| Din ve Kültür Farklılığı AB Üyeliğine Engel Değil |
|
|
| Zaman | |
| 04.12.2004 | |
|
Abant Platformu toplantılarının 8'incisi Brüksel'de gerçekleştirildi. Katılımcılar arasında yer alan Avrupa Katolik Kiliseler Birliği temsilcisi, "Müslüman Türkiye'nin AB'ye üye olmasının sakıncası yok." dedi. Abant toplantıları, kritik 17 Aralık zirvesi öncesi Brüksel'de Avrupa Parlamentosu'na taşındı. Gazeteciler ve Yazarlar Vakfı öncülüğünde Belçika Katolik Leuven Üniversitesi, İstanbul Bahçeşehir Üniversitesi ve Avrupa Parlamentosu ortak işbirliği çerçevesinde organize edilen 'Türkiye'nin AB üyeliği sürecinde: Kültür, kimlik ve din' konulu toplantıya Türkiye, Amerika ve Avrupa'dan 200'e yakın akademisyen, gazeteci, siyaset ve din adamı katıldı. Dün başlayan ve bugün sona erecek olan toplantılarda kritik AB zirvesi öncesi Türkiye'nin AB üyeliği değişik yönleriyle masaya yatırılıyor. Başkanlığını Leuven Üniversitesi'nden Prof. Dr. Rik Torfs ve Prof. Niyazi Öktem'in yaptığı açılış oturumunda konuşan Gazeteciler ve Yazarlar Vakfı Mütevelli Heyeti Başkanı Hüseyin Gülerce, Abant ruhunun Türkiye'de yeni heyecanlar ve umutlar hasıl ettiğini ifade ederek, AB zirvesi arifesinde yapılan toplantının farklılıkların zenginlik olduğunu göstereceğine inandığını söyledi. Davetli olan; fakat toplantıya katılamayan TBMM Başkanı Bülent Arınç, Dışişleri Bakanı Abdullah Gül ve Gazeteciler ve Yazarlar Vakfı Onursal Başkanı Fethullah Gülen Hocaefendi toplantıya mesaj gönderdi. Fener Rum Patrikhanesi'nin Türkiye'nin AB üyeliğine büyük destek verdiğini belirten Yunan Ortodoks Kilisesi Fransız Metropolitanı Emmanual Adamakis, açılış oturumunda, Türkiye'deki vakıf okulları ve yurtlarının kapalı olmasından şikayetçi oldu. Türkiye'de hiçbir kişisel ve maddi çıkar ummadan sadece Hıristiyan dini adına mevcudiyetlerini sürdürdüklerini kaydeden Adamakis, 'Kilisenin çocuklarının eğitimine engel olmayın.' şeklinde konuştu. Prof. Niyazi Öktem'in kendisini 'ekümenik patrik'in mesajını okumak üzere çağırdığına dikkat çeken Adamakis, 'ekümenik' kavramının Türkiye'de hukuki bir statüsü olmadığını ifade ederek, bu statünün tanınmasını istedi. Toplantıya dini kıyafetle katılan Türk Ermeni Ortodoks Patrikhanesi temsilcisi Sahag Mashalian, Hıristiyanlığın Türkiye üzerinden Batı'ya uzandığına dikkat çekerek Türkiye'de dinlere ve kültürlere sorunsuz olmasa da yeteri kadar hoşgörünün olduğu fikrini savundu. Avrupa Katolik Kiliseler Birliği temsilcisi Stephan Lunte ise Katolik kiliseleri ve Vatikan için AB'nin bir Hıristiyan kulübü olmadığını ve Türkiye'nin AB'ye üye olmasının kendileri açısından hiçbir sakıncası olmadığını söyledi. Lunte, AB Komisyonu İlerleme Raporu'nda yer alan gayrimüslim dini cemaatlerin sosyal haklarına yönelik eleştirileri hatırlatarak gayrimüslim cemaatlerin dernek kurma ve mülk edinmesi alanlarında halen problemler yaşandığını; bunların 17 Aralık'ta gündeme getirileceğini dile getirdi. Konuşmacılar, toplantıların öğleden sonraki ilk oturumunda Türkiye'nin AB üyeliğine karşı geliştirilen kültürel argümanları masaya yatırdı. Türkiye'nin Avrupa ülkeleri gibi reform ve aydınlanma süreci geçirmediği için Avrupa kültürünün bir parçası olamayacağı yönündeki anlayışa karşı çıkan Belçikalı Profesör Dirk Rochtus, birçok AB ülkesinin bu süreci yaşamadığına dikkat çekerek, bu değerlerin öğrenilebileceğini kaydetti. Bir ülkede demokratik sorunların olmasının kültürel olarak 'öteki' olmaktan kaynaklanmadığını belirten Rochtus, Almanya'nın aydınlanma ve reform sürecini yaşamış olmasına rağmen 19. yy'da Batı medeniyetine karşı kendi 'kültür'ünü geliştirdiğini söyledi. "Türkiye'nin AB üyeliğine kültürel gerekçelerle karşı çıkılabilir mi?" sorusunun gündeme geldiği oturumda ateşli tartışmalar yaşandı. Bahçeşehir Üniversitesi'nden Prof. Dr. İlkay Sunar ve ASAM Direktörü Gündüz Aktan, Fransa eski Cumhurbaşkanı Valery Giscard D'Estaing'in argümanlarına sık sık referans yaptıkları konuşmalarında Türkiye'nin AB üyeliğine karşı kültürel argümanlarla karşı çıkılamayacağını savundular. Gazeteci-yazar Cüneyt Ülsever ise Türkiye'nin üyeliğinin hukuki ve iktisadi üretim alanında ele alınması gerektiğini ve bu bağlamda da Türkiye ve AB'nin 'birbirlerine mecbur' olduklarını ifade etti. Toplantılar bugün demokrasi, din ve insan hakları konulu oturumlarda yapılan tartışmalarla devam edecek. Abant toplantılarının yedincisi geçtiğimiz nisan ayında Washington'da yapılmıştı. Katılımcılar: Prof. Rik Torfs, Prof. Kenan Gürsoy, Prof. Eser Karakaş, Prof. Nilüfer Göle, Prof. Niyazi Öktem, Prof. Ahmet İnsel, Prof. İlter Turan, Prof. Martinez Torron, Prof. B. De Gaay, Prof. Bekir Karlığa, Prof. Mehmet Altan, Prof. Marco Ventura, Prof. Mark de Vos, Prof. Mithat Melen, Prof. Charalampos Papastathis, Prof. Francisco Margiotta Broglio, Prof. İlkay Sunar, Lütfullah Kayalar, Mehmet Sağlam, Ali Müfit Gürtuna, Gündüz Aktan, Cengiz Çandar, Nazlı Ilıcak, Fehmi Koru, Gülay Göktürk, Oral Çalışlar, Gülay Kömürcü, Mahmut Çebi, Mia Doornaert, Kerim Balcı, Ali Bulaç. Erhan Başyurt'un Türkiye'nin AB Süreci İle İlgili Yorumu: "Türkiye'ye 40 Yılda 40 Dereden Su Getirttiler" Gazeteciler ve Yazarlar Vakfı'nın oluşturduğu Abant Düşünce Platformu, bir ilke daha imza atıyor. Türkiye'de farklı kesim ve görüşlerden aydınları bir araya getirerek fikir tartışmaları ile uzlaşma kültürünü geliştiren Abant, birikimlerini uluslararası alana taşımaya devam ediyor. Nisan ayında Washington'da ilk uluslararası toplantısını başarı ile gerçekleştiren Abant Platformu, Türkiye'ye üyelik tarihi verilip verilmeyeceği tartışmaları arasında ikinci toplantısını Brüksel'de Avrupa Parlamentosu'nda yapıyor. "Türkiye'nin Avrupa perspektifi: Kültür, kimlik ve din" konulu toplantı, zamanlaması ve mekanı ile büyük önem taşıyor. Avrupa Parlamentosu Enformasyon Bürosu Başkanı Andre De Munter, "Aramızdaki farklılık ve benzerliklerin neler olduğunu görmek için bu gibi tartışmalara ihtiyaç var." diyor. Gündemdeki konularda bu tür tartışmalar yapılması için Avrupa Parlamentosu'nu açtıklarını belirten Munter, toplantının demokrasinin bir göstergesi olduğunu ifade ediyor. Munter, "Türkiye'ye 40 yılda 40 dereden su getirttiler." diyerek, 17 Aralık tarihinin "kara gün değil, karar ve kararlılık günü" olması talebinde bulunuyor. Gazeteciler ve Yazarlar Vakfı Mütevelli Heyet Başkanı Hüseyin Gülerce de toplantının iki önemli yanı olduğuna dikkat çekiyor. Türkiye'deki entelektüel birikimi uluslararası platforma taşıdıklarını anlatan Gülerce, AB'ye üyeliğin sivil irade ile güçlendirilmesine de katkı yaptıklarını kaydediyor. 17 Aralık'taki Brüksel zirvesi öncesi yapılan toplantıya, Türkiye, Avrupa ülkeleri ve ABD'den 200'e yakın akademisyen ve gazeteci katılıyor. Toplantıya Belçika Parlamentosu'ndan Türk asıllı milletvekilleri katılırken, Belçika Dışişleri Bakanı'nın da bugün konuşma yapması bekleniyor. Buna karşılık TBMM Başkanı Bülent Arınç ve Dışişleri Bakanı Abdullah Gül, toplantıya mesaj göndermekle yetindi. Böylece, 17 Aralık zirvesi öncesi Avrupa Parlamentosu'ndan mesaj vermek için önemli bir fırsat da kaçırılmış oldu. Toplantıda Fener Rum Ortodoks Patriği'ni temsilen konuşan Fransa Metropoliti Emmanuel Adamakis, Türkiye'deki hak ihlallerini eleştirip, "Patrik, hukuki olarak da ekümen olarak tanınmalı." isteğinde bulunurken, Yunan asıllı akademisyen Ordinaryüs Prof. Dimitri Kitsikis, Türkiye'yi savundu. "Yeni bir Avrupa kurmak lazım. Yunanistan'ı alıp, ikinci kol Türkiye'yi üye almamak olmaz." diyen Osmanlı uzmanı Kitsikis, Türklerin "aka aka kan kalmamıştı" dediği İstanbul'u kurtardıklarını ifade etti. 17 Aralık'ta kötü şeyler olmasından korktuğunu ifade eden Kitsikis, "Bir yerde sabır taşar. Ne istiyorsunuz? Türkiye'ye muayyen bir gurur bırakalım." sözleriyle tepkilerini dile getirdi. İlk gün kültür ve kimlik konusunda Türk ve yabancı akademisyenler arasında sıcak tartışmalar yaşanan toplantı, Abant'ın fikir platformu ruhunu uluslararası alana başarı ile taşıdığını gösterdi. |
| < Önceki | Sonraki > |
|---|







