| Ana Menüde Yıllardır Hoşgörü ve Diyalog Var |
|
|
| Zaman | |
| 07.11.2004 | |
|
Diyalog ve birlikte yaşama denilince Türkiye'de akla önce iftar sofraları gelir. Ramazan ayının bereketinden midir bilinmez, iftar sofraları bu ülkenin güzelliklerinin su yüzüne çıkmasının en güzel vesilelerinden birisi olmuştur yıllarca. Kısa süre öncesinde kadar anlaşılamayan, hatta büyük bir kesim tarafından tepki duyulan; ancak bugünün Türkiye'sinin popüler konusu haline gelen 'dinler ve kültürlerarası diyalog' çalışmalarının temeli de bir iftar sofrasında atılmıştı. Bundan on yıl önce İstanbul Polat Otel'de, henüz çiçeği burnunda bir kuruluş olan Gazeteciler ve Yazarlar Vakfı'nın daveti ile bir araya gelen dini, kültürü ve düşüncesi çok farklı insanlar, hayata çok farklı pencerelerden bakmanın birlikte yaşamaya engel olamadığının ilk işaretini vermişti. Aradan geçen on yılda köprünün altından çok sular aktı, Türkiye çok değişti. Ekonomik krizler ve postmodern darbe süreçlerini, demokratikleşme ve değişim dönemleri izledi. Bu arada ülkemizin önemli bir bölümünü heyecanlandıran diyalog çabaları da ciddi yaralar aldı, önemli badireler atlattı. Zaman zaman da, "Bir rüya görmüşüz, artık uyandık" yorumlarına bile sebep oldu bütün bu yaşananlar… Bütün bunlara rağmen Gazeteciler ve Yazarlar Vakfı, kuruluşunun 10. yılını da kutladığı bu seneki geleneksel iftarında, ilk iftardaki heyecanı ve renkliliği ortaya koymayı başardı. On yıla birçok etkinliği sığdıran ve gerek yerel, gerekse uluslararası alanda önemli projelere imza atan vakfın onuncu yıl iftarında, atlatılan bütün badirelere rağmen ilk günkü coşku ve renkli tablo vardı. Rumeli Salonu'ndaki bin kişi, artık normalleşen Türkiye'nin küçük bir prototipini yansıttı. Devlet adamları, hükümet temsilcileri, siyasiler, ruhaniler, gazeteciler ve sivil toplum kuruluşlarının yanı sıra iftara katılan yüzü aşkın sanatçı, özlenen Türkiye tablosunu uzun bir aradan sonra tekrar ortaya koydu. Son 6-7 yıldır ancak küçük gruplara, dar mekanlarda iftar verebilen vakıf, Pazar günü ilk günkü heyecanla ağırladı konuklarını, Türkiye'deki diyalog adımlarını atan Onursal Başkan Fethullah Gülen o salonda olmasa da, katılımcılar tablonun bütün parçalarını bir araya getirerek, sosyal bilimcilere Türkiye analizlerini tekrar güncellemeleri mesajını verdi. On yıl önce Müslümanların iftar sofrasında Ortadoksları, Katolikleri, Musevileri, Süryanileri ve Ermenileri görmek bir haberci için, haber değeri taşıyan bir gelişmeydi. Ancak aradan geçen on yıl ve Türkiye'deki diyalog çalışmalarının aldığı mesafe artık bu görüntüye sahip iftar sofralarının haber değerini düşürdü! Biz haberciler için her ne kadar kötü bir sonuç olsa da, bu durumun Türkiye'nin geleceği adına umut verici bir gelişme olduğu tespitini yapmak sanırım yanlış olmaz. Önceki haftaki iftarda söz alan gazeteci-yazar Gülay Göktürk, "On yıl önce bu sofraya gelişimiz haber oldurdu, artık olmuyor." Sözleriyle gelinen noktayı özetlemişti aslında. 'Adnan Polat'ın Yaşadığı Gurur' Haklarını teslim etmek gerekir, iftar sofrasında yine, en zor zamanlarda bile orada olmakta ısrar eden ruhani reislerin tamamı vardı. Rum Patriği Bartholomeos'tan Vatikan İstanbul Temsilcisi Marovitch'e, Süryani Kadim Metropoliti Yusuf Çetin'den Hahambaşı Rav İshak Haleva'ya, Süryani Katolik Patrik Vekili Yusuf Sağ'dan Türkiye Ermenileri Patriği Yardımcısı Kirkor Damatyan'a, Türkiye Katolik Cemaatleri Ruhani Reisi Lui Pelatre'den Türkiye Musevileri Cemaati Başkanı Silvio Ovadia'ya kadar herkes oradaydı. Daha önce vakıf iftarlarında görmediğimiz Diyanet İşleri eski Başkanı Mehmet Nuri Yılmaz'dan bayrağı devrelan Prof. Dr. Ali Bardakoğlu da, iftarın en dikkat çekici konukları arasındaydı. Siyaset açısından da iftarda bugüne kadar ki en önemli katılım yaşandı. TBMM Başkanı Bülent Arınç ile Başbakan Yardımcısı Mehmet Ali Şahin ilk dikkat çeken isimlerdi. Bunlara DYP Genel Başkanı Mehmet Ağar'ı da eklemek gerekir. İş dünyasından ise Adnan Polat, İbrahim Kefeli, Zeynel Abidin Erdem, Atalay Şahinoğlu, Nurettin Eroğlu, Yaşar Küçükçalık gibi simalar ilk göze çarpan isimlerdi. İş dünyasını temsilen kısa bir konuşma yapan Adnan Polat, on yıl önceki ilk iftarın kendi otelinde verildiğini hatırlatarak, ilk diyalog harcına ev sahibi olarak katkı yapmanın gururunu yaşadığını ifade ediyordu. Onuncu yıl iftarında en dikkat çeten yönlerden birisi ise elbette renkli görüntüleriyle sanatçılar oldu. Yüzün üzerinde sanatçı iftarda hazır bulundu. Aykut Işıklar'dan Yıldo'ya, Gönül Yazar'dan Mahsun Kırmızıgül'e, Ulvi Alacakaptan'dan Şükriye Tutkun'a, Şebnem-Fatih Kısaparmak çiftinden Zara-İskender Ulus çiftine kadar sanat camiasının renkleri salondaydı. İftarla ilgili görüşlerini Turkuaz'a ifade eden İskender Ulus, salondaki tabloyu, "Bizim anlayışımızda 72 millete kucak açmak vardır. Gerçekten de o salonda 72 görüşten insan vardı. Bu tablo Anadolu insanının İslam anlayışını da yansıtıyordu." Sözleriyle özetledi. Bir Müslüman'ın bütün yaratılanlara şefkatle ve hoşgörüyle bakması gerektiğini hatırlatan Ulus, 'Yaradılanı hoş görürüz Yaratan'dan ötürü' sözünü orada gerçekleştiğine şahit olduğunu belirtiyor. Türk milletinin bu tür tablolara son dönemde hasret kaldığını da söylüyor Ulus ve ekliyor: "Allah daim etsin diyorum. Biz her zaman bu gibi olaylara ve organizasyonlara destek vereceğiz." İftar gecesinin en ilginç sürprizlerinden birisi ise sahneye çıkarak, 'Ebedi Aşk' isimli parçalarını söyleyen Şebnem-Fatih Kısaparmak çiftiydi. Şebnem Kısaparmak'ın son şiir albümü olan 'Yıldız Gibi'de yer alan parçadaki, 'Sen bensin, ben senim insan kardeşim' isimli sözler adeta ortamın bir özetini verir nitelikteydi. Habersiz olarak çağırıldıkları sahnedeki atmosferi sorduğumuz Fatih Kısaparmak, vakfın çalışmasını, "Türkiye'nin altındaki etnik ve kültürel fay hatlarını ortadan kaldırmaya yönelik çabalardan birisi." olarak değerlendirdi. İnsanların arasındaki sevgi, hoşgörü ve anlayış köprüleri yıkılınca o hiç istenmeyen kutuplaşmaların oluştuğuna işaret eden Kısaparmak, "Bu anlamda ciddi endişelerim var. Fakat en az o kadar da güçlü ümitler besliyorum. Sabırlı ve gayretli olmalıyız. El ele ve emel emele olmalarında sayısız yarar bulunan insanlar, yepyeni Rönesansları malalayacak güce sahiptir." diyor. (Zafer Özcan) |
| < Önceki | Sonraki > |
|---|







