| Gözyaşının Değeri |
|
|
| Ekrem Dumanlı, Zaman | |
| 16.11.2004 | |
|
Bayram sevincinin gönül gönül dalgalandığı bir günde gözyaşı üzerine yazı yazılır mı? Yaşadığınız yer Türkiye ise evet. Kalbi kaskatı kesilmiş zevatın sık sık gözyaşını diline dolaması söz konusuysa evet. Gözyaşının Allah indinde sahip olduğu kıymet bilinmiyorsa evet... Pravda'nın baş muharriri ve avenesi belli aralıklarla çimdik atmayı seviyor. Bektaşi fıkralarını art arda sıralarken adeta ağzı kulaklarına değiyor. Ne var ki inancı gereği yaşamaktan başka derdi olmayan insanları 'tarikatçılık'la suçluyor. Bektaşilik de bir tarikat değil mi? Bektaşilik söz konusu olduğunda ya da Alevilikten söz açıldığında hoşgörü abidesi kesilen efendi, Türk-İslam kültürünün değişik tonları söz konusu olduğunda neden bu kadar öfkeleniyor? Mesela insan neden gözyaşına öfke duyar? Hani gözyaşını diline bir kere dolasa, cehline verip geçeceksin. Ancak kendini otomatiğe bağlamış adeta; yazdıkça yazıyor. Gözyaşlarını tasvir ederken "salya sümük ağıtlar" demeyi ihmal etmiyor. Geçenlerde başta Hoca Ahmet Yesevi olmak üzere tasavvuf büyüklerinin gölgesine sığınarak nutuk çeken bir adam da bu kervana katıldı. O da gözyaşlarına çatıyordu. Nedense zıt kutupların birleştiği nokta Fethullah Gülen'de kesişiyor. Bir zamanlar birbirine düşman gibi bakan iki kişinin Hocaefendi'nin gözyaşlarına takılıp kalması ilginç. Anlamıyorum, uhrevi bir ortamda dökülen gözyaşı, bir baş muharriri neden rahatsız eder ki! Madem bu mevzuu bu kadar sık yazıyorsun; bari gözyaşının dindeki yerini araştır. Çünkü Hocaefendi'nin gözyaşlarından hareketle yaptığın genellemeler yanlış önermeler içeriyor; tıpkı sırf Bektaşilikten hareketle yaptığın "mizah-espri" genellemesi gibi. Kur'an'da gözyaşlarını öven onlarca ayet var. Özünde Allah korkusu, Allah sevgisi, kıyamet ve hesap duygusu gibi uhrevi duygular varsa insan konuşurken biraz ürpermeli. En azından Kur'an'a kulak vermeli: "Allah'ın ayetleri okunduğunda ağlayarak secde ederler." (Meryem Sûresi, 58), "O Rabbaniler, kitaplarında geleceği vadedilen Peygamber'i dinlediklerinde ağlayarak çeneleri üzerine kapanırlar." (İsra Sûresi, 109), "Onlar, Kur'an'ı dinlediklerinde ondan anlayıp zevk ettikleri haktan ötürü sen onların gözlerinin yaşlarla dolup taştığını görürsün". (Mâide Sûresi-83)... Benzer ayetler sıralanmaya kalkılsa bu sütun yetmez. Hadis-i şeriflerde ağlamanın yeri yok mu? Elbette var; hem de tafsilatıyla. Gözyaşları üzerine söylenen hadis-i şerifleri toplasak bir kitap olur. Sadece şu hadis-i şerif bile kafidir: "İki göz vardır ki ahirette onlara ateş dokunmaz. Biri Allah karşısında haşyetle (korkuyla) yaş döken göz, diğeri de hudut boylarında ve düşman karşısında uyanık kalan göz". (Tirmizi ve Nesai'nin cihad bölümü) Gözyaşından korkulur mu? Rakik kalpten endişe edilir mi? Hazret-i Adem cennetten çıkarıldığında ağlıyordu. Hazret-i Yakup, Yusuf'u için gözyaşı döküyordu. Hazret-i Davud'un gür sadası yalçın kayalarda yankılanırken hıçkırıklara boğuluyordu, Hazret-i Muhammed, annesinin kabrini ziyaret ettiğinde yanaklarından yaşlar süzülmüştü. Ölen torunu için döktüğü gözyaşını Buhari'den okumak mümkün... İslam tarihinden derlenecek yüzlerce misal bile yufka yüreğe verilen değeri ortaya koyar. Bu yüce dinde tebessümün, latifenin, esprinin de yeri vardır; doğru sözden ayrılmamak ve gönül kırmamak kaydıyla... Zor bir bayramı idrak ettik. Bombaların masum insanlar üzerine dolu gibi yağdığını gördük. Çaresizliğin acısını duyduk. Bayramın sevinci de olmasaydı belki bir karamsarlığa teslim olacaktı ruhlarımız. Bunca elem ve hüzne rağmen fıkraların arkasına sığınarak gözyaşlarına hücum edenlere aldırış etmeyin siz. Merhum Üstad'ın şu veciz kıtasına kulak verin yeter: Ağlayın su yükselsin/Belki kurtulur gemi/Anne, seccaden gelsin/Bize dua et e mi. |
| < Önceki | Sonraki > |
|---|







