| Sevgi |
|
|
| Fethullah Gülen | |
| 01.03.1987 | |
|
Sevgi, dünyaya gelen her varlıkta en esaslı bir unsur, en parlak bir nur, en büyük bir kuvvettir ve bu kuvvetin yeryüzünde yenemeyeceği hiçbir hasım yoktur. Sevgi evvelâ bütünleşebildiği her rûhu yükseltir ve ötelere hazırlar. Sonra da bu ruhlar sonsuzluk adına doyup duydukları şeyleri bütün gönüllere hâkim kılmanın kavgasını vermeye başlarlar. Bu yolda ölür ölür dirilir; ölürken 'sevgi' der ölür, dirilirken de sevgi soluklarıyla dirilirler. Sevmeyen ruhların olgunlaşıp insanî semâlara yükselmelerine imkân yoktur. Evet onlar yüzlerce sene yaşasalar dahi olgunluk adına bir çuvaldız boyu yol alamazlar. Sevgiden mahrum bu sîneler, bir türlü egonun karanlık labirentlerinden kurtulamadıkları için, kimseyi sevemez, sevgiyi sezemez ve varlığın sînesindeki muhabbetten habersiz olarak kahrolur giderler. Çocuk, ilk defa dünyaya gözlerini açtığı zaman sevgi ile karşılaşır, şefkatle gerilmiş ruhları görür ve muhabbetle atan kalplere sırtını vererek büyür. Daha sonraları ise, bu sevgiyi bazen bulur bazen de bulamaz; ama bütün bir hayat boyu hep o sevgiyi arar ve onun arkasından koşar. Güneşin çehresinde sevginin izleri vardır. Sular buhar buhar o sevgiye doğru yükselir; yukarılarda damlalaşan su habbecikleri, o sevginin kanatlarıyla kanatlanır ve nâralar atarak başaşağı toprağın bağrına inerler. Güller, çiçekler sevgiyle gerilir ve gelip geçenlere tebessümler yağdırırlar. Yaprakların bağrına taht kuran jaleler, durmadan çevrelerine sevgi dolu gamzeler çakar ve sevgiyle raks ederler. Koyun, kuzu sevgiyle meleşir ve birleşir; kuşlar ve kuşçuklar sevgiyle cıvıldaşırlar ve sevgi koroları teşkil ederler. Her varlık, kainattaki yeri itibarıyla bu geniş sevginin bir yanını, parlak bir senfonizma ile seslendirmekte, irâdî ve gayr-i irâdî, varlığın sînesindeki derin aşk ve muhabbeti göstermeye çalışmaktadır. Sevgi, insan ruhunda öyle derin izler bırakır ki, o uğurda yurt-yuva terk edilir, icabında ocaklar söner ve her vâdide ayrı bir mecnun 'Leylâ!' der inler. Ruhundaki sevgiyi kavrayamamış sığ gönüller ise bu işe delilik derler..! Diğergamlık ve başkaları için yaşamak, insanoğluna ait yüksek bir duygudur ve kaynağı da sevgidir. İnsanlar arasında bu sevgiden en çok hisse alanlar en büyük kahramanlardır. İçindeki kinleri, nefretleri söküp atmaya muvaffak olmuş en büyük kahramanlar... Ölüm bu kahramanların soluklarını kesemez. Hazân onların çiçeklerini solduramaz. Aslında her gün iç dünyalarında ayrı bir sevgi meşalesi tutuşturup, kalplerini sevginin, mürüvvetin meşcereliği hâline getiren ve duygu dünyalarında açtıkları yollar ve tünellerle bütün gönüllere girmesini bilen bu çalımlı ruhlar, öyle yüksek bir divandan 'ebed-müddet' yaşama hakkını almışlardır ki, değil ölüm ve fânilik, kıyametler dahi onların çiçeklerini solduramaz ve kadehlerini deviremez. Çocuğu için ölmesini bilen anne büyük bir şefkat kahramanı, ülkesi ve insanı için hayatını hakîr gören fert bir millet fedâisi, insanlık için yaşayıp onun için ölen kahraman ise, sînelerde taht kurmaya hak kazanmış bir ölümsüzlük âbidesidir. Böylelerinin elinde sevgi, her düşmanı yenebilecek bir silah, her kapıyı açabilecek sihirli bir anahtardır. Bu silah ve bu anahtara sahib olanlar, bugün olmasa da yarın mutlaka bütün cihanın kapılarını açacak ve ellerinde muhabbet buhurdanlıkları dörtbir yana huzur kokuları saçıp dolaşacaklardır. İnsanların gönüllerini fethetmek için en kestirme yol sevgi yoludur. Ve sevgi yolu peygamberler yoludur. Bu yolda yürüyenlerin yüzlerine kapılar kapanmaz! Ezkazârâ, birisi kapansa bile onun yerine yüzlercesi, binlercesi açılır. Bir kere de sevgi yoluyla gönüllere girildi mi, artık halledilmedik hiçbir mesele kalmaz. Ne mutlu sevgiyi kendine rehber yapıp yürüyenlere! Yazıklar olsun, ruhundaki sevgiyi sezemeyip bütün bir hayat boyu kör ve sağır yaşayan talihsizlere! Ey yüceler yücesi Rabbim, kinlerin nefretlerin, gecenin koyu karanlıkları gibi dört bir yanı sardığı günümüzde, Sen'in sevgine sığınıyor, şu fevkalâde haşerî ve alabildiğine azgınlaşmış yaramaz kullarının gönüllerini, muhabbet ve insanî duygularla doldurman için son bir kere daha kapında inliyor ve iki büklüm oluyoruz. Sızıntı, Mart 1987, Cilt 9, Sayı 98 |
| < Önceki | Sonraki > |
|---|
Kürsü
Güvenilir Tüccar
Şayet, sâdık ve emin tüccara, ahirette en kutlulardan müteşekkil olan o üç zümre ile beraber bulunma vaat ediliyorsa... Okuyun
Zihin Harmanı
Kabiliyetleri Kullanma
Allah'ın kendilerine ifade ve beyan kabiliyeti lütfettiği büyüklerimizin, iş sahalarını genişletmeleri dolayısıyla kudsî iman ve Kur'ân hizmetini... Okuyun
Bamteli
Kendim Gibi Döneceğim!..
Mahkemenin beraat kararının tasdik edilmesinden sonra hemen herkes Türkiye'ye dönüşünüz üzerine yorumlar yapmaya başladı.Seyredin
Son Eklenenler
-
Yurt Dışındaki Bir Türk Okulunda Öğretmen Olacağım
(05/07)
-
Abant Platformu'nda Bolu Valisi 'Bürokratik Elit'ten Hesap Sordu
(05/07)
-
Kürt Sempozyumunda Validen İşkence İtirafı
(05/07)
-
Ayrı Devlet Kurmak İsteyen Kürt Yok
(05/07)
-
Ayrı Devlet İsteyen Kürt'e Rastlamadım
(05/07)
-
Abant Serinliğinde Ülkenin Sıcak Meselelerini Tartışmak
(05/07)
-
Kim Bu 3 Bin Kişi?
(05/07)
-
Bolu Valisi'nden 12 Eylül Kritiği
(05/07)
Basından
Editörden
-
Fethullah Gülen AKP'den Desteğini Çekiyor mu?
(04/07)
-
Halk Entelektüeli veya Tıklama Şampiyonu
(25/06)
-
Fethullah Gülen Birinci Oldu
(23/06)
-
"Gülen'e Yakın İşadamlarına Konuşacak"
(02/06)
-
'Fethullah Gülen Cemaati' Kime Zarar Veriyor?
(20/05)
-
"En Büyük Siyasi Parti"
(05/05)
-
Evet, Türkçe Öğretiyorlar!
(28/04)
Sitede
ABD Sohbetleri
Kırık Testi
-
Cennet Kapıları
(23/06)
-
Benim Yüzümden!..
(16/06)
-
Şefaat Ya Rasûlallah!..
(09/06)
-
Dört Maddelik Nasihat
(02/06)
-
İnâyet Altındayız!..
(26/05)
Bamteli
-
Kendim Gibi Döneceğim!..
(25/06)
-
Temsil Öncelikli Tebliğ
(23/06)
-
Tekellüf ve Öz Yüreklilik
(16/06)
-
Mü'minlerin Anneleri Hazreti Hatice ve Hazreti Âişe
(09/06)
-
Ruhî Bunalım ve Gâyeli Hayat
(02/06)
İslâm'da Meşrepçilik Var mıdır?

İslâm'da meşrepçilik var mıdır? Sahabe-i kiram arasında böyle ayrılıklar oluyor muydu? Birleştirici bir fikir ne olabilir? Okuyun...
Şeytan ve Çağdaş Takipçileri

Şeytan, Allah'ın rahmetinden uzak düşmüş, işi azgınlık ve azdırma; varlığını fitne, fesat, nifak ve şikak ekseninde sürdüren lanetlik bir tali'sizdir. Okuyun...










