Gülen Uyardı Kaboğlu Panikledi Yazdır E-posta
Üye Değerlendirme: / 1
Kötüİyi 
Serdar Arseven, Dünden Bugüne Tercüman   
02.12.2004

Evet. Gülen'in uyarısı… Tercüman'ın 18 Kasım 2004 tarihli yazısında diyordu ki, Fethullah Gülen Hocaefendi:

"Ülkede işler iyi gitmeye başlayınca bazı servisler hemen harekete geçiyor. Bundan sonra da faili meçhul cinayetler olabilir!.."

Gülen boşa konuşmaz, mutlaka bir bildiği vardır. Allah muhafaza; Kimi götürebilirler?.. Mesela. Ben söylemedim; kendisi şunları dile getirdi: "Eşim gazetenizi gösterdi; 'Bak, Gülen'in bu uyarısıyla, son gelişmeler paralellik arz ediyor' dedi. Güvenliğimi düşünmek zorundayım!.."

Bunu söyleyen, İnsan Hakları Danışma Kurulu Başkanı Prof. Dr. Kaboğlu!.. Azınlık raporundan dolayı büyük tepki alan Kaboğlu, o günlerde, 17 Aralık zirvesine birkaç ay kala Türkiye'yi son derece güç durumda bırakmakla suçlanıyordu. O Kaboğlu şimdi, eşinin uyarısı üzerine fena halde endişeye kapılıyor. Ve. Berlin'e gidiyor, 25-26-27 Kasım 2004 tarihleri arasında gerçekleştirilen Avrupa İnsan Hakları Kurumları toplantısında, Türkiye'yi şikâyet ediyor..

Özetle: "Ölüm tehditleri alıyorum, basın toplantım sırasında fiili saldırıya muhatap oldum. Bu fiili saldırı, hükümet tarafından kınanmadı!..." diyor. Brüksel'deki tarihi zirveye üç hafta kala; "Sayın Kaboğlu, Türkiye'nin önüne bir takoz daha mı koyuyor!" yorumlarına sebep olabilecek bir konuşma. Toplantıya katılanlara bakın; Fransa, Almanya, Gürcistan, Yunanistan, Macaristan, İrlanda, Lüksemburg, Hollanda, Norveç, Polonya, Rusya, Slovakya, Slovenya, İspanya, İsveç, İsviçre, İngiltere, Arnavutluk, Ermenistan, Azerbaycan, Bosna, Kıbrıs Rum Kesimi, Danimarka, Finlandiya insan hakları kurumları ile Avrupa Konseyi, BM İnsan Hakları Komiserliği, BM İnsan Hakları Yüksek Komiserliği.

Böylesine etkili bir grubun önünde, Kamu-Sen temsilcisiyle arasındaki bir tartışmayı "Devletle kendi arasındaki bir kapışmaymış" gibi yansıtıyor, Kaboğlu. "Bir azınlık raporu hazırladık diye başımıza gelmeyen kalmadı" diyor. Son derece hassas bir durum!.. Neyse ki. Toplantıya Türkiye'yi temsilen katılan İnsan Hakları Başkanı Doç. Dr. Vahit Bıçak söz alıyor.

Kaboğlu'nun verdiği bilgiye göre. "Danışma Kurulu'nun iç sorunlarının böyle bir ortamda tartışmaya açılmak istenmesini de yadırgadığımı belirtiyorum" diyor. O bunu yapmamış olsaydı. Meydan "şikayete kalsaydı" büyük bir ihtimalle "Türkiye'nin kınanması" yönünde bir karar çıkacaktı, o toplantıdan. Al sana, 17 Aralık öncesinde koca bir sıkıntı!.. Bunları belirttikten sonra. Sayın Kaboğlu'nun beyanlarını yansıtmamız gerekiyor, değil mi?.. Buyrun:

Berlin'de tehdit aldığınızı söylüyorsunuz. Vahit Bıçak'da söz alıyor, tartışma yaşanıyor. Sonrasını size bırakalım.

Ben Abdullah Gül'e başvurdum; "Davetliyim, lütfen beni görevlendirin" dedim. O taraftan bir ses çıkmayınca, bu kez Avrupa Konseyi devreye girdi ve masraflarımı onlar karşıladı. Oraya varınca beni kutladılar, başıma gelenlerden dolayı üzüldüklerini söylediler ve bilgilenmek istediler.

Sizi kutladılar?..

Evet.

Niçin?..

Cesaretimden dolayı.

Azınlık Raporu'nu orada gündeme getirişiniz…

Kamuoyundaki tartışmaları ve yanlış bilgilendirilmeyi önlemek için bir basın toplantısı yaptığımı söyledim. Ve basın toplantısında fiziki güç kullanımına muhatap olduğumu anlattım. Bu olaydan sonra hükümetin sessiz kaldığını, bu fiziki şiddeti kınamadığını anlattım.

Ve tehdide geldiniz.

Evet, bu tarihten sonra benim, ailemin, Baskın Oran'la ailesinin tehditler aldığını söyledim. Sonra Vahit Bıçak söz aldı, bunun bir sivil toplum örgütüyle kendi aramızdaki bir tartışma olduğunu söyledi. Raporun, 24 kişiyle oylanmasından dolayı geçersiz olduğunu ifade etti. Ben de, bu konuyu aslında Berlin'e taşımak istemediğimi, mecbur kaldığımı, bundan rahatsızlık duyduğumu belirttim.

Kınama kararı istediniz.

Öyle bir şey değil, aslında.

Peki o zaman niçin, hem de 17 Aralık'a günler kala, şikâyet etme gereğini duydunuz?...

Başkaları nasıl düşünür, takdirlerine bağlı. Biz Türkiye'nin AB'a yaklaşması için yıllardır gayret gösteriyoruz.

Şikâyeti 17 Aralık sonrasına bıraksaydınız…

Kendi güvenliğinizi düşünmek zorundasınız.

Yakın bir tehdit mi? Nedir bu kadar acele etmenizin sebebi?..

Bağlantıyı eşim kurdu; gazetenizden okumuş; "Bak, Gülen'in uyarısıyla, gelişmeler paralellik arz ediyor" dedi.

Onun için acele ettiniz.

Gülen'in uyarısını dikkate alan eşim böyle dikkatimi çekti.

Kendi güvenliğinizi düşünmek zorundasınız.

Evet. Daha VİP muhabbeti filan var da. Yer darlığından dolayı şimdilik giremiyoruz!.. Meselenin özü: Prof. Dr. Kaboğlu'nun açıklamalarının yansıtabildiğimiz bölümü böyle. İbrahim Bey'in eşi, evde bir panik havasının doğmasına yol açmış, anlaşılan.

Gereksiz evhama!..

Yorumlar
Yeni Ekle RSS
+/-
Yorum yaz
Adınız:
E-posta:
 
Başlık:
 
Lütfen resimdeki güvenlik kodunu giriniz.
GÜL  - muhterem hocam   |2008-03-29 21:01:41
muhterem hocam sizi cok seviyorum 3yaşında ve 6 yaşında iki yegenim var hep seccadeyi alıp dedemize dua ediyoruz diyorlar inanın dualarımız
sizinla a.e.o

3.20 Copyright (C) 2007 Alain Georgette / Copyright (C) 2006 Frantisek Hliva. All rights reserved."

 
< Önceki   Sonraki >

Multimedya

Fethullah Gülen Belgeseli-1: Ümit Yolcusu

Seyredin

Fethullah Gülen Belgeseli-2: Sevgi Okulları

Seyredin

Fethullah Gülen Belgeseli-3: Hoşgörü ve Diyalog

Seyredin

Güneydoğu'da Cereyan Eden Hadiseler

Seyredin

O'na El Aç, Kullarına Değil!..

Dinleyin

Cennet'in Etrafındaki Sur

Dinleyin

Uşak Vaazı - 1980

İndirin

Berlin Konferansı - 1977

İndirin

Kendi durumunu hakikî mü'minlerin halleriyle kıyaslamak suretiyle kimse ye'se düşmemeli fakat dûnhimmetlik de yapmamalıdır. Dûnhimmet olma, Allah'a karşı ayıp, nimetlerine karşı da saygısızlık sayılır.
Advertisement
Fethullah Gülen Web Siteleri