Dinler, Şiddet ve Terör Yazdır E-posta
Üye Değerlendirme: / 0
Kötüİyi 
Şahin Alpay, Zaman   
11.06.2005

Geride bıraktığımız haftanın büyük bölümünü Moskova'da geçirdim. Vesile, Gazeteciler ve Yazarlar Vakfı'nın bir kuruluşu olan Diyalog Avrasya Platformu'nun düzenlediği "Terörden Evrensel Etiğe Dinler ve Barış" konulu uluslararası konferanstı. Moskova'ya yaptığım bu ziyaretin benim için ironik bir yanı var.

Gençliğimde, yani 1960'larda, kuşağımın bir bölümü gibi ben de sosyalizme hayli merak salmıştım. Gerçi o yıllarda bana daha ziyade Pekin'de olup bitenler ilginç gelmişti. Yine de Moskova yalnızca "Kruşçev-Brejnev revizyonizmi"nin değil, "Lenin ve Stalin sosyalizmi"nin karargahı olarak da ilgimi uyandırmıştı. Sonra aradan yıllar geçmiş, Rusya'da komünizmin çöküp Sovyetler Birliği'nin dağılmasını, Doğu Avrupa ve Orta Asya halklarının bağımsızlıklarına kavuşmalarını büyük bir sevinçle karşılamıştım. Fakat Moskova'ya yolum hiç düşmemişti. Bunu mümkün kılan, Diyalog Avrasya Platformu'nun dünyanın belli başlı dinsel inançlarının terörizme karşı güçbirliği yapmalarına hizmet amacıyla düzenlediği konferans oldu.

"Terörden Evrensel Etiğe Dinler ve Barış" konferansı, toplantıda konuşulanlar, ele alınan konular itibarıyla hayli önemliydi. Bunların bir bölümünü Zaman'ın sayfalarında ve sütunlarında okudunuz. Konferansın düşündürdüklerine ilerideki yazılarda değinme fırsatını bulacağım. Ancak burada öncelikle altını çizmek istediğim husus, konferansın belki daha da önemli olan simgesel yanı. Gerçek şu ki, tarih boyunca dinsel inançların insanlar arasında barış ve kardeşliği savunan yorumları, nefret ve düşmanlığı körükleyen yorumlarının gölgesinde kaldı. İnsanlık dinsel kaynaklı çatışma ve savaşlardan az çekmedi ve çekmeye devam ediyor. Dinlerin barışçı yorumlarına sahip çıkanların bir araya gelerek, nefret ve düşmanlık aşılayan yorumlara karşı birlikte tavır almaları bu bakımdan son derece anlamlı. Konferansın simgesel açıdan anlamlı ikinci bir yanı ise, Müslüman, Hıristiyan, Yahudi, Hindu, Budist ya da Konfüçyüs inancından olsun, bütün dinlerin temsilcilerine, ayrım yapılmaksızın verilen eşit değerdi. Konferansa Türkiye ve Rusya yanında Kuveyt, Endonezya, Tacikistan, Kazakistan, Azerbaycan, İtalya, Hindistan, Ukrayna, Moldova, ABD, Bulgaristan, Almanya, Güney Kore, Belçika, Kanada, Fransa, Gürcistan, İran, İngiltere, Hollanda ve Çin'den gelen din adamları, akademisyenler ve yazarlar katıldı. Ve dünyanın dört bir tarafından gelen bu insanlar iki gün boyunca birbirlerini tanımak, dinlemek ve görüş alışverişinde bulunmak imkanını buldular. Konferansın amacına yaptığı en büyük hizmet belki de buydu. Diyalog Avrasya Paltformu'nun bu vizyon ve bu çapta bir organizasyonu başarması, bana Türkiye toplumunun parlak geleceğine dair bir işaret gibi göründü.

Konferans dolayısıyla ben de birçok kişiyle tanışıp konuşmak, fikir teatisinde bulunmak fırsatını buldum. Bunlardan biri söyledikleriyle dikkatimi çekti. Belçika'nın Leuven Katolik Üniversitesi'nden Prof. Rik Torfs, hoşgörüden sevgiye giden yolu şöyle çiziyordu: Pasif hoşgörü, farklı olana katlanmak anlamına gelir. Aktif hoşgörü ise, farklılıktaki güzelliğin keşfiyle başlar. Aktif hoşgörü, bir aşama sonra farklılığa saygıya dönüşür. Ve son aşamasında hoşgörü, farklı olana saygı yanında sevgi duymayı da kapsar. Konferansta tanıdığım kişilerden biri de yaptıklarıyla çok ilgimi çekti. Bu da Veyis Toprak adında bir Türk genci. İstanbul Alman Lisesi'ni bitirdikten sonra ODTÜ'de endüstri mühendisliği okumuş. Daha sonra yüksek lisans eğitimi için Seul'a gitmiş. Şimdi bir yandan doktora çalışmalarını sürdürürken, bir yandan da Güney Kore'nin televizyon kanallarından birinde prodüktörlük ve sunuculuk yapıyor. Veyis bana Türkiye toplumunun dünyayla bütünleşmesinin timsali gibi göründü.

Yorumlar
Yeni Ekle RSS
+/-
Yorum yaz
Adınız:
E-posta:
 
Başlık:
 
Lütfen resimdeki güvenlik kodunu giriniz.

3.20 Copyright (C) 2007 Alain Georgette / Copyright (C) 2006 Frantisek Hliva. All rights reserved."

 
< Önceki   Sonraki >

Multimedya

Mü'min Ufkunda "Çevre"

Seyredin

Hicret, Ric'at ve Mukaddes Hüzün

Seyredin

En Önemli Vazife

Dinleyin

Fethullah Gülen Belgeseli-1: Ümit Yolcusu

Seyredin

Fethullah Gülen Belgeseli-2: Sevgi Okulları

Seyredin

Fethullah Gülen Belgeseli-3: Hoşgörü ve Diyalog

Seyredin

Salihli Vaazı - 1979

İndirin

Kur'ân ve İlim Konferansı - 1976

İndirin

Kuvvetin hakimiyeti gelip geçicidir; bâki olan, hak ve adaletin hakimiyetidir. Bunlar, bugün olmasa bile, çok yakın bir gelecekte mutlaka galip geleceklerdir. Onun içindir ki, en büyük siyaset, hak ve adalet taraftarlığında aranmalıdır.
Advertisement
Fethullah Gülen Web Siteleri