| Fethullah Gülen'in Kaynakları |
|
|
| Hamdullah Öztürk, Zaman | |
| 13.12.2004 | |
|
Günlerdir internette dolaşan bir mesaj vardı. Sayın Fethullah Gülen'in yıllar önce yayımlanmış makalelerinden birinde geçen bazı cümlelerin, merhum Şemsettin Günaltay'ın "Zulmetten Nura" adlı kıymetli eserindeki cümlelerle benzerliği konu ediliyordu bu mesajda. İnternetle yoğun bir şekilde ilgilenenler bilirler, sanal ortamda her şey yazılıp çiziliyor. Özellikle kim olduğu bilinmeyen; ama bir şekilde Sayın Gülen'le mütemadiyen uğraşmayı marifet bilenler bu fırsatı tepe tepe kullanıyor. İşte, cümlelerin benzerliği meselesi de e-mail yoluyla her tarafa gönderilen konulardan birisiydi ve ciddiye almayı gerektirecek bir tarafı yoktu. Bu arada ilginç bir tevafuk! gerçekleşti. Sayın Murat Bardakçı da bugünlerde Fethullah Gülen Hocaefendi'nin "Buhranlar Anaforunda İnsan" adlı, Sızıntı dergisinde yayımladığı makalelerinden derlenen kitabını okuyormuş. Eser "Çağ ve Nesil" serisinin ikinci kitabı olarak ilk baskısını 1986 yılında yapmıştı. Bahse konu edilen birkaç cümlenin yer aldığı "Aydınlık Kapıya Doğru" başlıklı yazı, 34 makaleden oluşan kitabın ilk makalesi ve yayımlandığı tarih Ocak 1984. (Bkz. Sızıntı, cilt 5, sayı 60) Sayın Bardakçı, 4 ay evvel yayımlanmış dediğine göre, en son baskısını okumuş olmalı. Sayın Gülen gibi, kaderi milletinin kaderiyle özdeşleşmiş bir şahsiyeti tanıyan Türkiye sevdalıları çok iyi bilirler ki, 1984 yılı demek, Gülen'in arandığı yıllar demektir. O günler, müsait olmayan ortamlarda, zaman zaman ancak el feneri ışığının aydınlattığı kadar bir imkana ancak sahip olunarak ve yazılarını kese kağıtlarına yazıp dergiye ulaştırdığı mağduriyet yıllarıydı. Kütüphanede, kitapların arasında, kahveyi ağır ağır yudumlayarak yazma ve dipnotlar düşme durumu söz konusu değildi. Aslında burada dikkate değer bir nokta vardır. O da Gülen'in şartlar ne olursa olsun yazılarını aksatmadan devam ettirebilmesi, Allah'ın lütfettiği o muhteşem hafızasından Sayın Bardakçı'nın işaret ettiği cümleleri hatırladığı kadarıyla aktarmış olmasıdır. Sayın Gülen'in kaynak hususundaki ciddiyetini ve hassasiyetini onu yakından tanıyanlar çok iyi bilir. İrticalen verdiği vaazlarında naklettiği bir hadisin kaynağının bulunamadığı söylenince, o gece hadisi kaynağından buluncaya kadar uyuyamadığına şehadet edecek çok insan vardır. Tabii ki, bu hassasiyeti ifade edişimiz ciddi araştırmacılar ve hakikat âşıkları içindir. Yoksa internet üzerinden, Taif örneğinde olduğu gibi taş atanlara bir sözümüz yok. Burada bir konuya daha temas etmekte yarar vardır. Sayın Gülen, bir akademisyen ya da araştırmacı değildir. O, bir fikir ve dava adamıdır. Vaazlarından yazıya aktarılarak kitaplaştırılan ve kaynakları bulunup sayfa altlarında gösterilen kitaplar hariç, bizzat yazdığı yazılarda nakilcilik yapmaz. Yeri geldiği zaman referanslarını zikreder. Bunun bir tek istisnasını biliyorum; o da "ruh" hakkında yazdığı dört tane yazıdır. Yakın tarihimizi araştıranlar belki de o istisnanın sebebini ortaya çıkartacaklardır. Akademisyenler çok iyi bilirler ki, yıllarca süren bir doktora çalışmasında özenle fişlenip, metodolojik bir çalışma takip edildiği halde dipnot hataları olabilmektedir. Gülen'in nâmüsait şartlar altında yazdığı yazıda geçen birkaç cümleyi de yadırgamamak gerekir. 'Gülen nakilcilik yapmaz' derken, asla akademik çalışmaların küçümsenmesi söz konusu değildir. Sadece tarz farkına işaret edilmek istenmektedir. "Aydınlık Kapıya Doğru" başlıklı yazı deneme tarzına yakındır ve bu tür yazılarda malum olduğu üzere kaynak gösterme cihetine gidilmez. Ayrıca o bir fikir adamıdır. Binlerce çiçeğin özünü toplayarak bal yapan arı ne yapıyorsa fikir adamları da onu yapar. Yazılarını da öyle yazar. Bu, kuru bir iddia değil, ortada duran eserler vasıtasıyla hem ilmen hem de müşahedeten ispatlanmış bir sonuçtur. Sayın Bardakçı, Gülen'in eserlerini okumaya başladığına göre bir müddet sonra kaynaklarını bizzat zikrettiğini de görecektir. Sadece Günaltay değil, merhum Nurettin Topçu ve Necip Fazıl da yararlandığı ve tabii olarak da etkilendiği kişilerdendir. Neticede insan ibnüzzamandır. Çağını aşan bir şahsiyet de olsa yine yaşadığı dönemden büyük ölçüde izler taşır. "tr.fgulen.com" internet sitesinde arama yapanlar Gülen'in Günaltay'a ve daha başka pek çok kimseye atıflar yaptığını görür. Örnek olarak, Ali Ünal Bey tarafından hazırlanan "Bir Portre Denemesi Fethullah Gülen" adlı esere, Prof. Dr. Suat Yıldırım Bey'in yazdığı takdime bakılabilir. Sayın Yıldırım, Gülen'in kaynaklarından bahsediyor ve şöyle diyor: "... Klasik kelam ve tefsir ilminin kaynaklarının yanında son dönem alimleri Elmalılı Muhammed Hamdi, Mustafa Sabri, Ahmet Hamdi Akseki, Babanzade Ahmet Naim, İsmail Hakkı İzmirli, İsmail Fenni (Ertuğrul), M. Şemsettin (Günaltay), M. Ali Aynî gibi birçok zatın fikir mahsulatından yararlanmasından ayrı olarak müspet bilimlerin verilerinden de geniş ölçüde istifade ettiğini görüyoruz." Ciddi araştırmacılarla fikirleri ve kaynakları tartışmak her zaman yararlı neticeler doğurur. Kötü olan taraf, fırsatçıların mevcut durumu istismar etmeleridir. 'Meyveli ağaç taşlanır' deyip geçmek de mümkün aslında. Ama diğer taraftan da ülkenin bunca sıkıntısı varken böyle şeylerle uğraşmak üzüntü veriyor insana. Sonuçta hep birlikte kaybediyoruz çünkü. |
| < Önceki | Sonraki > |
|---|







