Peygamberimiz'in Düşmanları Bile O'nun Sıdkına Şâhittirler Yazdır E-posta
Fethullah Gülen   
20.07.2007
  • Kırk yaşına kadar kendisine "Muhammedü'l-Emin" diyen ve emanetlerini teslim eden düşmanlarının O'nu, peygamberlikle ortaya çıktığında ret ve inkâr etmeleri, kendileri adına tenakuzdan başka bir şey değildir. Kendilerini akıllı, kültürlü ve mütefekkir gören bu insanlar, böylece tam 40 yıl aldatılıp uyutulduklarını kabul etmiş olmuyorlar mı? Öyleyse, inkârlarında başka bir maksat vardı; çünkü değişen ve dönen Peygamber değil, döneklik yapıp Güneş'e göz yuman, bizzat onların kendileriydi.
  • Düşmanları O'nu yalancılıkla itham edemiyor, getirdiklerini ret ve inkâr edemiyor, sadece 'sâhir, şair, mecnun' yakıştırmalarında bulunuyorlardı. Mevcudiyet ve hakikatini inkâr edemedikleri mucizelerine de 'sihir' deyip geçiyorlardı.
  • Peygamberliğini kabule yanaşmayan müşrikler, "Muhammed doğru söylüyor." diyor, fakat peygamberliğin O'na verilişini kibir ve gururlarına yediremeyip, "Neden eşraftan falana, falana verilmedi de, bir yetime verildi?" diye kendilerince sözde mazeret beyan ediyorlardı.
  • Mekke müşriklerinin, şiir ve belâgatta ileri seviyede oldukları hâlde, okuma ve yazması olmayan bir Zât tarafından, "Destekçilerinizi de çağırıp haydi benzerini, hatta bir sûresinin benzerini siz de getirin."[1] diye meydan okunarak tebliği yapılan Kur'ân'a ve peygamberlik davasına karşı kendileri için en kolay ve tesirli yol olması gereken dille mücadeleyi bırakıp, en tehlikeli ve rizikolu yol olan kılıçla mücadeleye girmeleri de O'nun peygamberliğine apaçık bir delildir.
  • Müşrikler, yine O'nu ilzamda en kolay yollardan biri olması gereken açığını arama, yanlışını izhar ve ilan etme mevzuunda çaresiz kalıyorlardı; zira, bir açığını ve yalanını bulsalardı hemen bütün cihana ilan edeceklerdi.
  • Can alıcı düşmanlarının, kendisine kılıç çekmiş ve her kötülüğü yapmış hasımlarının zamanla birer birer eriyip dize gelmeleri ve O'nun dairesine katılmakla müslüman olmaları da O'ndaki doğruluğa, ismet, fetanet ve câzibeye ayrı bir delildir. Safvan, Ebû Süfyan, Amr ibnü'l-Âs, Halid, İkrime, Hind ve Vahşi gibi en amansız hasımları ve daha niceleri sonunda O'nun hakkaniyetine boyun eğmiş ve bu hakkaniyetin yaman mübelliğleri olmuşlardır.

[1] Bkz.: Bakara sûresi, 2/23; Yunus sûresi, 10/38; Hud sûresi, 11/13.

Yorumlar
Yeni Ekle RSS
+/-
Yorum yaz
Adınız:
E-posta:
 
Başlık:
 
Lütfen resimdeki güvenlik kodunu giriniz.

3.20 Copyright (C) 2007 Alain Georgette / Copyright (C) 2006 Frantisek Hliva. All rights reserved."

Son Güncelleme ( 20.07.2007 )
 
< Önceki   Sonraki >

Multimedya

Fethullah Gülen Belgeseli-1: Ümit Yolcusu

Seyredin

Fethullah Gülen Belgeseli-2: Sevgi Okulları

Seyredin

Fethullah Gülen Belgeseli-3: Hoşgörü ve Diyalog

Seyredin

İktisadın Lüzûmu

Seyredin

Bizi Birbirimizden Koparamazlar!..

Dinleyin

His Felcinin Sebepleri

Dinleyin

Denizli Vaazı - 1980

İndirin

Berlin Konferansı - 1977

İndirin

Kendi milletlerine iyi birer rükün olmaya azmetmiş fertler, bu düşüncelerinde eğer samimî iseler, kendilerine ait menfaatlerini unuttukları olacaktır ama, milleti ilgilendiren hususların en küçüğünü dahi, bir an olsun hatırdan çıkarmayacaklardır.
Advertisement
Fethullah Gülen Web Siteleri