Kabrinden En Son Tacik Öğrenciler Ayrıldı Yazdır E-posta
Üye Değerlendirme: / 0
Kötüİyi 
Abdullah Aymaz, Zaman   
10.03.2003
1994–1995 senesinde Tacikistan, Tursunzâde’deki Türk Koleji ilk mezunlarını veriyordu. Onlardan seçilen on öğrenci, Türkiye’deki YÖS sınavına hazırlandı. Bu öğrenciler Türkiye’ye gelip bu sınava girdiler. Bunlardan dört tanesi, Boğaziçi Üniversitesi’ni; altı tanesi, ODTÜ’yü kazandı. Bunları duyan Hacı Kemal Ağabey görülmedik bir sevinç izhar etti. Sanki cennetler onun olmuştu. Hemen bu başarılı öğrencileri, Tacikistan’a maddi yönden destek olan esnaf ile tanıştırdı.

Tacikistan’da Hacı Kemal Bey ilk kalp krizini 1996’da geçirdi. Havaalanından eve gece gelmişti. Sabah saat 6’da Celal Bey bir bağırtı ile uyandı. Hacı Bey’in kalp krizi geçirmekte olduğunu fark edip ilaçlarını getirerek doktor çağırdı. 1996 Aralık ayında ikinci kalp krizini geçirdi. Orada hastane şartları da çok kötü idi, buna rağmen “Öleceksem burada öleyim.” diyerek Tacikistan’da kalmayı tercih etti. Zaten çoğu zaman “Öleceksem beni bu okulun bahçesine gömün.” derdi.

1997 senesinin Ocak ayında Türkiye’ye döndü. Yine Tacik öğrencilerle ve Tacikistan meseleleri ile ilgileniyordu. Izdırabından ve hızından hiçbir şey kaybetmemişti. Hatta çoğu defa “Âh keşke on beş yaş daha genç olsam da Tacikistan’ın her beldesine okul açabilsem.” derdi. O günlerde Ramazan ayı münasebetiyle oruç tutuyordu. Akşama doğru şekeri iyice yükseldiğinden halsiz kalıyor, çok zorlanıyor, ama bir türlü orucu bırakamıyordu. Daha 1992 senesinde Azerbaycan’da iken ayağını ısınsın diye kalorifer peteğine dayadığı için sağ ayağının baş parmağı yanıyor. Şeker hastası olduğundan parmak uçlarını hissetmediğinden sadece iyice kemiğe değince farkına varıyor. Hastalık yüzünden işte bu sebepten de perişan bir haldeydi. Onun için oruç tutmak daha da zor oluyordu. Vefatından önceki günlerde, yani hastaneye kaldırılmadan iki gün evvel Tacik öğrencileri toplamış ve onlarla son bir sohbette bulunmuştu. Hatta Tacikistan’dan son dönüşünde hiç yapmadığı bir şekilde oradaki bütün herkesle birer birer sarılarak vedalaşmıştı.

28 Şubat 1997’de sabah saat 6’da kalp krizi geçiriyor, yalnız olduğu için hemen oğlu Abdullah’ı telefonla çağırıyor. Daha sonra diğer oğulları da geliyor ve kendisini Haseki Hastanesi yoğun bakıma kaldırıyorlar. 13 gün bitkisel hayatta kaldı. Hiç kendine gelemedi. Bütün Türkiye dua etti. 13 Mart 1997 günü 71 yaşında Hakk’a yürüdü.

Celâl Bey diyor ki: “Vefat haberini aldığımda doğruca hastaneye koştum ve doktoru buldum. Vefat ettiğini söyledi. Morga indim, altı tane ceset vardı. Hepsinin üstü örtülü olduğundan hangisinin Hacı Kemal Ağabey olduğunu kestirmekte güçlük çektim. Yüzünü açıp bakmaya kıyamadığımdan sağ ayak başparmağındaki yaradan tanırım ümidiyle örtüyü kaldırdım ve ayaklarını tanıdım. Öptüm. Morgun kapısından tam çıkmak üzereyken Hocaefendi geldi. “Nerede?” diye sordu. Ben de gösterdim. Yüzünü açtı, ağlayarak alnından öptü. Hıçkırıklara boğulan Hocaefendi’yi oradan çıkardım. (Yüzü hiç ölmemiş gibi pırıl pırıldı.)

STV’den Hacı Kemal Bey’in vefatı bütün Türkiye’ye haber verildi. Onun herkes üzerinde hakkı vardı. Bir gün sonra cenazesini oğulları, torunları, damadı Dr. Mahmut Bey’le birlikte Mehmet Ali hocamız, Kadir ve ben yıkayıp kefenledik.”

14 Mart 1997 günü öğle namazından sonra kılınan cenaze namazında Fatih Camii doluydu. Tarihinde belki de hiç bu kadar kalabalık görmemişti. Cenaze namazını Hocaefendi ağlayarak kıldırdı. O gün Topkapı’daki Anıt Mezar’a, merhum Özal’a yakın bir yere defnedildi. Zaten o Ramazan Bayramı’nda Hacı Kemal Bey, Celal Bey’le kabristana gittiklerinde annesinin ve hanımının mezarlarını ziyaret etmiş aralarındaki boş yeri gösterip “Burada ben yatacağım inşallah.” demişti. Bu samimi zatın arzuladığı gibi annesiyle hanımının mezarlarının orta yerine yerleştirildi. Herkes dualarını okuyup ayrılmış gitmişti; ama Türkiye’de okuyan Tacik öğrenciler gözleri yaşlı olarak mezarının üzerine kapanıp akşama kadar ağlaşmışlardı. Hâlâ her 13 Mart günü kabrinin başında onu anmaya ve dualarla yâd etmeye devam ediyorlar. Mekânı cennet olsun. Âmin.

Yorumlar
Yeni Ekle RSS
+/-
Yorum yaz
Adınız:
E-posta:
 
Başlık:
 
Lütfen resimdeki güvenlik kodunu giriniz.

3.20 Copyright (C) 2007 Alain Georgette / Copyright (C) 2006 Frantisek Hliva. All rights reserved."

 
< Önceki   Sonraki >

Multimedya

Mü'min Ufkunda "Çevre"

Seyredin

Hicret, Ric'at ve Mukaddes Hüzün

Seyredin

En Önemli Vazife

Dinleyin

Fethullah Gülen Belgeseli-1: Ümit Yolcusu

Seyredin

Fethullah Gülen Belgeseli-2: Sevgi Okulları

Seyredin

Fethullah Gülen Belgeseli-3: Hoşgörü ve Diyalog

Seyredin

Salihli Vaazı - 1979

İndirin

Kur'ân ve İlim Konferansı - 1976

İndirin

Mâyesi hikmetle yoğrulmuş hakîm, hücresinin daracık duvarları içinde kâinatları seyreder ve öyle ulaşılmaz noktalara ulaşır ki, dünyaları gezen seyyahlar, onların yüzde birini bile göremezler...
Advertisement
Fethullah Gülen Web Siteleri