Yurtdışındaki Türkler ve Türkiye'nin Dış politikası Yazdır E-posta
Üye Değerlendirme: / 2
Kötüİyi 
İhsan Yılmaz, Zaman   
29.04.2003
Londra'dan bakıldığında Türkiye çok hareketli ve dinamik bir ülke olarak gözüküyor. Gazeteler gündem bulmakta asla zorlanmıyorlar. Gündem kasırga gibi esiyor ve bu ortamda kalıcı iş yapmak da o denli zorlaşıyor.

Bu yazı Türk dış ve iç politika ilişkisine son günlerdeki 23 Nisan resepsiyonu, Dışişleri Bakanlığı kriptosu, Kuzey Irak konusu, Kıbrıs sorunu ve Türkiye'de gündem dışı olsa da Atom Egoyan'ın 'Ararat' filmi vesilesi ile tüm Batı basınında sıkça işlenmeye başlayan Ermeni soykırımı iddiaları bağlamında bakmaya çalışacak.

Ermeni soykırımı iddiaları yıllardır Türkiye'nin başını ağrıtıyor ve dış politikasını da etkiliyor. Özellikle ABD ve Fransa'da belirli periyotlarla gündeme gelen bu konuyu geçici süreliğine kapatmak için Türkiye'nin ne tavizler verdiğini bilmiyoruz. Konu, Gürcistan Parlamentosu'nun da gündemine geldi bu yıl. Anlaşılan onlara da borçlu kalmak durumunda olacağız. 'Türkler böyle bir şey yapmamıştır' diye düşünenler de belki vardır. Ama şu ana kadar biz rastlamadık. Bu konu yıllarca da Türkiye'nin elini kolunu bağlayacak. Çok düşkün olduğumuz ve uğruna milyarlarca dolar harcadığımız imajımıza da zarar vermeye devam edecek. Bu konuyla ilgili Türkiye'ye en çok kimin yardımı dokunabilir? Tabii ki Türk diasporalarının. Örneğin Londra'da 300.000 kadar Türk yaşıyor; ama Türkiye lehine lobi faaliyeti hemen hemen hiç yok. Yine aynı şekilde Fransa'da 500.000 Ermeni var; ama aynı zamanda 500.000 de Türk var. Ermeniler gereken lobiyi yapıp Fransa'nın her yanını Ermeni soykırımı heykelleri ile donatacağa benziyor. Türkiye'nin 'kaygı ile izlemekten' başka yapabildiği bir şey yok. Ne Fransa'daki ne İngiltere'deki ne de Almanya'daki Türklerin ise gündemlerinde böyle bir konu hiç olmadı. Son yıllarda askerlerin –bu konuya da el atarak– Avrupa başkentlerindeki Türklerle bir araya gelme ve yönlendirme çabaları da bu konunun öneminin anlaşıldığının işareti.

Türkiye, toplumuyla barışık olmalı; yoksa tüm kırmızı çizgilere rağmen engel olunamayan 'Enosis'in AB içinde gerçekleşmesi' gibi yakın bir gelecekte Kuzey Irak'ta da Türkiye'nin istemediği gelişmeler olabilir. Kim ne derse desin müreffeh ve huzurlu bir federatif Kürt yapılanması Güneydoğu'daki insanımız için bir cazibe merkezi olacaktır. KKTC nasıl zorda kalıp sınırı açtı ise, Türkiye de son anda zorda kalıp birçok tavizi vermek zorunda kalabilir. Bu eğer engellenmek isteniyorsa bunun oradaki halkın sevgisini ve güvenini kazanmaktan başka geçerli bir metodu yok. Var deniliyorsa bu ikna edici bir şekilde ortaya konulmalı.

Sorun tabii ki sadece Güneydoğu ile de sınırlı değil. Devlet sosyologların ve araştırma kurumlarının yıllardır süren ikazlarına kulak vermeli. Birçok insanımız 'Özyurdunda garip' olduğunu düşünüyor. Ve hoşunuza gitsin ya da gitmesin başörtüsü bunun bir sembolü oldu. 2000 yılı tarihli TESEV araştırmasına göre kadınların % 70'inin başörtüsü taktığı ülkede TBMM başkanının eşi 'öcü' olduğu için resepsiyona katılmadı. Millet ne düşündü? 'Hak yerini buldu' mu dedi? Mağdur ve mazlum bir Münevver Arınç imajı kime ne kazandıracak? Bu konuda bilimsel bir araştırma yapılsa acaba ne sonuç çıkacak?

Ülkesi lehine yaptığı faydalı işlere rağmen terörist muamelesi gören Fethullah Gülen de gönüllü sürgünü ile millet–devlet mesafesinin bir başka sembolü oldu. Gülen ve hareketi üzerine yapılan bilimsel araştırmaların çoğu Gülen'in sempatizanlarının Türkiye'nin gönüllü kültür elçileri olduğunu tespit ediyor. Çok şaşırtıcı gelecek; ama Türkiye aleyhtarı bazı uzmanlar ise Gülen'i el altından Türk devletinin desteklediğini, mahkeme olayının vs. basit bir politik şaşırtmaca olduğunu ileri sürüyorlar.

Türkiye'de olup biten ise çok farklı. Devlet sivil toplumdan öcü gibi korkuyor. 1999 depreminde popülarite kazandı ve devletin yapmadığını –yapamadığını– yaptı diye AKUT'un hesaplarına bile el koyan bir devletin olabileceğini bir Batılının anlaması çok zor. Batılılar Türklerin çok akıllı planlar çevirdiğini sanıyorlar. Belki de öyledir! Ama o zaman 1939'da Hatay'ın ilhakından sonra dış politikada neden hep kaybetme kuşağındayız? 12 ada nasıl gitti? Yunanistan'ın NATO'nun askerî kanadına geri dönüşüne hiçbir taviz almadan neden 'evet' dedik? AB'ye (o zamanki AET) beraber başvurduğumuz Yunanistan çoktan üye oldu, Türkiye'nin ufku ise neden net değil? Neden Bulgaristan Türklerinin sürgün edilmesine engel olamadık? Neden Batı Trakya Türklerine el uzatamadık ki AB içinde bile tam hür değiller? Neden Kıbrıs'ta kaybettik, Kuzey Irak'ta kaybediyoruz, Ermeni olayında kazanamıyoruz, Orta Asya'da sembolik bile olsa değerimiz yok, Ortadoğu'da esamimiz okunmuyor?

Kısacası, neden dış politikada birer birer mevzi kaybediyoruz? Saddam için şöyle deniliyordu: 'Çok akıllı, yavaş yavaş ABD ordusunu içlere çekiyor, Bağdat'ta imha edecek.' Bizim dış politikamız da böyle mi acaba?

Geleceğin dış politika ortamı Türkiye için daha dostane veya daha az komplike olmayacak. Türkiye'nin acilen dostlara ihtiyacı var. Türkiye üzerine verdiğimiz derslerden sonra yarının eliti olacak her milletten ve ülkeden öğrenci tarafından soru yağmuruna tutuluyoruz. Hepsi de Türkiye'yi ve politikalarını sorgulayıcı, eleştiren, haksız gören sorular... Böyle bir ortamda Türkiye'nin dış politikada başarılı olması için devletin milleti ile kavgalı olmaması, sahte düşmanlar icat etmemesi ve yurtdışındaki Türklerden mümkün olduğu kadar faydalanması gerekiyor. Son günlerdeki Dışişleri Bakanlığı genelgesi ile başlayan tartışmalar ise her şeyi tekrar başa götürmüşe benziyor. Ateşe körükle gidenler bilsinler ki maalesef Türkiye'ye çok zararlı bir çabanın içindeler.

Dr., SOAS Londra Üniversitesi Öğretim Üyesi

Yorumlar
Yeni Ekle RSS
+/-
Yorum yaz
Adınız:
E-posta:
 
Başlık:
 
Lütfen resimdeki güvenlik kodunu giriniz.

3.20 Copyright (C) 2007 Alain Georgette / Copyright (C) 2006 Frantisek Hliva. All rights reserved."

 
< Önceki   Sonraki >
Foreign Policy'de Gülen Röportajı

Multimedya

Fethullah Gülen Belgeseli-1: Ümit Yolcusu

Seyredin

Fethullah Gülen Belgeseli-2: Sevgi Okulları

Seyredin

Fethullah Gülen Belgeseli-3: Hoşgörü ve Diyalog

Seyredin

İmanda Derinlik

Seyredin

Yıkık Yuvalar ve Ebedî Yetim Çocuklar

Dinleyin

Müzmin Müfteriler ve Müslümanca Mukabele

Dinleyin

Erzurum Vaazı - 19980

İndirin

Altın Nesil Konferansı - 1977

İndirin

İyi bir idareci ve siyasî için şu hususlar çok önemlidir: Hak düşüncesi, hukukun üstünlüğü, vazife şuuru, kaba ve ağır işlerde sorumluluk anlayışı, ince ve nazik işlerde de maharet ve ehliyet.
Advertisement
Fethullah Gülen Web Siteleri