| Mevlâna Ruhu ve Türkiye Gerçekleri |
|
|
| Nazlı Ilıcak, Dünden Bugüne Tercüman | |
| 17.01.2004 | |
|
Meğer Betthoven'ın 9'uncu senfonisi, Avrupa Birliği'nin millî marşıymış. Bu hususu, Avrupa Komisyonu Başkanı Romano Prodi'nin ülkemizi ziyareti vesilesiyle öğrendik. 9'uncu Senfoni Demirel, 28 Şubat'ın o en koyu günlerinde, 9'uncu senfoniyi dinledikten sonra "İşte çağdaş Türkiye" derken, acaba Batı'yı ve Avrupa Birliği'ni mi işaret ediyordu? Ama "çağdaş Türkiye"ye ancak sivilleşerek, normalleşerek ulaşılabilir. O sıralarda çalınan 9'uncu senfoni, "türban gericiliğine" karşı, Klasik Batı müziğinin "ilericiliğine" (!) tutunmak gibi bir tesir yaratmıştı. Neden 9'uncu senfoni çağdaş oluyordu da, Dede Efendi'nin besteleri veyahut Muazzez Abacı'nın şarkıları "çağdışı" sayılıyordu soruları gündeme geldi. İllâ modern olabilmek için kendi kimliğimizden soyunmalı mıydık? Gülen'in Davası Evvelki gün, Gazeteciler ve Yazarlar Vakfı, her dine mensup ruhani liderleri biraraya getirdi. Bütün semavî dinlerin önderleri, dünyanın dirliği, esenliği ve huzuru için dua ettiler. Doğrusu çok etkileyici bir tabloydu. Dinlerarası diyalogun arkasında kim var diye baktığımızda, halâ ABD'de yaşamak zorunda bırakılan Fethullah Gülen'i görüyoruz. Gülen hakkındaki dava Mart 2003'te sana ermekle birlikte, mahkeme, işi muallakta bıraktı. Gülen'e isnad edilen suç, terör örgütü kurmak ve yönetmekti. 3713 sayılı Terörle Mücadele Kanunu'nun ve 1 ve 7'nci maddelerinden yargılandı ve fiili "erteleme kapsamına" girdiği için, "bu türden veyahut daha ağır bir suçu 5 yıl zarfında işlemezse, davanın açılmamış sayılacağı" hükmü verildi. Gülen'in avukatları "Yargılama sürsün" diye ısrar ettiler. Ama, başvurularına olumsuz cevap aldılar. Dinlerarası Diyalog Türkiye çelişkiler ülkesi, "9'uncu senfoniyi" Batı ile kaynaşmanın bir adımı olarak kabul edebilir ve Demirel'in bunun işaretini verdiğini söyleyebiliriz ama, Fethullah Gülen'in "Dinlerarası diyalogu" başlatması çok daha ileri bir teşebbüstür. Bütün din adamları, aynı platformda uluslararası teröre karşı dua ediyor. Buna mukabil, biz bu önemli din âlimini "Terör örgütü kurmak ve yönetmek" iddiasıyla yargıladık. Terör örgütünün diğer üyeleri ortada yok. Sadece Gülen "Reis" sıfatıyla yargılandı. Ve "cezası"(!) ertelendi. Toplantı sonrasında Fethullah Gülen'in "İnsanın Özündeki Sevgi" kitabı, misafirlere hediye olarak verildi. Kitap, Toktamış Ateş'in önsözüyle başlıyordu. Bu ünlü, ilerici Kemalist, "gerici" bir "terör örgütünün" Reisi'nin kitabına neden önsöz yazdı acaba? Yoksa Fethullah Gülen, "cadı avı kampanyalarının" zihinlere kazımak istediği imajdan farklı biri miydi? Hiç şüpheniz olmasın; o sonsuz hoşgörüsüyle, diyalog anlayışıyla, uzlaşma yolunda çok önemli adımlar attı. Vatikam'ın İstanbul Temsilcisi Monsenyör George Moroviç, Gülen için "çağdaş Mevlâna" demesi boşuna değil. "Mevlâna"nın Görüşü "İnsanın Özündeki Sevgi" kitabından bir bölümü, bu çağdaş "Mevlâna"nın görüşlerini daha iyi anlatabilmek için, sütunlarımıza alıyoruz: "Bu ülkede bazı Müslümanlar, itikadî konuları görmezden gelerek, dinin ameli yanlarını yaşamayanları adeta düşman gördüler, bazen onlara fasık, bazen de kafir diyerek dinden soğuttular... Sevgi, hoşgörü, müsamaha, diyalog vs. gibi kavramlarla kendinizi ifade edip, dinin ruhunu ortaya koymanız, bir zamanlar Mevlâna, Yunus, Hacı Ahmet Yesevi'lerle temsil edilen Muhammedî ruhu bu insanlara yeni başkan terennüm etmeniz onlarda bir rahatlama meydana getirdi ve adeta yüreklerine su serpti; mümin olmalarını hissetmenin huzuruyla onlara oh dedirtti. Bu insanlar yıllardan beri, aslında insanlığın dinden beklediği kucaklayıcılıktan mahrum yaşamışlardı. " Gülen, tartışmanın temelinde yatan sıkıntıyı dinin kucaklayıcı özelliği ile çözüyor; amel ile itikat arasındaki dengeyi kurarak insanların önünde aydınlık bir yol açıyor. Kitabını okurken onu ne kadar özlediğim aklıma geldi. Ve Gülen'e karşı cadı avını başlatanlara öfke duydum. Çağdaşlığı, kılık kıyafette, musikide, dış görüntüde arayanlar, evvelki günkü "Mevlâna" tablosunu keşke seyredebilselerdi. Tülden bir çadırın içinde hac, hilâl ve yıldız. (...) |
| < Önceki | Sonraki > |
|---|







