Tavırlarla İçtihad ve Tecdid: Gülen ve Gülen Hareketi Yazdır E-posta
Üye Değerlendirme: / 10
Kötüİyi 
İhsan Yılmaz   
21.02.2002
Yazı İndeksi
Tavırlarla İçtihad ve Tecdid: Gülen ve Gülen Hareketi
İçtihat ve Tecdit
Aydın Liderler, Yeni İçtihat ve Tecdit
Gülen`in Söylemi ve Bu Söylemin Kamusal Alanlardaki Etkisi
Türk Müslümanlığının Dinsel ve Hukuksal Çoğulculuğu ve Laiklik
Politika
Hoşgörü İçin Cihat, Medeniyetler Arasında Diyalog ve İşbirliği
Gayrimüslim Topraklarda (Dâr-ül Harb) Yaşama ve Batı ile İşbirliği
Sonuç

Aydın Liderler, Yeni İçtihat ve Tecdit

Sünen-i Ebu Davud'da yer alan; 'Her yüzyılın başında Allah bu cemaate dini Tecdit edecek birisini gönderecektir' hadisi genel olarak sahih hadis olduğu kabul edilen bir hadistir. [1] Bu hadise göre Allah tarafından her yüzyılda bir, ümmetin din anlayışı ve uygulamasını yenilemek için birisi gönderilecektir. [2] Tecdit misyonuyla görevli bu kişi müceddid olarak adlandırılmaktadır. Algar'ın deyişiyle; 'müceddidin işlevi; hem doğru dinî bilgiyi hem de uygulamayı restore etmek, hem de hatanın çürütülmesi ve ortadan kaldırması için faaliyet göstermektir.' [3] Geleneksel anlayışta tecdidin özü; 'Sünnetin yeniden canlandırılması ve bid'anın ortadan kaldırılmasıdır, siyasal alanda kapsamlı değişim gerçekleştirme, müceddidin sorumluluğunun bir parçası değildir.' Bediüzzaman Said Nursi'nin görüşüne göre müceddidler 'kendi vazifelerini yeni açıklama metotları, çağa uygun yeni ikna araçları ve yeni detaylı talimat biçimleri kullanarak yerine getirirler.' [4] Her asırda en az bir müceddid bulunur ve birden fazla olması da muhtemeldir. Ayrıca 'müceddidin kimliğine ilişkin meşru görüş farklılıkları ihtimali de vardır.' [5] Suyutî 'müceddidin tanımlanmasındaki kilit unsurun, kişinin çağdaşları tarafından kabul edilen somut ve geniş tesiri olduğunu' [6] söylemektedir.

Müslüman düşünürlerin bu hadise olan ilgisi neredeyse tamamen kişiliklere, yani müceddidin kimliğine odaklanmıştır. [7] Seyyid Rıza Vali Nasr, İslam düşüncesindeki çağdaş gelişmelerde bireysel lider-entelektüellerin rolünün analizinde şu muhakemeyi önermektedir: Gelişmeci fikirleri ileri süren, çeşitli sosyal grupların kaygılarını dile getiren, kamuoyu tartışmalarını kendilerini içerecek ve içermeyecek fikirleri seçerek yönlendiren ve bireyi ve sosyal deneyimleri özgürlük, adalet, iyilik, kötülük ve kurtuluş hakkında süregelen sorular ve kaygılarla ilişkilendirenler bu aydınlardır. İslam inancının, Batı düşüncesiyle mücadelesini sürdürmesi amacıyla, yorumlayarak okunması sürecini başlatan ve bu inancın, Müslümanların hızla değişen sosyal yaşamında bir rol almasına yardım eden bu aydınlardır. Kısacası; yeni bir söylemi mümkün kılacak sosyal güdüleri kullanan çağdaş İslâmî düşünceyle ilişkilendirilen temel fikirleri ifade edenler, bu aydınlardır. [8]

Kişilikler üzerine aşırı yoğunlaşma nedeniyle, Tecdit kavramı, bu kavramın yapısı ve gerekliliği, nadiren tartışılmış, hatta hiç tartışılmamıştır. [9] Colin Turner'in görüşüne göre; tecdidin gerçek anlamı ne zaman ihtiyaç zorunlu kılarsa, Allah, yaşamları ve çalışmaları yoluyla imanın ve İslam'ın realitelerini insanlara sunulması gerektiği şekilde sunan kişi yada kişilere ilham eder. Böylece müceddid Kur'an'ı kendi çağının insanlarına, o çağa hitap ettiği şekliyle ve aslında Hazreti Peygamber (sav) tarafından 14 asır önce açıklandığı şekliyle açıklar. Ve bunları zamanının insanlarının düşünce düzeyine uygun bir yolla yapar. [10] Daha önce belirtildiği gibi, İslâmî Tecdit savunucuları, İslam mirasının yeniden yorumlanabilmesi için içtihadın kullanımına yeniden dönülmesi gerektiğini savunmaktadırlar. Yine de burada şimdiki sorun; içtihat kapısının açık olup olmadığı değil, içtihatların gerekli olup olmadığı ve hangilerinin takip edileceğidir.

Ebu Yusuf hariç, büyük imamların hiç birisi devlet aygıtının resmî görevlisi değildi. Aksine, onları devletin resmî görevlisi haline getirmek için yapılan her türlü teklifi, emri ve baskıyı reddettiler. Bu müçtehitler (içtihat yapmaya ehil şeriat uzmanları) tamamen bağımsızdı ve hiç kimsenin onları mutlaka izlemesi gerekmiyordu. Soru sormaya gelen insanlar birkaç müçtehide birden gidiyorlardı. 'Bir serbest pazar ekonomisi vardı' ve bu ortamda, insanların 'kullanacağı' bir dizi 'birbiriyle rekabet eden' fetvalar ve içtihatlar vardı. [11] Zaman sınavına dayanabilen yorumlar, kural ve uygulama haline geldiler.

Post-modern çağda, insanlar daha fazla bağımsız olmaya, kendi yargıçlıklarını kendileri yapmaya ve çeşitli görüşler arasından seçmeye daha eğilimli hale geldiler. Böylece sosyolojik bakış açısından, gelecekte 'piyasa'da bir dizi 'birbiriyle rekabet eden' fetvalar ve içtihatlar olacak ve insanlar bunların arasından seçecekler. Şimdiden birçok kişi ve kurumun içtihat yapma hakkına sahip olduğunu iddia ettiğini görüyoruz. Bunların insanların gözünde meşru olup olmadıklarının teste tâbi tutulması gerekir. Eğer bir devlet içtihat yaparsa, Pakistan örneğinde olduğu gibi bu uygulama sivil itaatsizlikle sonuçlanabilir. [12] Eğer içtihat sivil ise, o zaman bazı insanlar serbestçe onu kabul ederken, diğerleri etmeyebilecektir. Ancak bu noktada, bu faaliyetlerin sonucu olarak post-modern Müslümanlar inter-madhab (? Anlamı çözülemedi. Çev.Notu)-net ve mikro müçtehitler arasında sörf yapmaktadırlar. Ancak burada post-modern bölünme sorunu ortaya çıkmaktadır. [13] İlave olarak Esposito'nun daha önce sözü edilen görüşleri ışığında, yeni söylemler ve içtihatlar üretmekten daha önemlisi, bunları etkili organizasyonlar ve takipçilerle uygulayabilmektir. [14]

Herhangi bir post-modern bölünmeden kaçınmak, ama aynı zamanda yeni değişimleri ve içtihatları sivil itaatsizlikle karşılaşmadan uygulayabilmek için; hükümet dışı sivil örgütler (NGO'lar) yada sivil hareket liderleri veya fikirlerini uygulayacak etkili örgütlenmelere sahip dine dayalı hareketlerin liderlerinin oynayacakları önemli bir rol vardır. [15] Dine dayalı hareketlerin liderlerinin içtihat yapmaları yada içtihadı savunmaları ve en önemlisi, her ne kadar bunu değişik nedenlerle içtihat yada Tecdit olarak isimlendirmeseler yada bayraklandırmasalar bile, fikirlerini sivil alanda uygulamak için, araçlara sahip olmaları gereklidir. İnsanlar dine dayalı hareket liderlerini kendi iradeleriyle izlediklerinden, devlet ve onun kanunları dahil hiç kimse, insanları dine dayalı hareket liderini izlemek için zorlamadıklarından dolayı, dinî liderin içtihat faaliyeti, sivil içtihat alanındadır. [16] İnsanlar bu içtihadı kabul ederler yada etmezler. Ancak çoğunlukla kabul ettikleri görülmektedir. Bunun nedeni basittir: Bireyler dine dayalı bir lideri takip etmeye zorlanmazlar. Belli bir dine dayalı hareket liderini izlemeye başlamadan önce, lideri kişiden kişiye değişen, iman, görünüş, dürüstlük, bilgi, samimiyet ve benzeri kriterlerle az yada çok sınamaya tâbi tutarlar. Bu kriterlerin ilgili, bilimsel yada doğru olup olmadığı, bireyin inancı ve bilinci için bir dine dayalı lideri ve onun söylem ve uygulamasını meşrulaştırmaya yetmeleri gibi basit bir nedenden dolayı önemsizdir. Birey; belli bir dine dayalı hareket liderinin inanılır olduğu kanısına varırsa, o zaman yeni bir takipçi daha lidere inanmış olacak ve onu bütün yollarda izlemeye başlayacaktır; liderin içtihatları yada liderin yeni içtihatlara bakışı bundan istisna değildir.

İmana dayalı hareket liderinin üç işlevi vardır. Birincisi, liderin kendisi bir müçtehiddir ve içtihat yapar. İkincisi belli bireyler ve kurumların bazı içtihatlarını takip eder. Sonra takipçilerinin gözünde bu içtihatlar meşru hale gelir ve izlenebilir. Üçüncüsü, lider bazı takipçilerden ve/veya başkalarından oluşan bir içtihat komitesi kurabilir. O zaman bu komitenin içtihatlarına ilk olarak lider tarafından sonra takipçileri tarafından uyulacaktır. Böylece İslâmî sosyo-hukuksal alanda post-modern bölünmeden, bir yandan İslâmî çoğulculuk ve farklılıkların korunmasına rağmen, kaçınılabilir. Buna örnek Gülen olayıdır.

[1] Hamid Algar, 'The Centennial Renewer: Bediüzzaman Said Nursi and the Tradition of Tajdid', Journal of Islamic Studies (Oxford), c.12, No. 3, Sayı: 292, s. 291-311.
[2] Algar, a.g.e., s.297.
[3] Algar, a.g.e., s. 295.
[4] Bediüzzaman Said Nursi, Şualar, s.670. Algar tarafından tercüme edilmiş ve alıntı yapılmıştır, 'The Centennial Renewer', s. 304.
[5] Algar, a.g.e., s. 296.
[6] Algar tarafından nakledilmektedir. A.g.e., s. 310.
[7] Colin Turner, 'Renewal in Islam and Bediüzzaman', Dördüncü Uluslararası Bediüzzaman Said Nursi Sempozyumu, 20-22 Eylül 1998, İstanbul, s. 1; ayrıca bkz. Hamid Algar, 'The Cenetnnial Renewer: Bediüzzaman Said Nursi and the Tradition of Tajdid', Journal of Islamic Studies (Oxford), c. 12, no: 3, s. 291-311-292.
[8] Seyyid Vali Rıza Nasr, 'Qur'anic Commentary and Social Change: Modern South Asian Tafsir and Risale-i Nur in Comparative Perspective', Dördüncü Uluslar arası Bediüzzaman Said Nursi Sempozyumuna sunulan tebliğ, 20-22 Eylül 1998, İstanbul, s. 1.
[9] Turner, 'Renewal', a.g.e, s. 1; tecdid hakkındaki kısa bir tartışma için ayrıca bkz; Hallaq, Was the Gate of Ijtihad Closed?, s. 27-28.
[10] Turner, 'Renewal', a.g.e, s. 2.
[11] Karaman, Yeni Gelişmeler Karşısında İslam Hukuku, s. 80, Nesil Yay., İstanbul 1992.
[12] Yılmaz, 'Limits of Law', a.g.e., s. 15-16; Yılmaz, The Dynamic Legal Pluralism and the Reconstruction of Unofficial Muslim Laws in England, Turkey and Pakistan. SOAS, s. 239-272, Londra 1999.
[13] Detayları için bkz. Yılmaz, 'Surfers on the Inter-Madhhab-net', a.g.e.
[14] Esposito, a.g.e., s. 145.
[15] Bunu başka bir yerde detaylı olarak tartıştım. Yılmaz, 'Surfers on the Inter-Madhhab-net', a.g.e.
[16] Türkiye olayında, Türkiye Cumhuriyeti İslam Hukukunu terk etmeye 1926 yılında karar verdiği için sivil içtihad kesinlikle gayrı resmîdir. Zira Türkiye Cumhuriyeti, 1926 yılında İslam Hukukunu terk etmeye karar vermiş ve sosyal- hukuksal işlerde İslam'a herhangi bir atıfta bulunmayı illegal hale getirmiştir. Yine de birçok Müslüman Türk, Kemalist elitin, İslam'ı özel bir konu haline getirme ve gayrı resmî Türk-İslam Hukukunu yeniden yapılandırma (jakobence) arzularına ısrarla karşı koymuştur. Ayrıntılar Yılmaz, 'Legal Pluralism in Turkey: Persistence of Muslim Laws', International Journal of Turkish Studies, c. 7, no: 1-2, s.110-124; ayrıca bkz: Yılmaz, 'Secular Law and the Emergence of Unofficial Islamic Law in Turkey', The Middle East Journal, c. 56, no.1, s. 113-131. Kış 2002.


Son Güncelleme ( 19.10.2006 )
 
< Önceki   Sonraki >

Multimedya

Temsil Öncelikli Tebliğ

Seyredin

Sahâbe Efendilerimizin Hizmet Düşüncesi

Seyredin

Hizmet Mâzeret Değil!..

Dinleyin

Kalb Kasveti ve İnşirah Vesileleri

Dinleyin

Altunizade Vaazı - 1980

İndirin

Berlin Konferansı - 1977

İndirin

İnsan, Allah'a yürekten ihtiyaç hissetmeli, acz u fakrıyla Allah'a yönelmeli ki, Cenâb-ı Hak da ona icabet etsin. Cenâb-ı Allah, Zâtına karşı müstağni davrananlara teveccühte bulunmaz.
Advertisement
Fethullah Gülen Web Siteleri