"Dinde Zorlama Yoktur" Âyetini İzah Eder misiniz? Yazdır E-posta
Fethullah Gülen   
16.05.2006

Dinin ruhunda ve özünde zorlama yoktur. Çünkü zorlama dinin ruhuna zıttır. İslâm irade ve ihtiyarı esas alır ve bütün muâmelelerini bu esas üzerine kurar. İkrah (zorlama) ile yapılan bütün amel ve fiiller ister inanç, ister ibâdet ve isterse muamele açısından kat'iyyen makbul ve muteber kabul edilemez. Zaten böyle bir durum, "ameller niyetlere göredir" prensibine de uygun düşmez.

Din, kendi mes'eleleri için ikrahı caiz görmediği gibi başkalarının İslâm'a girmelerini de ikrah esasına dayandırmayı hoş karşılamaz. O, muhatabını tamamen serbest bırakır. Meselâ zımmîler cizye ve haracı kabul ettikten sonra, İslâm dini onların hayatlarını garanti eder. Evet, İslâm'da musamaha ufku bu derece geniştir.

Zaten din, zorla kabul edilebilecek veya zorla kabul ettirilebilecek bir sistem değildir. O'nda her şeyden önce îmân esastır. Îmân ise, tamamen vicdanî ve kalbe ait bir mes'eledir. Hiçbir ikrah teşebbüsü kalb ve vicdana tesir edemez. Dolayısıyla insan ancak içinden geliyorsa ve gönlü imana yatkınsa îmân edebilir. Bu manâda da dinde zorlama yoktur.

Hz. Adem'den günümüze kadar, din hiç kimseyi dehâlete zorlamamıştır. Bu mevzûda zorlama daima küfür cephesinin ahlâkı olmuştur. Onlar insanları dinlerinden çıkarmak için zorlamışlardır; fakat hiçbir mü'min bir kâfiri zorla Müslüman yapmaya çalışmamıştır.

Burada akla, şöyle bir soru daha gelebilir. Kur'ân-ı Kerim'de kıtâl ve cihadın farziyetiyle alâkalı birçok âyet mevcuttur. Peki bunlar bir manâda zorlama değil midir?

Hayır, değildir. Çünkü, cihad, karşı cepheye ait zorlamayı bertaraf içindir. Böylece insanlar, İslâm'ın değişmeyen bir kâidesiyle girdikleri İslâm dinine kendi arzu ve iradeleriyle gireceklerdir. İşte İslâm'ın farz kıldığı cihadla, böyle bir anlayışa zemin hazırlanmış olacaktır. İrade hürriyeti, İslâm'ın cihad emriyle yerleşmiştir.

Bu meseleyi bir başka açıdan da şöyle bir değerlendirmeye tâbi tutabiliriz:

Bu âyetin hükmü belli devrelere aittir. Belki her kemal ve zeval fâsılalarının da birbirini takibinde bu devreler yine bulunacaktır; ama, hüküm sadece o devreye münhasır kalacaktır. Nitekim Kâfirûn sûresinde bildirilen "Sizin dininiz size, benim dinim de bana" hükmü de aynı şekilde belli bir devreye mahsustur.

Bu devre ve bu dönem, meseleleri çözme ve anlatma dönemidir. Mes'eleler sözle anlatılacak ve kabulde muhatap kat'iyyen zorlanmayacaktır. Ve yine bu dönem, başkalarının dalâlet ve sapıklığıyla ilgilenmeme, onları tahrik etmeme ve kendi hidayetini muhafaza ile ferdî hayatında dini tatbik etme dönemidir.Bu dönem ve devrelere ait hükümler ise, bütün zaman dilimlerine şamil değildir; tabiî bu manâda şamil değildir. Yoksa bu hüküm artık hiçbir zaman tatbik edilmeyecek demek yanlış olur. İslâm'ın her devresinde böyle bir zaman parçası -realite olarak- yaşanmıştır ve günümüzde de yaşanmaktadır.

Ancak aynı âyetin bütün zaman dilimlerini kuşatan bir hükmü daha vardır ki, bu hüküm her zaman ve zeminde geçerliliğini devam ettirecektir. O da İslâm diyarındaki azınlıklara ait hükümlerdir ki, hiç kimse İslâm dinine girme mevzuunda zorlanmayacaktır. Herkes kendi dinî inancında serbest olacaktır.

Tarihe bir göz attığımızda açıkça görürüz ki, bizim aramızda daima Yahudi ve Hıristiyanlar bulunmuştur. Batılıların bu mevzûdaki itiraflarına göre, Hristiyan ve Yahudiler kendi devletlerinde bile, bizim içimizde yaşadıkları kadar aziz yaşayamamışlardır. Onlar zimmetimizi kabul ederek cizye ve haraç ödemişler; Müslümanlar da onları teminat altına alıp korumuşlardır. Fakat hiç bir zaman onları İslâm dinine girmeye zorlamamışlardır. Düne kadar bunların hususi mektepleri vardı ve kendilerine ait hususiyetlerin hepsini, dinî âyin ve yortularına varıncaya kadar muhafaza ediyorlardı. Bizim en muhteşem devirlerimizde dahi onların yaşadığı muhite girenler, kendilerini Avrupa'da zannederlerdi. Hürriyetleri bu kadar genişti. Sadece bizi iğfal etmelerine imkân ve fırsat verilmemiştir. Evet, gençlerimizi ve kadınlarımızı saptırmalarına göz yumulmamıştır. Bu da bizim kendi toplumumuzu korumamızın gereğidir.

Bu kabil dinin caydırıcı bazı hükümleri, hiçbir zaman dinde zorlama değildir ve sayılmamalıdır da. Bu gibi hükümler, serbest iradeleriyle dine girenlere aittir ki, onlar da zaten bu hükümleri kabul etmekle İslâm'a girmişlerdir. Meselâ, bir insan, İslâm dininden irtidat ederse ona mürted denir ve verilen süre içinde tevbe etmezse öldürülür. Bu tamamen daha önce yapılmış bir akde muhâlefetin cezasıdır. Ve tamamen sistemin muhafazasıyla alâkalıdır. Devlet, belli bir sistemle idare edilir. Her ferdin hevesi esas alınacak olursa devlet idaresinden söz etmek mümkün olmaz. O'nun içindir ki bütün Müslümanların hukukunu muhafaza bakımından, İslâm, mürtede hayat hakkı tanımamıştır.

Ayrıca İslâm dinine giren insanlar bazı şeyleri yapmakla bazılarını da yapmamakla mükellef kılınırlar. Bunun da zorlama ile bir alâkası yoktur. Nasıl ki, namaza duran bâliğ bir insan namaz içinde, sesli olarak gülecek olsa ceza olarak hem namazı hem de abdesti bozulur. Ve yine ihramlı bir insan, üzerindeki haşeratı öldürse veya dikişli bir elbise giyse çeşitli cezalara çarptırılır. Halbuki aynı insan namazın dışında gülse veya ihramsız bir zamanda bunları işlese hiçbir cezası yoktur. Aynen bunun gibi, İslâm, dine girme mevzuunda kimseyi zorlamamakla birlikte, kendi iradesiyle dehâlet edeni de başıboş bırakacak değildir. Elbette onun kendine göre emir ve nehiyleri olacak ve müntesiplerinden, bunlara uygun hareket etmelerini isteyecektir. Bu cümleden olarak, namazı, orucu, zekatı ve haccı emredecek; içki, kumar, zina ve hırsızlığı da yasaklayacaktır. Bu yasakları ihlal edenlere de suçlarının cinsine göre ceza verecektir ki, bütün bunların zorlama ve ikrahla hiçbir alakası yoktur.

Esasen biraz düşünüldüğünde, bu türlü caydırıcı tedbirlerin de, insanların yararına olduğu idrak edilecektir. Çünkü ferd ve cemiyet böyle müeyyidelerle, dünya ve ukbalarını korumuş olacaklardır. İşte bu manâda dinde bir zorlama vardır. Bu da insanları zorla Cennet'e koymak istemekle aynı anlamda bir zorlamadır...

Yorumlar
Yeni Ekle RSS
+/-
Yorum yaz
Adınız:
E-posta:
 
Başlık:
 
Lütfen resimdeki güvenlik kodunu giriniz.
Kemal  - Sağolun   |2009-06-08 04:43:09
Böylesine önemli ve olur olmaz yerlerde kişilerin keyiflerine geldiği gibi yorumlayıp insanlığı yanılttığı bir konuyu ele aldığınız
için Allah sizden razı olsun. Çok güzel örneklendirmişsiniz.
kübra  - dinde zorlama yoktur   |2009-04-28 12:24:58
sagolun hocam cok yararlı oldu allah razı olsun
döndü  - harikaaa   |2009-04-01 12:44:11
yazınız çok qüsel olmuşş tebrikler harikaaa
onurhan bıyık  - tebrik   |2009-03-12 12:18:39
sayın hocaefendi sizin yazdığınız konular çok ii şekilde anlatırsınız
öznur  - harikaaaaaaaaa   |2009-01-03 15:06:51
çok güzel olmuş çok işiöize yarıyo ödevlere çok yardımcı olluyo ellerinize saglık..........
bald_heart  - sağol   |2009-01-01 15:16:08
teşekkürler hocam
ılgın  - dinde zorlama yoktur   |2008-12-22 18:16:54
hocam sizde allah razı olsun eğer siz olmasaysınız ödevimden düşük not alacaktım sizden allah razı olsun sizin gibi bir insan olmayı çok
isterdim ya hocam ben sizin hayranınızım birgün sizi TRABZON A BEKLİYORUM GELİRSENİZ ÇOK MEMNUN OLURUM
yasemin emel  - y e   |2008-12-17 19:17:47
hocam sizi seviyoruz lütfen TÜRKİYE`YE GELİN
Koray  - Teşekkürler..   |2008-12-02 16:38:50
Çok Teşekkür Ederim..Çok yardımınız oldu..=)
betül  - çok güzel olmuş   |2008-11-19 17:10:26
TEBRİK EDERİM ÇOK GÜZEL OLMUŞ ELLERİNİZE SAĞLIK ÇOK YARDIMCI OLDUNUZ
mehmet can  - çok güzel   |2008-11-17 10:47:26
ellerinize saglık çok güzel olmuş
ebru  - dinde zorlama yoltur   |2008-11-16 12:34:26
hocam bravo çok güzel sizi tebrik ediyorum yazdığınız yazılar çok güzel ödevimde yardımcı olduğunuz için teşekkür ederim...
özge  - çok güzel olmuş   |2008-11-07 17:12:37
hocam bu yazmış olduğunuz güzel bilgiler çok güzel ve anlaşılır ödevimde çok yardımcı oldu ALLAH SİZDEN RAZIOLSUN...
mehmet   |2008-10-23 20:56:54
tesekür ederim cok güzel ve anlam
lı sayenizde 100 aldım
esra   |2008-10-22 18:18:15
dilara sana katılmıyorum çünkü burada cümleye ne ile başlaması değil anlamı daha önemli sen lafa neresinden bakıldığına dikkat et
{ayrıca çokta güzel)
büşra   |2008-04-29 21:58:50
sağolun ama uzun
Anonim   |2008-04-06 19:15:24
sağolun
selvinaz  - allah razı olsun   |2008-03-23 20:32:33
hocam allah sizden razı olsun.çok işime yaradı yazdıklarınız.tekrar çok teşekkür ederim.sizin gibi insanlar keşke olsa....
muhammet  - muhammet   |2008-03-18 18:02:40
sayın hocam teşekürler bizi bilgilendirdiğiniz için
banu  - çok teşekkürler   |2008-03-18 17:10:11
gerçekten çok güzel olmuş. Allah razı olsun. Çok işime yaradı. TEKRAR SAĞOLUN.

3.20 Copyright (C) 2007 Alain Georgette / Copyright (C) 2006 Frantisek Hliva. All rights reserved."

Son Güncelleme ( 01.12.2007 )
 
< Önceki   Sonraki >

Multimedya

Vicdan Yalan Söyler mi?

Seyredin

Kirli Tezgâh

Seyredin

İstişare mi Dayatma mı?

Dinleyin

Tabiata Yabancı Nesiller

Dinleyin

Erzurum Vaazı - 1990

İndirin

Altın Nesil Konferansı - 1977

İndirin

Fethullah Gülen Belgeseli-1: Ümit Yolcusu

Seyredin

Fethullah Gülen Belgeseli-2: Sevgi Okulları

Seyredin

Fethullah Gülen Belgeseli-3: Hoşgörü ve Diyalog

Seyredin

Yalanın, inkârın, tevilin, riyânın yüzüne tükürüp onları daima tahkir eden birisi varsa; o da vicdandır.
Advertisement
Fethullah Gülen Web Siteleri