Tanışmak ve Tanıtmakta Acele Edelim Yazdır E-posta
Üye Değerlendirme: / 4
Kötüİyi 
Abdullah Aymaz, Zaman   
14.07.2003
Dünyada eğitime hizmet edenler mutlaka mükafatlandırılıyorlar. Madam Terasa gibiler de Nobel ödüllerine lâyık görülüyor. Ama bizim ülkemizde, bizden adam olmaz anlayışının hâkim olduğu bir dönemde bütün gücünü eğitime verip dünya bilim olimpiyatlarında altın madalyalar alan gençlerin yetişmesine vesile olan, resmi ve özel okullarda da bir uyanışa vesile olan bir eğitim hamlesi de boğulup yok edilmek isteniyor. Bu milletin özüne yabancı hatta tarih boyunca cibilli düşman olarak çalışanlara diyecek bir şey yok; ama gerçekten milletimizi seven bazı insanların da aynı negatif tavrı almaları karşısında şaşırıp kalıyorsunuz. Çünkü bunlara gerçeği anlattığınızda “Ne demek, böyle bir eğitim hizmetine ben de hayatımı vakfederim!” diyebiliyorlar. Öyleyse böyle külli bir yanlışı düzeltmek için ne yapmalıyız? Gazeteciler ve Yazarlar Vakfı kurulduğunda bazı gazete ve televizyonların başlarındaki makamlarla görüşürken onlar Fethullah Gülen Hocaefendi’ye “Sizi tanımamışız, yanılmışız.” dediklerinde o hep “Hayır, hata bizim, biz kendimizi size tanıtamamışız.” diyordu. Bu meselenin kendinizi tanıtmaktan başka bir yolu da yok.

Aleyhteki propagandalar tabii yurtdışında da oluyor. Maalesef yine yerli maniple merkezleri, her türlü nâmeşru yolu kullanıp oralardaki Türkiye adına yapılmış ilerinin mühim eğitim yatırımlarını berhava etmek için uğraşıyorlar. Buradan gönderdikleri iftira ve yalanları işbirliği yaptıkları bazı yerlerde yayınlattıktan sonra tekrar Türkiye’de farfaralı bir biçimde neşrettirmenin yollarını arıyorlar. Bunları, Deyyan olan Kahhâr u Cebbâr’a havale etmekten başka çâremiz yok. O, onların bugüne kadar hepsinin hakkından geldiği gibi bundan sonra da inşaallah gelecektir.

Bu yazımda sizlere sıradışı hatta delice bir tanıtım şeklini anlatmak istiyorum.

Bir gece saat 01’e doğru bizim Osman Nuri’nin telefonu ısrarla çalmaya başlar. Açınca, telefondan “Rahatsız ettim, Kırgızistanlı bir öğrenciyim. Yakutistan’dan bir misafir geldi, sizinle görüşmek istiyor.” denildi. “Neredesiniz?” diye sordu. “Türkiye Elektrik Kurumu misafirhanesindeyiz.” diye cevap verildi.

Hemen gitti. Misafir, Ukan Nikolayav İvanoviç’tir. Yakutistan’dan Prof. Yuri Bey’den mektup ve hediye getirmiştir. “Yuri Bey, sizi çok seviyor. Çok yardımınız olmuş. Çok selamı var.” dedi. Osman Nuri, teşekkür ederek “Sizin için yapabileceğim bir şey var mı? Yuri Bey benim ağabeyim.” dedi. “Biliyorum, sizi çok seviyor.” dedi. Osman Nuri “Yakutistan’da ne var ne yok? Orada Türk işadamları var mı?” diye sorunca, Ukan “Birkaç işadamı var. Fakat Türkiye’den gelen Amerikan uşakları var, okul açtılar.” dedi. Osman Bey, meseleyi biraz da dehşetlendirmek için “Ukan Bey, siz bilmiyorsunuz, onlar Amerikan uşağı değil, Arabistan uşağı. Size kim söylemişse yanlış söylemiş.” dedi. Ukan, tekrar “Sizin söylediğiniz doğru olabilir. Beni Türkiye’ye davet eden milletvekili ‘Onlar Amerikan uşağı’ dedi. Yeğeni ve aynı zamanda danışmanı olan kişi de ‘Onlar esas Arap uşağı. Amerika’dan Türkiye’ye Amerikalı hocalar getiriyorlarmış, Arap ülkelerinden de talebe getirip yurtlarda ders veriyorlarmış’demişti. Olabilir, Osman Nuri Bey, sizin dediğiniz de doğru.” dedi.

Ukan Bey aslında Yakutistan medyasının başı. Çünkü orada çıkan bütün gazete ve dergilerin Sorumlu Genel Müdürü.

Osman Bey birden ciddileşip “Ukan Bey, sizin Amerikan veya Arap uşağı dediklerinizden birisi de benim. O Arap çocuklarını yetiştirdiğimiz yurtları gezelim, siz de aynı zamanda gördüklerinizi gazete ve dergilerde yazarsınız. Ben sizi ilk defa görüyorum. Ne konuşacağınızı da bilmiyordum. Onun için hiçbir tertibat almamıza da imkan yok. Hemen şimdi gidip basalım. Fotoğraf makinenizi de alın, resimleri çekin. Şu işi dünyaya ifşa edelim.” dedi.

Ukan Bey “Hemen” dedi. Osman Nuri yurtların isimlerini yazıp verdi “Hangisinden başlayalım, tercihi siz yapın.” dedi. “Ama saat geç oldu.” diyen Ukan’a “Yok, geç değil. Tam zamanı.. Daha sabaha iki saat var.” deyince “Peki en yakın yurda gidelim.” dedi.

Saat gece 02 olmuştu, yakın bir yurda gidip zili çaldılar. İki kişi uykulu gözlerle yurdu açtı. Osman Nuri anahtarı isteyip, kapıyı içeriden kilitledikten sonra anahtarı Ukan’a verdi. Birinci kattaki öğrencilerden özür dileyerek uyandırdılar. Hepsinin kimliklerini istediler. İki tane Azerbaycanlı, iki Türkmenistanlı, bir Kırgızistanlı çıktı. Pasaportlarını istediler, öğrenciler verdi. Ukan Bey baktı. Osman Nuri, “Ukan Bey, alt katta Amerikalı ve Arap çocuk yakalayamadık.” dedi. Ukan “İnandım artık üst katı kaldırmayalım.” dedi. Osman Nuri, “Sen bilmezsin Ukan Bey, Amerikalı ve Arap çocukları gururludurlar alt katta yatmaz keratalar, üstte kalmak isterler.” dedi. Üst katı da komple kaldırdılar. Orada öğrenciler içinde iki tane Orta Asyalı çıktı. Sonra hepsini topladılar. Ukan Bey, öğrencilere uzun uzun: “Hiç bu yurtlarda Amerikalı ve Arap gördünüz mü? Size dini baskı yapıyorlar mı?” şeklinde sorular sordu. Sabah 06’ya kadar bu çeşit sorular ve sohbet sürdü. Sonunda Ukan Bey “Size iftira atmışlar.” dedi.

Osman Nuri “Ukan Bey, bizim kitabımızda “Size güveniler olmayan birisi bir haber getirdiği zaman, hemen inanıvermeyin, araştırın.” buyuruluyor. Bir de karşı tarafı dinlemek lazım. Siz gerçeği gördünüz, keşke herkes sizin gibi olsa. Ama maalesef, kimisi bizim Amerikan uşağı olduğumuzu, kimisi de Arap uşağı olduğumuzu söyler. Türkiye Cumhuriyeti kurulalı Türk delikanlılarını fizik, kimya ve biyolojide dünya şampiyonları yaptık. Bayrağımızı en üst noktaya biz çektirdik.. İftira atanlara yazıklar olsun.” dedi.

Aynı gün akşam üstü, Ukan Bey’in milletvekili arkadaşı arayıp “Osman Nuri Bey, sizi yanlış anlamışız, özür dileriz.” dedi.

Bu tanıtım, Osman Nuri üslubudur. Ne diyelim her yiğidin bir yoğurt yeyiş şekli var..

Yorumlar
Yeni Ekle RSS
+/-
Yorum yaz
Adınız:
E-posta:
 
Başlık:
 
Lütfen resimdeki güvenlik kodunu giriniz.
markus  - slm:)   |2008-01-07 00:59:48
slm ben marcus yabancıyım rusyalu.ve burda turkiyede okuyorum.sizde bişey sormak istedim aslında biraz zor bu meseley boyle mektublardan anlatmak
veya konuşmak.......ben once hrisityandım ve ailem da hiristiyan turkiyede musluman olmak duşundum yane çok begendim çok araştırdım ve
musluman olmak karar verdim ama çok zor oluyor yane bi dinidan ikinciye geçmek cok zor oluyor hep bi sorular çıkıyor ve cevap verince yine yeni
sorular ve bitmiyor siz ne tavsiye edebi...

3.20 Copyright (C) 2007 Alain Georgette / Copyright (C) 2006 Frantisek Hliva. All rights reserved."

 
< Önceki   Sonraki >

Multimedya

Hicret, Ric'at ve Mukaddes Hüzün

Seyredin

Efendimizin Din'e Hizmet Edenlere Alakası

Seyredin

Bizi Birbirimizden Koparamazlar!

Dinleyin

Fethullah Gülen Belgeseli-1: Ümit Yolcusu

Seyredin

Fethullah Gülen Belgeseli-2: Sevgi Okulları

Seyredin

Fethullah Gülen Belgeseli-3: Hoşgörü ve Diyalog

Seyredin

Salihli Vaazı - 1979

İndirin

Kur'ân ve İlim Konferansı - 1976

İndirin

Kur'an-ı Kerim'i iyi anlamak, O'nu iyi ‘okuma'nın yanısıra aynı zamanda dünyayı ve içinde yaşanılan çağı iyi tanımaya bağlıdır.
Advertisement
Fethullah Gülen Web Siteleri