| Mağdurlar: 2- Fethullah Hoca |
|
|
| Nevzat Yalçıntaş, Dünden Bugüne Tercüman | |
| 17.06.2005 | |
|
Televizyon ekranlarında cıvıl cıvıl genç çocuklar. Kendi ülkelerinin milli kıyafetlerini giymişler. Rumeli'nden, Rusya'dan, Tataristan'dan, Endonezya'dan ve daha başka iklimlerden. Türkiye'mize davetli gelmişler. Burada Ankara'da yapılacak bir yarışmaya katılacaklar ve yurdumuzu görüp tanıyacaklar. Yarışma "Türkçe"yi güzel konuşup, kullanmak üzerine. Evet yanlış okumadınız "Türkçe"yi, yani hepimizin anadilini bu genç çocuklar kendi ülkelerinde okullara giderek öğrenmişler. Televizyondan dinliyorum: Kendilerine programcının sorduğu sualleri rahat ve düzgün bir Türkçe ile cevaplandırıyorlar ve ardından bizim şairlerimizin şiirlerini heyecanla okuyorlar. Öğretmenleri idealist ve çok iyi yetişmiş Türk gençleri. Türk Okulları Bu, binlerce gencin tahsillerini görüp, yetiştikleri Türk okulları New York'tan Moskova'ya, St. Petersburg'tan Güney Afrika'ya, Moğolistan'dan Pakistan'a, Saraybosna'dan Tiran'a, Sofya ve Jakarta'ya kadar bütün iklim, coğrafya ve ülkede; dilimizi, kültürümüzü, bayrağımızı temsil edip dalgalandırıyor. Türkiye'ye sevgi topluyor ve itibarımızı yükseltiyorlar. Sürgün Ülkemizin dünya eğitimine bu çapta hizmetlerini sağlayan, bu şahane projenin fikir babası, manevi gücünü veren, kalbi dininin ve ülkesinin sevgisi, aşkı ile dolu kişi nerede ve nasıl durumda? Menfa'da yani açık Türkçe'si ile binlerce kilometre ötede sürgün hayatı yaşıyor. Bir avuç vatan toprağının kokusuna hasret. Fethullah Hoca bir din bilgini, hayatını İslâm'a ve aziz bildiği vatan ve milletine hizmete adamış. Bazılarının ona lâyık gördüğü mükâfat ise karanlık ve demir parmaklıklı, demir kapılı, zindanlar. Çilesi ne zaman bitecek? Cenab-ı Hak sağlık versin, ömrünü uzun kılsın. Beka alemine göçtüğü zaman mı, ağıtlar düzüp, gözyaşı dökeceğiz? |
| < Önceki | Sonraki > |
|---|







