| Baharı Müjdeleyen Lâleler... |
|
|
| Hüseyin Gülerce, Zaman | |
| 11.11.2003 | |
|
Gazeteciler ve Yazarlar Vakfı bünyesindeki Ufuk Kitapları şöleni ve Âteş–i Bahar müzik albümü tanıtımı, pazar akşamı İstanbul Çemberlitaş'taki Fırat Kültür Merkezi'nde 1.500 davetlinin katılımı ile muhteşem bir törene dönüştü. Salondaki duygu seli, heyecan ile kültür ve sanat ziyafeti unutulacak gibi değildi. Yazarlar teker teker anons edilerek sahnedeki yerlerini aldılar. İlber Ortaylı, Hayrettin Karaman, Fehmi Koru, Avni Özgürel, Suat Yıldırım, Orhan Okay, Durmuş Hocaoğlu, Ali Bulaç, Alev Alatlı, Ahmet Taşgetiren, Lütfullah Karaman, Mustafa Armağan, Ali Tokul, Niyazi Sanlı ve ben kitaplarımız hakkında 3–5 dakikalık konuşmalar yaptık. Program sonunda da kitaplarımızı imzaladık. Âteş–i Bahar müzik albümü Muhterem Fethullah Gülen'in şiirlerinin bestelerinden oluşuyor. Klasik Türk müziğinin "Yaşayan Itri'si" olarak anılan Sayın Ahmet Hatipoğlu'nun besteleri müzik alanında da yeni bir dönemi müjdeliyor. Bekir Ünlüataer, Mustafa Demirci ve Fatih Koca'nın birer eseri seslendirdikleri gecede ismi her geçtiğinde Muhterem Gülen'in aldığı hasret alkışları, Gülen sevgisinin tezahürüydü. Gazeteciler ve Yazarlar Vakfı Yayınları'ndan yeni bir cep kitapları serisi çıktı. Aydınların dünyasında Fethullah Gülen dizisinde beş yazarın Sayın Gülen hakkında yazdığı yazılar birer kitapçıkta toplanmış. Ali Bulaç'ın eseri Kutlu Ağaç, Hüseyin Gülerce'nin eseri İslâm'ın Gülen Yüzü, Fehmi Koru'nun eseri Yerli ve Özgün: Nobellik Bir Öykü, Ahmet Taşgetiren'in eseri Bir Gönül İnsanı ve Taha Akyol'un eseri Asya'daki Türkiye ismini taşıyor. Tabii bizler kitaplarımız hakkında konuşurken, neden Sayın Gülen hakkında yazılar yazdığımızı da ifade etmeye çalıştık. Şahsen beni Sayın Gülen'in hizmetlerinde en çok etkileyen taraf bu hizmetlerin her alanda bir ilk olması. İnanç ve değerlerimizin yenilenmesi adına yeni bir gelecek vaat etmesi oldu. Yenilenme dinamiğini alternatif kelimesi ile birlikte anmalıyım. Batı'nın son üç asırlık ilerlemesi ve dünyada hakim güç haline gelmesi sürecinde İslâm dünyası parçalanma, sömürgeleşme ve özünden uzaklaşmanın acılarını ve problemlerini yaşadı. Parlak dönemlerde insanlığın ilerlemesi adına konuştuğumuz kürsüler kaybolduğu gibi, söyleyecek sözümüz, mecalimiz de kalmadı. Eskiyi tekrarlıyor ve sadece geçmişimizle övünüyorduk. Taklitçilik ve öykünme ise ruhumuzu esir almıştı. Sayın Gülen'in tavsiye ettiği hizmetler son üç asırlık mazimize bakılınca evet tam bir yenilenme ve "bizim de söyleyeceklerimiz, alternatiflerimiz var.." haykırışıdır. Bizim dünyamızdaki bu yenilenmenin, bu yeni ruhun, tam da Batı'nın bedeninin büyüdüğü ama ruhunun çöktüğü bir döneme denk gelmesi ise insanlık adına en büyük ümittir. Vatikan'ın İstanbul Temsilcisi Georges Marovitch, pazar akşamı 1.500 kişiye hitaben "Sizin Avrupa'ya değil, Avrupa'nın size ihtiyacı var." derken o salonda gördüğü diriliş ruhunun ne anlama geldiğini de özetliyordu. Osmanlı şairleri, mayısta açan kırmızı lâlelere mecaz mânâda âteş–i bahar, "baharın müjdecileri" diyormuş. Bizim de ruhumuzda artık kırmızı lâleler açıyor. Sevgiyle beslenen, diyalog ve hoşgörü rüzgârlarıyla büyüyen bu bahar ateşleri, sadece bizim yüzümüzü güldürmeyecek. Gülen, bütün insanlık olacak... |
| < Önceki | Sonraki > |
|---|







