müslümanlığının Dinsel ve Hukuksal Çoğulculuğu ve Laiklik
Politika
Hoşgörü İçin Cihat, Medeniyetler Arasında Diyalog ve İşbirliği
Gayrimüslim Topraklarda (Dâr-ül Harb) Yaşama ve Batı ile İşbirliği
Sonuç

İçtihat ve Tecdit

Normatif heterojenliğin mevcut olduğu çoğulcu bir toplumda siyasal, kültürel, dinsel ve yapısal çoğulculuktan çok hukuksal çoğulculuk sorunu ortaya çıkmaktadır. Hukuksal çoğulculuk, az gelişmiş yönetimlerde olduğu gibi, en sofistike yönetimlerde bile görülebilir; bu küresel bir fenomendir. Hukuksal çoğulculuk teorisi; hukuksal çoğulculuğu devlet bağlamında değil, otorite ve kurumlar bağlamında tanımlamaya çalışmaktadır. Bu teori, resmî hukuk dışındaki rakip, yarışan ve bazen çelişen kurallar ve bunların resmî hukukla ortak olan yapıcı ilişkilerini öngörmektedir. İslam'ın bireyin yaşamını etik ve yasal normatif kurallarla çevreleyen doğası, devlet tanımasına ihtiyaç duymaksızın, modern ve seküler çevrelerde İslâmî hukuksal çoğulculuğun yolunu açmaktadır.

İslam, onu kucaklamayı bir kez seçen kişiden tam bir bağlılık istemektedir. Hukuk, İslam dininin hayatî ve merkezî kısmıdır. Bu nedenle İslâmî ve İslâmî olmayan yönetimlerdeki birçok Müslüman, kendilerini o ülkelerin mevzuatından çok şeriatla ilişkilendirmektedir. Şeriat çağımızda, bir hukuksal çoğulculuk kaynağıdır.

Üstelik İslam'ın özünde mündemiç hukuksal çoğulculuk, İslâmî bir ortamda bile hukuksal bakımdan çoğulcu bir toplum yapısı sağlamaktadır. İslâmî anlayışa göre hukuk, dünyayı yorumlamak için bir anlamlar sistemi ve kültürel şifredir. Hukuk 'bütün yaşam alanlarını yöneten, içinde protokol kuralları ve görgü kurallarının hukuksal biçim kazandığı, bir düzeni temsil etmektedir.' [1] Bu nedenle Lawrence Rosen gibi düşünürler İslam hukukunu bir kültür olarak algılamaktadırlar. [2] İslâmî hukuksal çoğulculuk, İslâmî olmayan alanlarda bile kaçınılmaz olduğu ve resmî tanımanın olmaması İslam hukukunu ortadan kaldırmadığı için resmen tanınmamış olsa dahi, içtihat ve tecdide ilişkin tartışmalar Müslümanların yaşadığı her yerde geçerliliğini sürdürmeye devam edecektir.

içtihat bir hukuk kaynağı değildir. Bu bir aktivite, bir müdahale, metinlerdeki hukuku keşfetme ve bunu, karar vermeyi bekleyen olaylar dizinine uygulama sürecidir. Metinlerdeki kesin kurallarda içtihat olmaz. İslâmî hukuk teorisinde, içtihat 'Müslümanların eylemlerinin hangi dereceye kadar Allah tarafından kabul edileceğini belirleyebilecekleri tek araç' [3] olması nedeniyle, vazgeçilmez olarak görülmüştür.

İslam anlayışı ve yaşamında kültürün mutlaka hukuk olarak algılanması gerektiğinden, herhangi bir değişim, dönüşüm yada yenilenme tartışması kaçınılmaz olarak içtihat etrafındaki tartışmalarla birleşecektir. Bu nedenle herhangi bir yeni söylem, doğrudan yada dolaylı olarak, yeni bir içtihadın sonucudur ve bunun mutlaka, hukuksal modernite tarafından katı biçimde tanımlandığı ve anlaşıldığı şekliyle 'hukuk' alanında olması gerekmez. Bu nedenle özellikle İslâmî gücün gerilemesi ve Batının ve Batı hegemonyasının ilerlemesinden sonra, İslâmî yenilenme savunucuları ve reformcular İslam mirasının yenilenmesi ve yeniden yorumlanmasını sağlamak için içtihad [4] hakkının kullanılmasına dönülmesini savundular. [5]

19. yüzyılın sonunda ve 20. yüzyılın başlarında gelen tepkilerin büyük bir kısmı, Batının Müslüman toplumlar üzerindeki etkisine bir cevaptır ve İslâmî yaşamın değişen şartlarını karşılamak için, İslam'ı yeniden yorumlamak amacıyla yapılan girişimler sonuç vermiştir. Hukukun İslam'ın merkezi olması nedeniyle, İslamcı modernistler sıklıkla enerjilerini bu alanlarda yoğunlaştırdılar. İçtihadın amacı arınmış bir İslam'a dönmekti. [6] Modernistler, yenilikçiler ve Müslüman aktivistler İslam'ın erken dönem kalkınmasını karakterize eden dinamizm, esneklik ve adapte edilebilirliği vurgulamaktadırlar. içtihat yoluyla dahilî bir yenilenme ve Batılı fikirlerin ve teknolojinin seçici biçimde adaptasyonunu (İslamîleştirilmesi=Islamization) savunuyorlardı. Bazı Müslüman düşünürler şeriatın kaynakları ve gelişimine ilişkin olarak, değişen Müslüman toplumların ihtiyaçlarını karşılamak için, devam eden yeniden yorumlama ve yenilenme için zemin oluşturmak üzere daha açık bir anlayış sergilemeyi amaçladılar. Esposito, yeni içtihadın erken dönem reformcuları ve savunucularının 'bir takipçiler çevresini cezbettiklerini, ancak karizmatik şahsiyetlerle kıyaslanabilecek derecede başarı elde edemedikleri gibi, fikirlerini sürdürecek ve uygulayacak etkili örgütlenmeler de oluşturmadıklarını' ileri sürmektedir. [7] Bu nedenledir ki, aydın liderler, özellikle dine dayalı hareketlerin liderleri önem kazanmaktadır.

[1] Murad Hoffman, Islam: The Alternative, s.126, Reading: Garnet Publishing, 1993.
[2] Lawrence Rosen, Bargaining for Reality: The Construction of Social Relations in a Muslim Community, Chicago: University of Chicago Press, 1984; Rosen, The Anthropology of Justice: Law as Culture in Islamic Society, Cambridge University Press, Cambridge 1989.
[3] Hallaq, 'Was the Gate of Ijtihad Closed?', s. 33.
[4]Bkz., John L. Esposito, Islam: The Straight Path, 3. baskı, Oxford University Press, Oxford 1998.; z. 84; aynı yazar, 'Perspectives on Islamic Law Reform: The Case of Pakistan', içinde yer aldığı eser: Journal of International Law and Politics, c.13, no.2 (1980): 240; Hussain Hamid Hassan, An Introduction to the Study of the Islamic Law, s. 120, Uluslar arası İslam Üniversitesi, İslamabad 1997; ve Hayrettin Karaman, İslam'ın Işığında Günümüzün Meseleleri, s. 536, Yeni Şafak Yay., İstanbul 1996. Menski içtihad kapısının kapandığı iddialarının kısa bir özetini vermekte ve ustalıkla şunu belirlemektedir: 'Burada verilen izlenim, artık İslam hukukunda daha fazla hukuksal gelişme olmayacağıdır. Batılı gözlemciler bu anlayışı çok sevmişlerdir, zira bu anlayış Müslümanların kendilerini bilgi ve kalkınmanın orta çağdaki düzeyine hapsettiklerini göstermektedir. Modernistler de çok mutlu olmaktadır: İslam modern dünya ile başa çıkamayacaktır, bu nedenle küresel geleceğin bir parçası olmayacaktır. Bütün bu düşüncelere son zamanlarda yalnızca zekice araştırma argümanlarıyla değil, aynı zamanda İslam hukukunun kendisinde meydana gelen çok sayıda yeni gelişmeyle meydan okunmuştur.' Werner F. Menski, Comparative Law in a Global Context: The Legal Systems of Asia and Africa, s. 283, Platinium, Londra 2000.
[5] Bakınız Dale F. Eickelman, 'Inside the Islamic Reformation', Wilson Quarterly, c. 22, no.1, s. 89, 1998.
[6] Esposito, Islam, s. 125.
[7] Esposito, İslam, s. 145.


Son Güncelleme ( 19.10.2006 )
 
< Önceki   Sonraki >
Foreign Policy'de Gülen Röportajı

Multimedya

Fethullah Gülen Belgeseli-1: Ümit Yolcusu

Seyredin

Fethullah Gülen Belgeseli-2: Sevgi Okulları

Seyredin

Fethullah Gülen Belgeseli-3: Hoşgörü ve Diyalog

Seyredin

İmanda Derinlik

Seyredin

Yıkık Yuvalar ve Ebedî Yetim Çocuklar

Dinleyin

Müzmin Müfteriler ve Müslümanca Mukabele

Dinleyin

Erzurum Vaazı - 19980

İndirin

Altın Nesil Konferansı - 1977

İndirin

İşkolik olmak başka, işinin aşığı olmak başkadır.
Advertisement
Fethullah Gülen Web Siteleri