Hocaefendi Ne Demek İstedi? Yazdır E-posta
Üye Değerlendirme: / 1
Kötüİyi 
Ali Ünal, Zaman   
29.11.2004

Fethullah Gülen Hocaefendi, geçen hafta bir uyarıda bulunuyordu. Bazı bildik kesimler, "Emekli bir din görevlisi nasıl böyle iddialarda bulunuyor ve iddialarına dayanak olacak bilgileri nasıl elde edebiliyor?" diyorlar. Tabiî bu kesimler, ancak kendilerine ulaştırılan bilgilerle beslendikleri, hadiselerden, tarihten hiçbir mesaj alamadıkları için böyle sorular sorabilirler.

Oysa, böyle bir uyarı için hiç de bazı yerlerden bilgi almak gerekmiyor. Bir de, eğer bir insan kendisini bir mefkûreye adamışsa, bu insan kim ve ne olursa olsun, adanmışlıktaki samimiyet, o mefkûreyle ilgili gelişmelere karşı kalbî-hissî sinyalleri sonuna kadar açmaya yeter. Tabiî bunu da, adanmışlık nedir, mefkûre nedir, bunlarla alâkası olmayan ve insanı sadece maddî arzulardan müteşekkil bir et-kemik-kan yığını olarak görenlerin, onun düşünce, irade, duygu gibi madde ötesi yanlarını bile beynindeki biyo-kimyevî işlemlere bağlayanların, inanmayı bile genle izah etmeye kalkanların anlaması beklenmemeli.

21'inci asrı bütünüyle "Judeo-Christian" asrı yapmaya girişen ABD'nin İslâm coğrafyasının ortasında yaptıkları dikkat çekerken, Avrupa'nın doğusunda, Kafkaslarda ve Orta Asya'da yaptıkları ne yazık ki gözden kaçmaktadır. Biraz da Avrupa'nın sahayı kendisine terk etmesiyle Sırp azgınlığını Balkanlara yerleşmede çok iyi kullanan, Macaristan, Bulgaristan gibi eski Demir Perde ülkelerinde dev askerî tesisler kuran, Rusya'yı Kafkaslarda kuşattığı gibi, Ukrayna'yı da yanına çekerek Avrupa ile Rusya'nın arasına iyice oturmaya çalışan, Orta Asya'ya yerleşerek Rusya'yı güneyden, Çin'i batıdan kuşatan ABD, bu coğrafyadaki emelleri için Türkiye'nin kuzey sahili boyunca da yeni üs taleplerinde bulunmaktadır. Ayrıca, ABD'nin "Ortadoğu"da atacağı adımlarda birkaç ay sonra İran'da yapılacak seçimler de çok önemlidir. Bu seçimler sebebiyle İran'da Ukrayna'da yaşananların yaşanacağını uman ABD, bu ülkede eğer "liberal" ve bütünüyle kendisiyle çalışacak bir iktidarı iş başına getirebilirse, bölgede sürekli gözettiği İran-Türkiye tahterevallisinde Türkiye önem kaybına uğrayacaktır. Türkiye için, 17 Aralık'ta AB'den gelecek mesaj da oldukça önemli bulunmaktadır. Türkiye'yi içine dahil etmeye hiç de gönüllü olmayan AB, Türkiye'nin 17 Aralık'a kadar Güney Kıbrıs'ı tanımasını şart koşmaktadır. Türkiye'nin ise buna razı olmayacağı açıktır. Şu anda, bir yanda ABD'nin Irak'ta uyguladığı vahşetin Müslüman kamuoyunda, kendi seçmen tabanında uyandırdığı tepki, bir yanda 17 Aralık stresi, bir yanda içerideki ve ekonomideki kırılgan dengeler arasında bir yol tutmaya çalışan AK Parti iktidarı, yine Kıbrıs'ı bahane eden, sayı olarak azın azı, fakat sesi çok çıkan ulusalcı cephe ve Denktaş'ın son çıkışlarıyla bu yolun daha da zor ve kaygan hale geldiğinin elbette farkındadır. İşte, 17 Aralık'ta Brüksel'den müspet bir mesaj gelmez veya AB yoluna bizzat AB eliyle veya onların da yeşil ışık yakmasıyla Türkiye içinden aşılmaz engeller konmak istenirse, ABD'nin arzularına tam ram olunmaz, birkaç ay sonra İran'da da dengeler değişirse, dünyadaki halihazır güç dengesini değiştirebilecek tek potansiyele sahip ülke olarak keskin virajlarda patinaj yapmaktan bir türlü kurtulamayan Türkiye'de, seçmen tabanı da dahil yeni oluşumlara kapı açılması için ülkede önemli hadiseler beklenebilir. Burada, AK Parti iktidar üyeleri veya milletvekillerinin Irak'taki vahşete karşı tepkilerini tabana da mesaj şeklinde seslendirmelerinin fayda değil, her bakımdan zarar getirici olduğunu da belirtmekte fayda var.

BİR NOT: Ne söyleyecekleri belli kişilerin bir araya getirildiği bir programda konuşan malûm gazeteci herkesten daha iyi bilir ki, İslâm dünyasındaki idareler İslâm'ı ve Müslümanları asla temsil etmemektedir. Ayrıca, Saddam dahil onları iktidara getiren, tutan, cinayetlerine ses çıkarmayan, Saddam'ı İran'a saldırtan, dolayısıyla onların günahlarının baş müsebbibinin kim olduğu herkes tarafından bilinmektedir. Yine, bazılarının İslâm'ın kutsallarını göz ardı etmesi, başkalarının da aynı şeyi yapmasına gerekçe olamaz. Tarihte eşi görülmedik cinayetlere bu kadar da gözü kapalı yaklaşılmaz ki!

Yorumlar
Yeni Ekle RSS
+/-
Yorum yaz
Adınız:
E-posta:
 
Başlık:
 
Lütfen resimdeki güvenlik kodunu giriniz.
ESMA  - ESMA/BİNGÖL   |2008-07-16 00:50:07
DEĞERLİ HOCAM SAĞLIĞINIZA DUACIYIM.DUALARINIZDA OLMAK DİLEĞİYLE......

3.20 Copyright (C) 2007 Alain Georgette / Copyright (C) 2006 Frantisek Hliva. All rights reserved."

 
< Önceki   Sonraki >

Multimedya

Mü'min Ufkunda "Çevre"

Seyredin

Hicret, Ric'at ve Mukaddes Hüzün

Seyredin

En Önemli Vazife

Dinleyin

Fethullah Gülen Belgeseli-1: Ümit Yolcusu

Seyredin

Fethullah Gülen Belgeseli-2: Sevgi Okulları

Seyredin

Fethullah Gülen Belgeseli-3: Hoşgörü ve Diyalog

Seyredin

Salihli Vaazı - 1979

İndirin

Kur'ân ve İlim Konferansı - 1976

İndirin

Küfrün asıl vehameti hiçbir sonuç va'd etmemesidir.
Advertisement
Fethullah Gülen Web Siteleri