| Hizmet ve Siyaset |
|
|
| Hüseyin Gülerce, Zaman | |
| 26.11.2004 | |
|
Ülkemizin dünya dengeleri içinde layık olduğu yere gelmesini, milletimizin ihyası ve dirilişimiz olarak da ifade edebiliriz. Bu ise asırlık tecrübelerimizin bir hakikati olarak dinimizin ihyasına bağlıdır. Hemen ifade etmeliyiz ki, insanımızın dirilmesi ve milletimizin ihyası derken, bazılarının yakıştırdığı gibi "dine dayalı bir devlet kurma arzusu", ya da siyaset kastedilmiyor. Tam tersine dine ve millete hizmet, particilik ve politika anlamında siyasetten ısrarla uzak durmaya bağlıdır. Elbette demokratik sistemin temeli seçimler ve siyasi partilerdir. Politikayı halka hizmet yolunda esaslı bir vasıta olarak gören samimi insanlara ve bu yolda gerçekten büyük hizmetleri geçenlere bir sözümüz olamaz. Ama şu gerçeği de hepimiz biliyoruz. Maalesef günümüzde insanların büyük bir bölümü, günlük politika oyunlarını, kitlelerin aldatılıp iğfal edilmesini, iktidar ve koltuk mücadelelerini ve bu uğurda her şeyin mubah sayılmasını siyaset zannediyor. Böyle bir anlayış ve uygulama zemininde din ve millet hizmetinde koşuşturan samimi insanların siyaset düşünmeleri, siyasete meyletmeleri, yaptıkları hizmetin değerini anlamadıkları gibi büyük bir tehlikeyi de davet etmek demektir. Tehlikenin pek çok boyutu bulunmaktadır. Birincisi bu hizmetlere muhalif olanların ekmeğine yağ sürülmesidir. Bu çevrelerin işi gücü zaten bir açık yakalamaktır. "Biz size demiyor muyduk, bunların kafasının içindeki başkadır. Bunların asıl derdi yönetici koltuklarını ele geçirmektir. İşte artık zamanın geldiğini düşünüyorlar ve harekete geçiyorlar" demek için nasıl sabırsızlar bir bilseniz… Hizmet insanlarının particiliğe tevessül etmeleri, mahalli yöneticiliklere, milletvekilliğine adaylık düşünmeleri yurtdışındaki eğitim faaliyetlerine de büyük zarar verir. "Demek ki, yapılanların ardında menfaat varmış" denilir, o insanlar ürkütülmüş olur. Bütün dünyada iman ve Kur'an hizmetine antipati uyandırılır. Peygamber Efendimiz, çarşıdaki pazardaki işlerle, ticaretle ilgili olarak "Aldatan bizden değildir." diyor. Hayatiyet arz eden ve insanlığa yeni bir baharı müjdeleyen hizmetlerle alakalı olarak aldatma nasıl bir fatura getirir, insan düşününce ürperiyor. Kaldı ki bütün güçler desteklese ve insanlığa hizmet yerine iktidara gelinse bile, hizmetlerin içinde olanlar kendilerini küçültmüş olurlar. Basit şeylere talip olurlar. Davalarını küçültmüş olurlar. Bu da davaya ihanet olur. Siyasete giren çıkan biri olarak şunu da ifade edeyim. Dost kaybetmek, vefasızlıklarla hançerlenmek, akıl almaz iftiralara uğramak istiyorsanız siyasetten daha iyi bir zemin bulamazsınız!.. Siyasete girince tanınmaz hale gelen pek çok adam gördüm. Siyaset, buz tutmuş kaldırımlara benziyor. Nice delikanlının yürüyüşü, bu kaldırımda düşme endişesiyle değişiyor, anlayın artık… (Çizgisini, duruşunu koruyanlar maalesef istisna teşkil ediyor.) Dost insanlar, ehil ve dürüst insanlar elbette siyaset için yüreklendirilmelidir. Demokratik mekanizmalar elbette menfaat ve rant peşinde koşanlara terk edilmemelidir. Bizim ifade etmeye çalıştığımız, hizmetlerin içinde olanların, hiçbir beklenti içinde bulunmadığını düşünenlerin yanlış yapmamasıdır. Hizmet insanları siyasete göz ucuyla bile bakmamalıdır. Bu konuda tavsiyelerine her zaman büyük değer verdiğim muhterem Fethullah Gülen, sekiz yıl önce demişti ki: "Sıra koltuk dağıtmaya geldiğinde benim arkadaşlarım, 'bizden buraya kadar.. biz koltuk için çalışmadık' deyip oradan uzaklaşmalıdır. Milletimizin ve insanlığın ümitlerini söndürmeye kimsenin hakkı yok. Rabb'imizin hoşnutluğunu kazanmaktan daha büyük bir mükafat olamaz." Ortada seçim falan yok; ama testi kırıldıktan sonra bunları söylemenin de bir faydası yok… |
| < Önceki | Sonraki > |
|---|







