• Haziran Fırtınası

    Haziran Fırtınası Ergenekon'un İşi miydi?

    Gazeteciler ve Yazarlar Vakfı'nın Abant'ta düzenlediği 'Kürt Sorunu: Barışı ve Geleceği Birlikte Aramak' toplantısında en can alıcı sorulardan birini Bolu Valisi İbrahim Akpınar sordu: 'Türk bürokratik elitleri Hindistan'ı yönetmeye kalksaydı ne olurdu?' Vali'nin kendi kendine verdiği cevap da en az sorusu kadar can alıcıydı. [Okuyun...]
  • Türkiye'nin Vicdanı Olmak

    Türkiye'nin Vicdanı Olmak

    Abant Platformu'nun bu seneki konusu, "Kürt Sorunu: Barışı ve Geleceği Birlikte Arama" başlığını taşıyordu. 3-4 Temmuz günlerinde adını aldığı Abant'ta gerçekleştirilen toplantıda Kürt sorunu konusunda farklı çevreleri temsil eden hayli zengin bir katılımcı grubu yer aldı. [Okuyun...]
  • Abant Platformu

    Abant Platformu Kararlarına Doğu'dan Tam Destek

    Abant Platformu'nun yayımladığı sonuç değerlendirmesine Güneydoğu'dan destek geldi. Şanlıurfa Genç İşadamları Derneği Yönetim Kurulu Başkanı Mehmet Öksüzoğlu, sonuç değerlendirmesinde yer alan 'bölge halkının ekonomik refah seviyesinin artırılması' maddesinin son derece önemli olduğu üzerinde durdu. [Okuyun...]
  • Cimrilik Hastalığının Tedavisi

    Cimrilik Hastalığının Tedavisi

    Allah, kullarına dünyalık verir, âhiretlerini kazansınlar diye. Eğer kazanmazlarsa o mal-mülk "dünyalık" kalır, kazanırlarsa "ahiretlik (zâdü'l-âhire / ahiret azığı)" olur. Dünyadan maksad, ukbayı hasat etmektir. [Okuyun...]
  • Vuslat Muştusu

    Vuslat Muştusu

    "Vuslat Muştusu", Yüce Yaratıcı'nın huzuruna nasıl ve ne şekilde varmamız gerektiğini ve bu gerekliliğin şartlarını oluşturabilmek için ne gibi vazifelerimiz olduğunu anlatıyor. [Okuyun...]
  • Taziye

    Hasan Doğan İçin Verdiği Taziye Mesajı

    Fethullah Gülen, Türkiye Futbol Federasyonu Başkanı Hasan Doğan'ın vefatı münasebetiyle bir taziye mesajı yayınladı. Gülen mesajında ... [Okuyun...]
  • Diyalog Ortamı

    Diyalog Ortamı Oluşturmalıyız

    Kürt sorununu tartışan Abant Platformu'nun sonuç bildirgesinde birarada yaşama ve diyalog ortamının oluşturulması gerektiğine dikkat çekilirken, her türlü şiddetin ve şiddet içeren yöntemlerin reddedilmesi istendi. [Okuyun...]
Ne Dendi ve Neredeyiz? Yazdır E-posta
Fethullah Gülen   
01.10.1986

Bir bahar gibi başlar her şey; güzel tasavvurlar, tatlı düşünceler ve zümrütten hayâllerle... Her güzel başlangıç, neticeye ermenin ilk şartı ve ilk sebebi olması itibariyle de zevkli ve ümit vericidir. Ancak nice güzel başlangıçlar vardır ki 'Baharı görmeden hazâna' erer ve geride kırağı vurmuş bir sürü yıkık rüya bırakır.

Başlatılan her hayırlı iş, her hayırlı teşebbüs, kadirşinâs mirasçılar ve birleri binlere ulaştırma sevdâlısı nesiller sayesinde, varlığa erer ve süreklilik kazanır. Ve şâyet o iş ve teşebbüs, serpilip bağrında gelişebileceği bu ideâl kadroyu ve bu kara sevdâlıları bulamazsa sam yeli vurmuş gibi kurur ve yerle bir olur...

Ümit her şeyden önce bir inanç işidir. İnanan insan ümitlidir ve ümidi de inancı nispetindedir. Bu itibarladır ki, sağlam inanç mahsulü çok şeyler, bazılarınca hârika zannedilmektedir. Aslında, ümit, azim ve kararlılık, iman dolu bir kalbe girince, beşerî normlar aşılır. Ve o inançlı kalp harikalar kuşağına ulaşmış olur. Bu seviyede gönül hayatına sahip olamayanlar ise bunu fevkalâdeden sayarlar. Hele insan, inanacağı şeyi iyi seçebilmiş ve ona gönül vermişse, artık onun ruh dünyasında ümitsizlik, karamsarlık ve bedbinlikten asla söz edilemez.

Fert, ümitle varlığa erer; toplum onunla dirilir ve gelişme seyrine girer. Bu itibarla da, ümidini yitirmiş bir fert var sayılamayacağı gibi ümitten mahrum bir toplum da felç olmuş demektir.

Ümit, insanın kendi ruhunu keşfetmesi ve ondaki iktidarı sezmesinden ibarettir. Bu sezişle insan, kâinatlar ötesi Kudret-i Sonsuz'la münasebete geçer ve onunla her şeye yetebilecek bir güç ve kuvveti elde eder. Bu sayede, zerre güneş, damla derya, parça bütün ve ruh kâinatın bir soluğu haline gelir. Ümitle uzun yollar aşılır, ümitle kandan irinden deryalar geçilir ve ancak ümitle dirliğe ve düzene erilir. Ümit dünyasında mağlup olanlar, pratikte de yenilmiş sayılırlar. Ne yiğitçe ve çalımla yola çıkanlar vardır ki, iman ve ümit zaafından ötürü, yarı yolda kalmışlardır. Küçük bir zelzele, gelip geçici bir fırtına, akıp giden bir sel, onların azim ve iradelerini de beraber alıp götürmüştür. Hele kendilerine ümitle bağlanıp sonra da onlarla beraber yeis bataklığına düşüp boğulanların hâli bütün bütün yürekler acısıdır.

Çile, yüce hedeflere varmanın ve yüksek neticeler elde etmenin tek yoludur. Hakikat yolcusu, çile ile günahlardan arınır; onunla saflaşır ve onunla özüne erer. Çilenin olmadığı yerde ne olgunlaşmadan ne de ruhla bütünleşmeden bahsedilemez. Ruh, çile ile kemâle erer. Gönül, çile ile inkişaf eder. Çile görmemiş ruhlar ham, gönüller de kolu kanadı kırık ve ölgündür.

Çile, çalışmaya ve o yolla elde edilen şeylere kat kat değer kazandırır. Çilesiz elde edilen şeyler, mirasdan gelen mal gibidir; gelişi emeksiz, gidişi de üzüntüsüz olur. Evet, ancak binbir ızdırapla kazanılan şeylerdir ki, muhafazası uğrunda canlar feda edilir. Bir millet ve bir medeniyet, büyük muzdarip ve çilekeşlerin öncülüğünde kurulmuş ise, sıhhatli, istikrarlı ve gelecek adına ümit vericidir. Aksine, hayatında bir kere olsun ağlamamış, inlememiş ve sancı çekmemişlerin elinin altında doğmuş ve gelişmişse, zâyi olmaya namzet ve talihsizdir.

Sabır, yücelme ve fazilete ermenin mühim bir esası ve iradenin zaferidir. O olmadan, ne ruhu inkişaf ettirmeden, ne de yücelip benliğin sırlarına ermeden bahsedilemez. Sabırla insan, toprağa, ete, kemiğe bağlılıktan kurtulur ve onunla yüce âlemlere ermeğe namzet bir kutlu olur. Sabır, öteler ötesi saltanatlara ulaşmak için dar bir geçit, aşılmaz bir zirve ise, gönlünü o âlemlere kaptırmış hakikat eri de, geçilmez ve aşılmaz gibi görünen geçitlere ve şahikalara meydan okuyan bir Heraklit'tir. En sarp yokuşları dümdüz ve ovaları da pürüzsüz gören bir Heraklit...

Bütün yükseltici şeyleri, ara vermeden sürekli olarak yaşama, alçaltıcı şeylere karşı devamlı teyakkuz ve direnme, nihayet, beklenmedik anda ve beklenmedik şekilde, insanı ırgalayan ve örseleyen umum belâlara karşı yılgınlık göstermeden dayanma; evet işte acılardan acı ve neticesi itibariyle de zülâllerden zülâl sabır budur!

Vefa, dost ikliminde yetişen güllerdendir. Onu düşmanlık atmosferinde görmek nâdirattan ve hatta, imkânsızdır. Vefa, duyguda, düşüncede, tasavvurda, aynı şeyleri paylaşanların etrafında üfül üfül eser durur. Kinler, nefretler, kıskançlıklar ise, onu bir lahza iflâh etmez öldürür. Evet o, sevginin, mürüvvetin bağlarında boy atar gelişir, düşmanlık ikliminde ise, bir anda söner gider.

Vefa, fertlerin birbirleriyle kaynaşıp, bütünleşmesini temin eder. Vefa sayesinde cüzler küll olur; ayrı ayrı parçalar bir araya gelerek vahdete ulaşır. Vefa duygusu varıp sonsuzluğa erince, ötelerden gelen tayflar, kitlelerin yolunu aydınlatır ve toplumun önünü kesen bütün tıkanıklıkları açar. Elverir ki, o toplum, vefa duygusuyla olgunlaşmış ve onun kenetleyici kollarına kendini teslim etmiş olsun.

Rica ederim; söyleyin! Emin misiniz size düşen her şeyi yaptığınızdan; hareket ve faâliyetlerinizi hep doğru yolda sürdürdüğünüzden; irade gücü ve iç mukavemetinizden; bayraklaştırdığınız da'va ve düşünceyi tam temsil ettiğinizden?.. Yaptığınız her işin yerinde olduğunu; düşüncelerinizin, kin, nefret, garaz gibi kötü huylarla zedelenmediğini; plân ve projenizin hata kabul etmez bir buudda tanzim edildiğini iddia edebilir misiniz..? Aman Allah'ım! Bu ne büyük bir çılgınlık, ne affedilmez bir kabahat olur..! Aslında hep başkalarının eksik ve gedikleriyle meşgul olanlar, kendi hata ve kusurlarını görmeyecek kadar kör, gönüllerini coşturup ruhlarına istikamet veremeyecek kadar da iradesiz ve mefluç kimselerdir. Böyleleri her söz ve davranışlarıyla, durmadan başkalarını gayyalara yuvarlarken, firavunlaşmış egolarına göklerde bile taht bulamazlar. Nefsâniliğine (pes) demiş ve kendi içinde mağlup bu derbeder ruhlar, düşünce ve iradelerini delik-deşik eden bu türlü zaaflardan kurtulacakları âna kadar da, doğruyu göremeyecek, doğru karar veremeyecek ve hele kat'iyen bellerini doğrultamayacaklardır.

Sızıntı, Ekim 1986, Cilt 8, Sayı 93

Yorumlar
Yeni Ekle RSS
+/-
Yorum yaz
Adınız:
E-posta:
 
Başlık:
 
Lütfen resimdeki güvenlik kodunu giriniz.

3.20 Copyright (C) 2007 Alain Georgette / Copyright (C) 2006 Frantisek Hliva. All rights reserved."

 
< Önceki   Sonraki >

Kırık Testi

İftirakMü'minlerin

Bir hadis-i şerifte, Efendimiz'in, ümmetinin tefrikaya düşmemesi için dua ettiği ama bu duasının kabul görmediği anlatılmaktadır. Okuyun

Zihin Harmanı

Saf ve Duru İslâm AnlayışıSaf ve Duru İslâm Anlayışı

Efendimiz (sallallâhu aleyhi ve sellem) zamanında yaşanılan saf ve duru İslâm anlayışı Hulefa-i Raşidîn devrinde de korunabilmiş midir? Okuyun

Bamteli

Adanmış RuhlarAdanmış Ruhlar ve Ücret Farkları

Adanmış ruhların en önemli hususiyetlerinden birisi fedakârlık olmasına rağmen, bazı kurumlardaki insanların... Seyredin

İslâm'da Meşrepçilik Var mıdır?



İslâm'da meşrepçilik var mıdır? Sahabe-i kiram arasında böyle ayrılıklar oluyor muydu? Birleştirici bir fikir ne olabilir? Okuyun...

Şeytan ve Çağdaş Takipçileri

Şeytan ve Çağdaş Takipçileri

Şeytan, Allah'ın rahmetinden uzak düşmüş, işi azgınlık ve azdırma; varlığını fitne, fesat, nifak ve şikak ekseninde sürdüren lanetlik bir tali'sizdir. Okuyun...
Merhume Refia Gülen'in Vefat Yıldönümü

Multimedya

Nasıl Keyfiyet Kazanılır?

Seyredin

Peygamberlerin Hususiyetleri

Seyredin

His Felcinin Sebepleri

Dinleyin

Secde İzindeki Tehlike

Dinleyin

Edremit Vaazı - 1974

İndirin

Berlin Konferansı - 1977

İndirin

Fethullah Gülen Web Siteleri