| Türkiye'nin Entelektüel Birikimi Ufuk'ta Buluştu |
|
|
| Zaman | |
| 11.11.2003 | |
|
Gazeteciler ve Yazarlar Vakfı bünyesinde kurulan Ufuk Kitapları ve DA Yayıncılık, beşinci yılını yazarları ve okurlarıyla kutladı. Çemberlitaş Fırat Kültür Merkezi'nde düzenlenen gecede, Prof. Dr. Hayrettin Karaman, Prof. Dr. İlber Ortaylı, Prof. Dr. Suat Yıldırım, Prof. Dr. M. Orhan Okay, Doç. Dr. Durmuş Hocaoğlu, Doç. Dr. Lütfullah Karaman, Alev Alatlı, Ahmet Taşgetiren, Fehmi Koru, Avni Özgürel, Ali Bulaç gibi yazarlar okurlarıyla bir araya geldi. Gecede konuşan Ufuk Kitapları ve DA Yayıncılık Yayın Yönetmeni Mustafa Armağan, Türkiye'nin ufkunun daraltılmak istendiği, kamplaşmaların yaşandığı bir dönemde akıntıya karşı kürek çekerek faaliyete başladıklarını hatırlattı. Türkiye'nin farklı renklerini aynı masanın etrafında toplayarak, medeni bir tartışma forumu oluşturan Abant Platformları'nı bu iki yayınevi ile yayın dünyasına da taşımayı hedeflediklerini kaydeden Armağan, "Bu süreçte 80'i aşkın kitap yayınlandı. Türkiye'nin entelektüel birikimini bir yayınevinde buluşturmayı denedik, bu hedefimize de büyük ölçüde ulaştık. Diyalog Avrasya, Kültürlerarası Diyalog Platformu gibi kurumlar da bu çalışmaların sonuçları olarak ortaya çıktı." dedi. 1991 yılında eski Sovyetler Birliği'nin dağılması ile dünyada küreselleşme denilen sürecin başladığını belirten Armağan, "Bu dönemden sonra Avrasya toplumlarının kendi küreselleşmelerini sağlamaları gerekiyordu. Bu sürece katkı yapabilmek ve küreselleşme karşısında pasif kalmamak için DA Yayınları kuruldu. Yayınevimiz, Orta Asya'nın ünlü fikir adamları ve edebiyatçılarının eserlerini Türkçeye çeviriyor. Aynı şekilde bizim entelektüellerimizin eserlerini de Rusça ve Orta Asya dillerine tercüme edeceğiz. Yeni bin yılda kaybedenlerden olmak istemiyorsak bizim de söyleyecek bir sözümüz olmalıydı, DA Yayıncılık işte bunu yapmaya çalışıyor." ifadesini kullandı. Armağan'ın konuşmasından sonra Ufuk Kitapları yazarları kürsüye çağrılarak okurlara tanıtıldı. Vakıf Mütevelli Heyet Başkanı Hüseyin Gülerce'nin sunumunu yaptığı gecede yazarlarla ilgili kullanılan ilginç değerlendirmeler de dikkati çekti. İlber Ortaylı için 'Tarihi sevdiren adam ve modern Evliya Çelebi', Hayrettin Karaman için 'Hocaların hocası', Suat Yıldırım için, 'ömrünü Kur'an'ı anlamak ve anlatmaya adamış insan', Orhan Okay için 'nesli tükenmiş İstanbul efendisi' ifadeleri kullanılırken, ünlü yazar Alev Alatlı için de, "Türk aydın tarihinin yüz aklarından, okuru hep sarstı ve şaşırttı. Türk aydınının bilinç altını deşifre etti" tanımlaması yapıldı. Vakfın gazeteci kökenli yazarlarından Ahmet Taşgetiren'e yönelik, 'insanı içinden yakalayan, hep vicdanlara seslenen ve kitleleri aklıselime çağıran yazar' tanımı dikkati çekerken, Fehmi Koru için 'bükülmez bir kalem', Avni Özgürel için 'basında kalitenin sembolü', Ali Bulaç için 'Onun eserleriyle bir nesil yetişti' ve Hüseyin Gülerce için de 'Onu en doğru anlatan ifade diyalogdur' değerlendirmelerine yer verildi. Tanıtım toplantısının ardından, vakfın Onursal Başkanı Fethullah Gülen'in güftelerinin üstad Ahmet Hatipoğlu tarafından bestelenmesiyle ortaya çıkan Ateş–i Bahar albümünün solistleri bir konser verdi. Konserin ardından Ufuk Kitapları yazarları kitaplarını imzaladı. Türkiye Destanlarını Drama Dönüştürüyor! Ufuk Kitapları gecesinde zaman zaman duygusallık doruğa çıktı. Konuşmacılardan bazıları vakfın Onursal Başkanı Fethullah Gülen'in vatan hasretine vurgu yaptı. Yeni Şafak Gazetesi Başyazarı Ahmet Taşgetiren'in konuşması salonda bir duygu selinin yaşanmasına yol açtı. Taşgetiren, Türkiye'nin kendi destanlarını drama dönüştürmekte çok başarılı olduğunu ironik ifadelerle anlattı. "Bir emekli vaiz çıkmış, Türkiye'yi Moğolistan'a, Güney Afrika'ya, Pasifik ülkelerine taşımış. Bayrağımızı, İstiklal Marşı'mızı uzak diyarlara götürmüş; ama biz onun hakkında tek kişilik çete suçlamasından dava açmışız." diyen yazar, sözlerini şu ifadelerle tamamladı: "Ancak bu insan şimdi ülkesine dönemiyor. Ne zaman döneceğini en yakınları bile söyleyemiyor. Bu ülke destanlaştırması gereken olayları birer drama dönüştürmeyi başarıyor. Türkiye kendi ayağına ateş eden bir ülke haline geldi. Kız çocuklarımızı Viyana'ya sürmüşüz, erkek çocuklarımızı başka yerlere. Bize de bu gece ancak bunların değişmesi için temennilerde bulunmak ve dua etmek kalıyor." |
| < Önceki | Sonraki > |
|---|






