| Bir Panzehir Hikayesi |
|
|
| Ali Halit Aslan, Zaman | |
| 17.11.2003 | |
|
Bu yazıyı İstanbul'daki menfur olaylardan önce yazmayı kafamda planlamıştım. Fakat konuyu değiştirmedim. Çünkü Musevi ibadethanelerine yapılan alçak saldırılar, acı bir tesadüf eseri, anlatmayı düşündüklerimle doğrudan bağlantılıydı. Terör ülkemize Ramazan'ı ve Şabat'ı zehir etti. Ben ise size Amerika'dan bir 'panzehir hikayesi' anlatacaktım... Geçen hafta Chicago'ya davetliydim. Daveti yapmış olan, Niagara Educational Services adlı bir Türk-Amerikan kuruluşu idi. Eğitim ve kültür sahalarında faaliyet gösteren Niagara, Chicago'daki tüm dinlerin temsilcilerini iftar vesilesiyle buluşturma gayretine girişmişti. Ne yalan söyleyeyim, adı pek duyulmamış olan Niagara'nın davetini Washington'un siyasi ortamından biraz uzaklaşma adına nezaketen kabul etmiştim. Fakat Chicago'da beni ve benim gibi düşünen birçoklarını tatlı bir sürpriz bekliyordu... Perşembe akşamı Swissotel'e gittiğimde, şehrin dinlerarası diyalog camiasının önde gelenlerinin birer birer arz-ı endam ettiğini gördüm. Hemen her dinden konuklar, kimileri geleneksel ya da dini kıyafetlerini giymiş halde, lüks otelin resmiyet kokan koridorlarını renklendirmişlerdi. Öyle bir samimiyet havası vardı ki, davetliler önceden ismen rezerve edilmiş masalara oturmadan daha salonun girişinde koyu bir sohbete dalmıştı. Masama geçtiğimde, Niagara'nın akıntısına kapılan tek gazeteci olmadığımı anladım. Bir yanımda Chicago Tribune'ın din yazarı Geneive Abdo, diğer yanımda Oak Park Journal gazetesinin editörü Ed Vincent oturuyordu. Karşımda bir serbest yazar ve Chicago Public Radio'dan temsilciler bulunuyordu. Kürsüye çıkanlar da, Chicago'nun zengin dini tablosunun saygın temsilcileriydi: Catholic Thelogical Union'dan Dr. Scott Alexander, NCCJ'den (National Conference for Community and Justice) Stanley L. Davis, Yunan Ortodoks Kilisesi'nden Peder Dimitri C. Kantzavelos, Islamic Foundation'dan Dr. Shakeela Z. Hassan, Interfaith Youth Core'dan (IFCY) Dr. Eboo Patel, Adas Yehuda V'Shoshana Sinagogu'ndan Haham Daniel Sherbill... Ramazan'ın bereketi mi, yoksa organizatörlerin samimiyeti mi, ya da Chicago'nun hoşgörülü sıcak insanlarının güzelliği midir bilinmez, salonda hazır bulunanların yüzünde müstesna bir manevi haz okunuyordu. Manevi haz demişken, bizim masada oturan bir hanımefendinin hikayesini anlatmadan geçemeyeceğim. Hanımefendi diyorum, çünkü Barbara adlı bu bayan, kelimenin tam manasıyla bir ortabatı (midwest) Amerikan hanımefendisi idi. Niagara'nın eylülde yapılan Türk Festivali sırasında sponsorluğunu yaptığı ve binlerce Amerikalının katıldığı Mevlevi semazen gösterisine izleyici olarak katılmış. O kadar etkilenmiş ki, Niagara yetkililerine uzun bir mektup yazarak duygularını ifade etmiş. Onlar da kendisini bu geceye davet etmişler. Ve üşenmemiş, ta 100 kilometre mesafedeki Sycamore'dan gelmiş... Bir başka anlamlı enstantane de, Yunan Ortodoks Kilisesi'nden Peder Dimitri'nin acılarıyla, ama daha çok sevinçleriyle Türk-Yunan tecrübesini anlattığı konuşmasıydı. 'Daha önce düşman olanlar birbirlerini daha iyi anlarlar.' diyordu Peder Dimitri. Ve Türkiye'de Müslüman-Ortodoks diyaloğunun öncülerinden milli barış kahramanımız muhterem Fethullah Gülen Hocaefendi'nin görüşlerinden alıntılar yapıyordu. İslam dünyasında medeniyetlerarası diyalog ve barış deyince artık akla gelen ilk isimlerden olan Gülen'in onursal başkanlığını yaptığı Gazeteciler ve Yazarlar Vakfı'ndan Cemal Uşşak, Anadolu'dan ta Amerika'lara sıçrayan diyalog esintisinin heyecanıyla yaptığı konuşmada, Chicago'lu diyalog gönüllülerini mayıs ayında Mardin'de düzenlenecek Hz. İbrahim toplantısına davet ediyordu. Teksas'ta Institute of Interfaith Dialogue örgütünü kuran Türkler adına konuşan Teksas Üniversitesi misafir öğretim üyesi Muhammed Çetin de, benzer duygulara tercüman oluyordu. Muhteşem tabloların yaşandığı gecenin bitiminde, Oak Park Journal gazetesinin editörü Ed Vincent, benden kendisini Türkiye'nin Chicago Başkonsolosu Naci Koru ile tanıştırmamı rica etti. Ben de kendisini Sayın Başkonsolos'un masasına götürdüm. Vincent, 'Bu insanlar ülkenizi çok iyi temsil ettiler.' dedi. Yapılanlar her zamanki gibi Türkiye'nin hanesine yazılmıştı... Gecede Amerikalı Türkler adına da güzel bir birlik beraberlik örneği verilmişti. Türk-Amerikan Dernekleri Asamblesi ATAA'dan Dr. Orhan Kaymakçalan Niagara'yı tebrik etti. TACA'nın başkanı Mehmet Çelebi, 'Ben Chicago Belediye Başkanı'nın yemeğinden buraya geldim. Orada olması gerekenlerin çoğu bu gece buradaydı.' dedi. Sadece altı ay önce Chicago'ya geldiği halde bu derece geniş bir çevre oluşturmayı başaran genç ve mütevazı Kemal Öksüz (ya da Amerikalıların koyduğu lakapla 'Kevin'), şüphesiz Niagara'da kutlanması gerekenlerin başında geliyordu. Şimdi soruyorum, Türkiye'de kabına sığmayıp ta Amerika'lara taşan bu samimiyet, dostluk ve kardeşlik zincirini hangi melun bomba parçalamaya muktedir olabilir? Terör zehirine karşı panzehirin iksirini bizlere bir kez daha tattırdığı için, Niagara'ya teşekkürler... |
| < Önceki | Sonraki > |
|---|







