| Sağlam Geçmiş Güçlü Yarın |
|
|
| Fethullah Gülen | |
| 01.02.1988 | |
|
Şanlı geçmişimizi kendine has zevkleriyle her duyuş ve her yudumlayışımızda, peşi peşine ihtişamlarla başımızın döndüğünü hisseder, bu hisle gerilir, onunla bir başka hazlara uyanır ve o şanlı, namlı devirleri bütün tazeliğiyle yeni baştan yaşıyor gibi oluruz. Maziye dair her söz, her düşünce, her hâtıra öyle sırlı bir menşûrdur ki, geçmişten esip gelen, ruhlarımızı okşayıp geçen her ses ve her izle gözlerimizin önünde bambaşka dünyaların tüllendiğini duyar gibi olur ve kendimizi cetlerin o velveleli hayat armonileri içinde buluruz. Buluruz da, dünü bugünle, bugünü de yarınla içiçe tahayyül eder ve bu uçsuz-bucaksız hazlarla sonsuzluk kadar derinleşiriz. Vâkıa, yer yer geçmişten hazan rüzgârlarının esip geldiği, hayallerimizi bir kısım hüzünlerin sardığı da olur; ama sürekli olmayan bu sis ve duman, tıpkı bahar bulutları gibi çarçabuk silinip gider, yerlerini göklerin ve zeminin çehrelerinde dalgalanıp duran daha çarpıcı güzelliklere ve daha derin zevklere bırakırlar. Aslında, gerçek zevk de, bu iniş ve çıkışların, bu med ve cezirlerin birleştiği noktada çağlayıp duran zevktir. Bu itibarla geçmişin hülyâ ve hâtıralarıyla gelen hüzün ve kederler, hayatın bütün buudlarını duyup hissetmek, her lahza varolmanın ayrı bir derinliğine ermek yolunda çok zevkli bir 'dâus-sıla'dır ve bizler için yaşanmış ve yaşanacak olan binbir hazzın beliğ bir lisanı olduğunda da şüphe yoktur. Bu lisan, her şeyi cismaniyetin karanlık labirentlerinde ele alan bahtsızlar için, matemle dolmuş ağlayanların dili olarak kabul edilse bile, hakikata uyanmış gönüller nazarında o, geçmişin başdöndürücü zenginliklerine, hülyalarla bezenmiş en tatlı, en imrendirici güzelliklerine menfezler açıp, hasret ve hicranla yanan sinelerimize, olmuşun çehresinde olacağın mesajlarını fısıldayan talâkatlı bir beyandır. Evet, geçmişten kopup gelen levent nâraları, nal sesleri ve at kişnemeleri, bizlere ayrı bir inşirah ve teselli esintileriyle gelir ve hayat yolunda karşımıza çıkan engelleri aşabilmemiz için kollarımız, kanatlarımız olurlar. Bu sayede en acı anların yanında en tatlı saatlarla, en karanlık dakikaların ardından en aydınlık günlerle yeni yeni ümitlere, sevinçlere erer; ışıktan ışığa koşar, ilerisi için beslediğimiz hülyaları, emelleri, rüyaları yakalamağa çalışırız. Kendini, geçmişin bu tatlı, bu zevkli hayal akıntılarına salıverenler için hayat, içimine doyum olmayan kevserler gibi gönülleri yararak hislerin en derin noktalarına ulaşır ve girdiği sinelerde eski günleri yeşerten birer tohum haline gelir. Sonra da, bunların iç dünyalarında en büyüleyici renkleri, en bayıltıcı kokuları ve en imrendirici desen ve nakışlarıyla yepyeni baharlar belirir. Yarınki mutluluklara uyanmış kalplere aşkın, ümidin bilmem kaç zevkini birden tattıran baharlar... Evet, insan, hayatın binbir tecellisi içinde, geçmiş, gelecek ve ikisinin birden onun ruhuna boşalttıkları duygu ve şuurla, varlığa daha bir başka bakabilir, vak'aları daha değişik tahlil edebilir ve her an ayrı bir zaman parçasını tartan hassas bir terazi gibi, bütün zamanları birden tartarcasına daha isabetli hüküm ve neticeler elde edebilir. Bu kuşakta o, dünden bugüne ortaya konan en parlak tabloların bir takım uhrevî kıymetlere ulaştıklarını görür, fiziğin dudağında metafiziğe ait nağmeleri dinler, sonra da iç içe bu seziş ve anlayışlarla her türlü takdirin üstünde ledünnî bir hayatın zevkleriyle beslenerek, kendini sonsuz denizlere salıp, onların maviliklerinde yüzer gibi; semaların derinliklerine dalıp yeni bir yurt arama yolunda uçar gibi; aya, güneşe, yıldızlara bakarak sonsuzluğa yelken açar gibi olur. Eski-yeni, dün ve yarın arasındaki bu râbıtaları bulamamış, şuraya buraya konup kalkan, köksüz ve geçmişten nasipsizlere gelince, bu dalgın bakışlarla ne bir terkip ve tahlil yapabilir, ne de bir yere varabilirler. Sızıntı, Şubat 1988, Cilt 10, Sayı 109 |
| < Önceki | Sonraki > |
|---|
Başyazı
Kendi Çizgimizi Heceleme
Bir zamanlar "din" denince ilk defa akla bizim dinimiz geliyordu ve her akla gelişinde de vicdanlar saygıyla ürperiyordu. Okuyun
Zihin Harmanı
Ruh-Beden Yörüngeli Tatil
Bazıları yılın yorgunluğunu çıkarmak için dinlenmeyi tavsiye ediyorlar. Yıllık veya haftalık tatil olmalı mıdır? Olmalı ise nasıl olmalıdır? Okuyun
Bamteli
Üç Aylar ve Vazifemiz
Bu bereketli günlerin heyecanını içte duyamama eksikliğini nasıl giderebiliriz? Hem fert planında hem de Kur'an hizmeti adına... Seyredin
Son Eklenenler
-
Cenk Koray'ın Aramızdan Ayrılışının 8. Yılında
(23/07)
-
Fethullah Gülen İle 1 Saat 15 Dakika (2)
(23/07)
-
Dağlıca Belgesini Veren Kaynakla Görüşmeyi Sürdürüyoruz
(23/07)
-
Fethullah Gülen İle 1 Saat 15 Dakika (1)
(22/07)
-
Fethullah Hoca'yla Görüştüm Dua Yazdılar Faydasını Gördüm
(22/07)
-
Müslümanlar Arasındaki İhtilaflar
(21/07)
-
Şehre Işıkla Yürümek
(21/07)
-
Rahmet ve Adalet Perdeleri Aralarken
(21/07)
Basından
Editörden
-
Fethullah Gülen AKP'den Desteğini Çekiyor mu?
(04/07)
-
Halk Entelektüeli veya Tıklama Şampiyonu
(25/06)
-
Fethullah Gülen Birinci Oldu
(23/06)
-
"Gülen'e Yakın İşadamlarına Konuşacak"
(02/06)
-
'Fethullah Gülen Cemaati' Kime Zarar Veriyor?
(20/05)
-
"En Büyük Siyasi Parti"
(05/05)
-
Evet, Türkçe Öğretiyorlar!
(28/04)
Sitede
ABD Sohbetleri
Kırık Testi
-
Tercih Hatası Yapmayın!..
(14/07)
-
Mü'minlerin Helâki İftiraktadır!..
(07/07)
-
Cennet Kapıları
(23/06)
-
Benim Yüzümden!..
(16/06)
-
Şefaat Ya Rasûlallah!..
(09/06)
Bamteli
-
Üç Aylar ve Vazifemiz
(21/07)
-
Gerçekleşen Rüya
(14/07)
-
Adanmış Ruhlar ve Ücret Farkları
(07/07)
-
Kendim Gibi Döneceğim!..
(25/06)
-
Temsil Öncelikli Tebliğ
(23/06)
Kullar Arasında Eşitsizlik mi Var?

Allah çok insanlara, araba, apartman, mal, mülk, itibar, arkadaş, şan, şöhret vermiş; bazı insanlara da fakirlik, dert, musibet, elem, keder vermiş... Okuyun...
Kutlu Zaman Dilimi Üç Aylar

Bu aylarda zaman hep uhrevî renklerle tüllenir.. insanlar tıpkı öbür âlemin sakinleriymişçesine mûnisleşir ve sırlı bir derinliğe ulaşırlar. Okuyun...









