| Temcit Pilavı |
|
|
| Bülent Korucu, Zaman | |
| 05.03.2004 | |
|
Uyanık lokantacının hikayesini biliyorsunuzdur. Yaptığı pilav gün sonunda elinde kalırsa, ertesi gün şansını dolmayla denermiş. Yine olmazsa, yapraklarını soyar çorbaya katar, elinde kalan pilavı 'okutmaya' çalışırmış. Bu günlerde benzer bir vakayla karşı karşıyayız. Kariyerini(!) Fethullah Gülen karşıtlığına borçlu bir yazar, daha önce aynı gazetede haber ve köşe yazısı olarak yayınladığı şeyleri, okuyup yenileme gereği bile duymadan tekrar ediyor. Aynı fotokopileri birleştirerek kitap da çıkarmıştı. Gündeme gelmek istediğinde bu konuları ısıtıp pazara sürmesini anlıyorum, ama gazetenin neden alet olduğunu anlamakta zorlanıyorum. Ben o gazeteden yönetici olsam, yayın kurulu üyesi filan anlamam, diziyi baskıya girmeden önce beş kere okurdum. Hele yazar bir dönem köşesini suçladığı insanın avukatlarıyla dönüşümlü kullanmak zorunda kalmış ve onlarca mahkumiyet almışsa. Örneğin ilk gün üst başlıkta yer alan, 'Hakkında 100'ün üzerinde dava açıldı' ifadesine takılırdım. Gerçek alemdeki iki tanesi biliniyor, kalan 98 davanın nerede ve ne zaman açıldığına dair belge isterdim. Yine ilk gün 12 Eylül döneminde askerlerle pazarlık yapıldığı ve 'TSK'daki yandaşlarına dokunulmaması' karşılığında anayasaya destek verdiği savının belgesini arardım. 'Kenan Evren mahkemeye verse bu suçlamayı ispatlayabilir misin?' diye sorardım. Gazetenin bütünlüğü içinde bazı şeylerin sırıtmaması için özen gösterirdim. Kültür sayfasında Hz. İsa'nın konu edildiği filmi anlatırken, "Gibson'ın isteğiyle sete her gün rahip gelerek Latince ayin yaptı, günah çıkardı. 'Çekimlerde inanılmaz olaylar oldu; hastalar iyileşti, yıldırım çarpan bir adam tek sıyrık almadan kurtuldu, doğumundan beri sara nöbeti geçiren bir teknisyenin kızı aylardır bu krizi yaşamadı' diyen Mel Gibson…" ifadelerini kullanmışsam, çifte standart anlamına gelecek cümleleri diziden çıkarırdım. Gülen'in Kâbe'nin emin belde olduğunu anlatan ayete yaptığı atfı ve burada sineklerin bile insanı ısırmadığını anlatışını eleştirmekten çekinirdim. Gülen'in AK Parti'nin arkasında olduğunu ileri süren haberi alıntılarken bilgilerin yenilenmesini beklerdim. 'Çiçek dışındakiler AKP'de etkin görevler aldı.' sözlerine 'Hükümet sözcüsü ve Adalet Bakanı Cemil Çiçek'ten bihaber yazarım var.' diye üzülürdüm. Fethullah Gülen'in İ'lâ-yı Kelimetullah ve Cihad kitabından yapılan alıntılardan hepten huy kapar, 'Bu adam Gülen'in içimizdeki ajanı mı yoksa?' şüphesine kapılırdım. Alıntılar sanki şimdiye kadar Gülen'in kitaplarını okumamış insanlara hizmet götürmeyi amaçlıyor! "Bir taraftan bin gün oruç tutacak ve bin geceyi ihya edeceksiniz; beri tarafta ise memleketi ve milletimizin içine sızmak ve kötülük yapmak isteyen düşman karşısında silahınız omuzda nöbet bekleyeceksiniz. İşte bu ötekinden daha hayırlı ve Allah katında daha makbuldür." satırlarını okuyanlar Gülen hakkında olumlu düşünmeye başlamaz mı? Lehte ya da aleyhte, propagandist yaklaşımların nasıl ters tepebileceğini gösteren örnekler listesine girmekten kaçınırdım. Gazeteleri takip eden bir yönetici olarak Gülen'in görüşlerinin neredeyse aynısını Diyanet İşleri eski Başkanı Mehmet Nuri Yılmaz'ın görev başındayken bir gazetedeki köşe yazısında kaleme aldığını ve bunun Gülen'in avukatları tarafından mahkemeye delil olarak sunulduğunu bilirdim. Çok şükür o gazetede yönetici değilim. Mektebinde öğrendiğim, senelerdir uygulamaya çalıştığım en basit, ama aynı zamanda en temel meslek ilkelerini çiğnemek zorunda kalmıyorum. Stajyer yazsa çöpe atacağım dizileri, yayın kurulu üyesi topladığı için yayınlamak mecburiyetinde değilim. Çok şükür çook. |
| < Önceki | Sonraki > |
|---|







