Asya Tipi Kıskançlık Yazdır E-posta
Üye Değerlendirme: / 0
Kötüİyi 
Kerim Balcı, Zaman   
26.05.2003
İslam Dünyası’nın üç asırlık geri kalmışlığına fikri tepkisi Asya tipi kıskançlık adını verebileceğimiz bir yansıtma mekanizmasından ibarettir. Bu davranış modunun entelektüel yansıması sanki ‘kalkınmış Batı’ tarihi bir kaza (accident) imiş de üzerinde akademik çalışmaya gerek görülmezmiş gibi sadece kendi geri kalmışlığımızın analizi ile uğraşmak olmuştur.

Oysa yıkılışın analizi özü itibarıyla ‘yıkılışı’ esas alan bir entelektüel uğraşıdır ve yıkıcıdır. Halil İnalcık’ın ‘Osmanlı geri kalmadı, Avrupa ileri gitti. Çalışılması gereken Osmanlı’nın neden geri kaldığı değil, Avrupa’nın neden ileri gittiğidir’ tezi, bu yıkılışı esas alan entelektüel saplantının tedavisine yönelik bir tezdir, ancak görülen o ki ancak tez aşamasında kalmıştır.

Asya tipi kıskançlık ‘öteki’nde olanı haksızlıkla gasp edilmiş bir gelişmişlik olarak görür ve tepkisi imrenmek ve daha iyisini yapmak için gayret göstermek değil, kendi geri kalmışlığını özümsemek ve ötekinin kalkınmışlığına haset etmek şeklinde ortaya çıkar. Halka mal olduğu şekliyle bu haset ‘eller giderken Ay’a, biz kaldık yaya’ ifadesine bürünür. Bu haset Batı’nın başarılarıyla tüm bir insanlık adına övünmek yerine büyük mütefekkirlerimize dahi ‘Yirminci yüzyılın ablak yüzlü feza pilotu/Buldun mu Ay yüzünde ölüme çare otu?’ satırlarını yazdırır. Dahasını isteyen Challenger ve Columbia facialarından sonra insanımıza ‘oh oldu’ dedirten Asya kıskançlığımızı irdelesin. Batı’nın kalkınmışlığı karşısında kendi geri kalmışlığımızın doğru ve hakkani yargılanmasını görmek isteyen de Bediüzzaman’ın ‘Onlar Müslüman sıfatları taşıyan gayri müslimler olarak sıfatlarının mükafatını, bizler de kafir sıfatları taşıyan Müslümanlar olarak sıfatlarımızın mücazatını görüyoruz.’ satırlarını okusun...

Asya tipi kıskançlığın karşı tezi Japon ve İsrail tipi kıskançlıktır. Temel tezi geri kalmışlığın kendi toplumlarının ‘doğal ve üstesinden gelinemez’ bir vasfı olmadığı ve çalıştıklarında pekala başkalarından daha iyisini yapabilecekleri olan bu kıskançlık yapıcı ve kışkırtıcıdır. Yanılgılardan yılmaz, aksine daha fazla tahrik olur. Kendi geri kalmışlığının sebeplerinin analizine bir mesai harcıyorsa başkalarının kalkınmışlığının analizine on mesai harcar. Japon otomotiv sektörünün İkinci Dünya Savaşı sırasında Amerikan askeri araçlarına kıyasla bariz bir teknolojik gerilik gösteren kendi kamyonlarını ittirirken ‘Bir gün Amerikalılardan daha iyi kamyonlar yapacağız’ şarkısını söyleyen Japon ‘kıskançlarının’ sırtında yükseldiği gerçeğini Türk otomotiv macerasının ilk ve aslında başarılı örneği olan Devrim otomobili projesinin, araç 10. Yıl törenlerinde benzinsiz kaldığı ve tören resm–i geçidini tamamlayamadığı için rafa kaldırıldığı gerçeğiyle kıyaslayın. Toplumsal üretkenliğimizin bir göstergesi olarak ara sıra ortaya çıkan Mucit–Macitlerimize ‘yok canım bir Türk bunu başarmış olamaz’ önyargısıyla sırt çevirdiğimiz ve bu beyinleri Batı’ya göç etmeye zorladığımız gerçeğini hatırlayın. Cumhuriyet tarihinin ‘Asya tipi kıskançlık’ kabuğunu yırtmaya yönelik ilk ve tek eğitim hamlesini başlatan Fethullah Gülen sevdalılarının kurduğu okulların arkasında ‘Amerikan veya Suudi para babalarını arayan’ şüpheciliğimizi anımsayın.

Asya tipi kıskançlık ‘öteki’ ile yaşanan ekonomik ve kültürel yarışı bir ‘savaş’ havası içinde algılar. Ne yazık ki Deli Petro’nun ‘yenile yenile yenmesini öğreneceğim’ erdemini de taşımaz. Yenilgiyi içselleştirir ve sebepleri hep kendi içinde arar. Hainler, işbirlikçiler, yobazlar, örümcek kafalılar, kara çarşaflılar, skolastik bataklığındaki hocalar vesaireler bulur. Kazandığında da ya zafer sarhoşluğuna düşer ya da kendini layık göremediği bu zaferi kendinden olmayan bazı sebeplere atfeder. İşte Galatasaray ve Türk Futbol Milli Takımı, işte Eurovizyon’da ülkemize birinciliği getiren Sertab Erener’in ‘Every way that I can’ (Mümkün olan her yolla) şarkısı...

Yarın Asya kıskancı nice köşe yazarlarımızın ‘Eurovizyon’u biz kazanmadık İngilizler kazandı! Harem kıyafetlerimizle dalga geçildi!’ türünden eleştiriler yazacağını biliyorum. Bazen Müslümanların fikri açmazları hakkında bir yazı yazıyorum. Bakıyorum aynı gün benim gazetemde aynı açmazlara saplanmış bir kalem erbabı boy göstermiş. Yarın bu gazetede Sertab’ı eleştiren yazılar çıkarsa, ne yapayım, önce ben yazdım. Onlara da tavsiyem, ‘Bırakın Türk insanı büyüklüğünü göstersin. Mümkün olan her yolla...’

Yorumlar
Yeni Ekle RSS
+/-
Yorum yaz
Adınız:
E-posta:
 
Başlık:
 
Lütfen resimdeki güvenlik kodunu giriniz.

3.20 Copyright (C) 2007 Alain Georgette / Copyright (C) 2006 Frantisek Hliva. All rights reserved."

 
< Önceki   Sonraki >

Multimedya

Mü'min Ufkunda "Çevre"

Seyredin

Hicret, Ric'at ve Mukaddes Hüzün

Seyredin

En Önemli Vazife

Dinleyin

Fethullah Gülen Belgeseli-1: Ümit Yolcusu

Seyredin

Fethullah Gülen Belgeseli-2: Sevgi Okulları

Seyredin

Fethullah Gülen Belgeseli-3: Hoşgörü ve Diyalog

Seyredin

Salihli Vaazı - 1979

İndirin

Kur'ân ve İlim Konferansı - 1976

İndirin

Mâyesi hikmetle yoğrulmuş hakîm, hücresinin daracık duvarları içinde kâinatları seyreder ve öyle ulaşılmaz noktalara ulaşır ki, dünyaları gezen seyyahlar, onların yüzde birini bile göremezler...
Advertisement
Fethullah Gülen Web Siteleri