Türk Okullarında Din Yazdır E-posta
Üye Değerlendirme: / 0
Kötüİyi 
Ali Bulaç, Yeni Şafak   
05.11.1996

Fethullah Hocaefendi'ye mensup cemaatin Türkiye'de ve yurt dışında açıp işlettiği okullar hakkında hemencecik bir fikre sahip olmak hayli güç. İşletmecilik ve eğitim formasyonu açısından okullar, faaliyet gösterdikleri ülkelerin standartlarının çok çok üstünde. O ülkelerde üst kademe yöneticilerinin çocuklarını bu okullarda okutmak için gösterdikleri gayret ile dünya bilim olimpiyatlarında üst üste kazanılan başarılar bunun göstergesi. Teknik ve bilimsel donatım açısından da çok ciddi sayılabilecek kusurlar, eksiklikler bulmak güç. İçinde bulundukları şartlarda olabilecek her şey var.

Özbekistan ve Türkmenistan'da bu okulları gezerken, uzun vadede ne gibi bir sonucun ortaya çıkacağı konusu üzerinde uzun uçun düşündüm. Ilk bakışta okullardaki eğitimin tamamen ve formel açıdan "laik" olduğunu söylemek mümkün. Öyle ki, sanki özel olarak buna özen gösteriliyormuş gibi bir hisse dahi kapılmak mümkün. Din ve tabii İslam konusunda herhangi bir ders yok. Özellikle Özbekistan bizdekine tekabül edecek bir "Din ve Ahlak Dersi"ne dahi sıcak bakmıyor. Türkmenistan'da genel olarak dinler tarihi ve dinler konusunda pek de yeterli sayılamıyacak bir ders konulmuş. Ülkelerin politik tutumları bazı farklılıklar gösteriyor. Sözgelimi Türkmenistan, Özbekistan'a göre daha toleranslı sayılabilir.

Halktan bazı insanlar bu okullara gelip de İslami meseleler hakkında sorular sormak istediğinde, görevliler onları camilere veya açık bulunan medreselere gönderiyorlar.

Okulların genel dizaynında dini ve İslam'ı çağrıştıracak hiçbir sembol mevcut değil. Bütün semboller Türkiye ve o ülkenin ulusal değerleriyle donatılmış. Hemen hemen her okulda bir "Atatürk köşesi" var. Mustafa Kemal ve İslam Kerimov veya Saparmurad Niyazov'un resimleri duvarlara asılmış. İstiklal Marşı, bayrak vs. tablolar duvarlara özenle yerleştirilmiş. Okul yönetiminin düzenlediği müsamerelerde öğrenciler, sadece "vatan, millet, bayrak, lider" övgüleriyle şiirler okuyorlar. M.Emin Yurdakul'un, Süleyman Nazif'in, Mehmet Akif'in şiirlerini ezbere bilmeyen öğrenci yok. İnsan bu müsamerelerde kendini 1930'ların Türkiyesi'nde hissediyor.

Hiç kuşkusuz öğretmenler namaz kılıyor, oruç tutuyor. Ama onların dini vecibelerini yerine getirdiklerine dair herhangi bir belirti tespit edemezsiniz. İlginç olması bakımından bir örnek zikretmek istiyorum: Bir okulun müdürüne, tuvaletlerin niçin berbat olduğunu, insanın bu şartlarda temizlenemediğini sordum. Bana, tuvaletleri Türkiye üsulu düzenlemek için teşebbüse geçtiklerini, fakat hükümet görevlilerinin buna karşı çıktıklarını ve "Taharetin arkasından namaz gelir" dediklerini söyledi.

Aynı okulda üç dört arkadaş namaz kılmak istedik. Bizi atölye olarak kullanıldığı anlaşılan bir odaya aldılar; bir tür gizlilik içinde namaz kılabildik. Belli ki okul yöneticileri bizim açıktan namaz kılmamızı doğru bulmuyorlardı.

Türkmenistan'daki okulların genel durumundan sorumlu bir yetkili -ki aynı zamanda Türkmen hükümetinde Bakan Yardımcılığı görevini yürütmektedir- öğrencilerden oruç tutan dört öğrenciye oruçlarını bozdurduklarını, başını örtmek isteyen bazı kız öğrencilere başlarını açtırdıklarını söyledi. Gösterdiği gerekçe, yönetimin sık sık okulları "dini hayat" açısından da teftiş ediyor olmasıdır.

Buna mukabil öğrencilerin genel profiline bakıldığında, hemen hemen her birisinin ahlaklı, munis, terbiyeli ve çalışkan insanlar olduklarını görmek mümkün. Hiçbirinde uçukluk yok. Hatta gençliğin normal belirtisi sayılan havailik, delikanlılık dahi özenle törpülenmiş. Sanki büyümüş de küçülmüşler.

Bu okullarda modernlik ve dindarlık kesin olarak içiçe değil, ama iki ayrı kategori olarak yanyana veya paralel vaziyette varlığını sürdürüyor.

Yorumlar
Yeni Ekle RSS
+/-
Yorum yaz
Adınız:
E-posta:
 
Başlık:
 
Lütfen resimdeki güvenlik kodunu giriniz.

3.20 Copyright (C) 2007 Alain Georgette / Copyright (C) 2006 Frantisek Hliva. All rights reserved."

 
< Önceki   Sonraki >

Multimedya

Fethullah Gülen Belgeseli-1: Ümit Yolcusu

Seyredin

Fethullah Gülen Belgeseli-2: Sevgi Okulları

Seyredin

Fethullah Gülen Belgeseli-3: Hoşgörü ve Diyalog

Seyredin

İktisadın Lüzûmu

Seyredin

Bizi Birbirimizden Koparamazlar!..

Dinleyin

His Felcinin Sebepleri

Dinleyin

Denizli Vaazı - 1980

İndirin

Berlin Konferansı - 1977

İndirin

Kendi zararları mevzuubahis olsa bile, başkalarını düşünme, onlar için yaşama, onların acılarını ve zevklerini paylaşma gibi, her biri başlı başına birer değer ifade eden hasletlerin bir insanda bulunması, ondaki ruhânî hissin güçlü olmasından ileri gelir. Böyle bir histen bütün bütün mahrum olan kimselerde ise, değil bu hasletlerin bütününü, onlardan bir tekini dahi görüp göstermek mümkün değildir.
Advertisement
Fethullah Gülen Web Siteleri