| Toplumsal Paranoya Önlenmelidir... |
|
|
| Hüseyin Gülerce, Zaman | |
| 23.01.2004 | |
|
CHP Grup Başkan Vekili Ali Topuz, önceki gün Meclis'te düzenlediği basın toplantısında, "hükümetin irticaî faaliyetlerine karşı gerilla mücadelesine başlayacaklarını" söyledi. Atatürk devrimlerini geriye götürmek için "karşı devrim" anlayışı içinde çalışıldığını iddia eden Ali Topuz'a göre, Başbakan Erdoğan da bu hareketin "başimamı" pozisyonundadır ve Türkiye adım adım "şeriat devleti"ne götürülmektedir. Bu ifadelerdeki ruh hali ister istemez paranoya hastalığını hatırlatıyor. Türkçe Sözlük'te paranoya için şunlar yazıyor: Abartılı gurur, kuşku, güvensizlik ve bencillikle belli olan bir ruh hastalığı. Ana muhalefet partisi sözcüsünün ifadelerinde demokrasiyle bağdaşan bir mantık olmadığı gibi üslubu da çirkin, yakışıksız ve düşmancadır. Önümüzdeki 28 Mart yerel seçimlerinde AK Parti 81 ilin 75'inde belediye başkanlıklarını kazanır ve yüzde 50'den fazla oy alırsa Ali Topuz o zaman, "irtica bütün şehirleri ve ülkeyi ele geçirdi, 'başimam'ınızın hayrını görün" mü diyecek? CHP'nin demokrasiden, seçimden anladığı bu mu? AK Parti iktidar olduğu günden beri, bunu hazmedemeyen, Türkiye'nin ellerinden kayıp gittiğini düşünen çevreler bir toplumsal paranoya ihtiyacı ile kıvranıp duruyorlar. Yargıdaki çürüklerin üzerine gitme mecburiyeti doğunca bile "Cumhuriyetin kaleleri yıpratılıp ele geçiriliyor" diyorlar. Halkın parasını hortumlamış insafsızların üzerine gidilince o hortumlanmış paralardan astronomik ücret alan medya üst yöneticileri "gericiliğe karşı Cumhuriyet'i koruma" mücadelesi başlatıyorlar! Bu toplumsal paranoya atmosferinin oluşturulma çabalarını ben tam anlatamayacağımı düşünürken Muhterem Fethullah Gülen'in Sızıntı dergisinin ocak sayısındaki başyazısı imdadıma yetişti. Paranoyaklık, toplumsal ve küresel paranoya konusunda ben böylesine derin, bilimsel ve çarpıcı bir makale okumadım. O makalenin çağrışımlarını imkanım olsaydı bu sütunda 4–5 gün üst üste ele alır, yazardım. Sütunum elverdiğince bir özet çıkarmaya çalışacağım. Sıradan insanlar için paranoya bir ruh hastalığı, deliliktir ama gücü elinde tutanlar için tam bir kâbus atmosferidir. Milletlerin kaderine hükmeden/hükmetmek isteyen kaba kuvvet temsilcileri, öteden beri ideolojileri adına veya yaptıkları kötülükleri meşrû ve makûl gösterme hesabına; "resmî ideoloji elden gidiyor", "laiklik gidiyor, irtica geliyor", "demokrasi düşmanları her yanı sardı" yaygaralarıyla sürekli halk yığınları arasında korku ve telaş uyandırarak onları türlü türlü vehimlere, daha doğrusu toplumsal bir paranoyaya sürüklüyorlar. Paranoya, her şeyden şüphe etme, şundan–bundan kötülük geleceği endişesi içinde bulunma, kendini güvensiz hissetme ve vehimle oturup vehimle kalkma hastalığı. Paranoyak, hiçbir zaman evrensel insanî değerleri görmez ve görmek istemez. O bu değerleri, hasım ilan ettiği cepheye karşı kullanabildiği takdirde dilden düşürmez. Kendi kirli düşüncelerini gerçekleştirmeye engel gördüğünde ise gözünü kırpmadan din, iman, kültür, ahlâk, hukuk her şeyi yerle bir eder, sonra da üzerinde tepinir. Millet aslı astarı olmayan vehimlerle kıvranıp durmuş, toplum paranoya yaşamış onların umurunda bile değildir. Onlar için önemli olan bir avuç oligarşik azınlığın mutluluğunun, çıkarlarının, hakimiyetinin ve zorbalığının devamıdır. İşte bu yüzden toplumsal paranoya onlar için bir ihtiyaçtır. Bunun için de mutlaka şöyle–böyle gazeteleriyle, mecmualarıyla, televizyonlarıyla, radyolarıyla bütün medya kuruluşları harekete geçirilmeli, çeşit çeşit tehdit unsurları sıralanmalı; demokrasinin, insan haklarının, Cumhuriyet ilkelerinin tehlikede olduğu üzerinde durulmalıdır. Yığınlar, ülkenin ellerinden uçup gideceği yalanına inandırılmalıdır. Temennimiz ve duamız, oluşturulmak istenen bu toplumsal paranoya atmosferinin, âkil adamlarla entelektüellerle dağıtılması, ülkeyi yönetenlerin de kararlı ve cesur davranmasıdır. |
| < Önceki | Sonraki > |
|---|







