| Şarkın Ateş Renkli Çiçeği |
|
|
| Nevval Sevindi, Zaman | |
| 09.11.2003 | |
|
Ramazan'ın heyecanını sokaklarda görebileceğiniz tek ülke Türkiye'dir. İftar sofraları kurulan, yoksullara çadırlar açan ve bunu bir şenlik içinde yapan Türk İslam anlayışı sahura kadar sokaklarda bir keyif, neşe ve coşku seli olarak akar. Sultanahmet meydanında binbir renk ve koku içinde halkımızın hüznü bir "hazan şöleni"ne çevirdiğine şahit olursunuz. "Bahar geçer, yaz uçar, hazan olur" mısrasında hüznü de kalbinde saklar neşeyi de yaşar bu halk. Çünkü onun için Ramazan "Doğdu mah–ı Huda ufk–ı beşerde bu gece" halidir ve "güller açıldı lale–misal serde bu gece" der. Sultani İsfahan makamında kulağıma fısıldanan bu ezgidir neşeyi daim kılan. Çocukluğumda anneannemle dinlediğim ilahilerin sonsuz huzuru sarıyor bedenimi. Ne kadar uzak bir sahil yarabbi... "Bulanlar hakkı buldu, buldular can içinde" neşemizin kaynağı canımızın içinde bulmaktır yaradanı ve bundan dolayı sevmektir yaradılanı. Sevgidir söze de, sese de, saza da karışan. Müziğin ritmidir evrenin dönüşü. Ateş–i Bahar kasetini dinlerken bunları düşündüm. Soğutulduğumuz ve unuttuğumuz Türk sanat müziğinin engin deryasında kulaç atmak bir parça huzur taşıyor damlalardan. Coşku selinin içinde hüzün de var, aşk da. Duyguların girdaplarla çalkalandığı güfteler "Işık Adam" da geliyor dolu dizgin. Hasretin bir yağmur gibi çiselediği her mısrada kavuşmanın anlamı bir laleye dönüşüyor. Kıpkırmızı açan kavuşmanın ve özlemin ateşi. "Ufukta bahar var unutma sakın" mahur besteden düşüyor avucumuza. Bestekar Ahmet Hatipoğlu, güfte Fethullah Gülen ve kasetin adı "Ateş–i Bahar". Bugünlerde dinlemek için ideal bir müzik şöleni. Sonbaharın savurduğu yapraklar kadar hüzünlü ülkemin her daim eksilmeyen neşesi kültürümüzün yaşama sevincidir. Bu sevince sahip çıkmalıyız ki umudumuz yarınlara doğru akabilsin. Sevgiyi kelamdan çıkarıp yaşamın atardamarı haline getirebilirsek, içimize sindirirsek hırslarımızdan arınıp paklanacağız. Sevginin gücüdür bütün dikenleri gül eyleyen. Gülleri diken gören umutsuzluk, sevgisizlik, hırs ve gözü kara bencillik cehennemidir. Yandığının farkına varmak da hiç kolay değildir. Farkındalık için hem gözümüzü, hem kulağımızı, hem sesimizi, hem dilimizi eğitmek zorundayız. "O'nu bilip, O'nu bulduk, Bulanıklığınızın duru, temiz bir nehire dönmesi için gayret kemerini kuşanmalı der erenler. Duru olmalı zihin de, yürek de... Zihni ve kalbi berrak olanın sözü berraktır elbette. O zaman samimiyet bir bahar dalı gibi fışkırır sözle beraber. Söz fikirle coşar ve akar milletin koynuna. Sözün yoksa söyleyecek fikir yokluğundandır. Fikir yoksa karışık kafaların ve kararmış kalplerin cengi girer devreye. |
| < Önceki | Sonraki > |
|---|







