Öngörü Yazdır E-posta
Üye Değerlendirme: / 0
Kötüİyi 
Ali Bulaç, Zaman   
18.06.2005

Doğu ile Batı dünyasını birbirinden ayıran Berlin Duvarı 1989 Kasım ayında yıkıldı. Duvar, bir semboldü ve belli ki artık 70 yıllık Sovyet sistemi dağılma sürecine girmişti.

Ne demirperde kalacaktı ne Varşova Paktı! Bir dönem kapanıyor, yeni bir dönem açılıyordu. Sadece Soğuk Savaş sona ermiyordu, 1648'den beri Batı'nın domine ettiği uluslararası düzende köklü bir dönüşüm başlıyordu.

Fethullah Gülen Hocaefendi'nin duvarın yıkıldığı ayda İstanbul Süleymaniye Camii'nde verdiği bir vaazda Orta Asya'yı işaret etmesi, kabul etmek lazım ki bir öngörüydü. Hocaefendi, "Oraya gidin, kardeşlerinizle tanışın, dertleriyle dertlenin, ellerinden tutun, yol gösterin." diyordu. Her söz kendi makamında söylenmeli. O zaman söz etkili olur, maksadına hizmet eder. Sözün makamı; zamanlaması, vasatı ve muhatabı üzerinde uyandırdığı etkiyle belirlenir. Hocaefendi'nin o gün makamında bir söz (makal) söylediğini bugün somut olarak anlıyoruz.

Aradan birkaç gün geçmişti ki 11 kişilik bir gönüllü kafilesi, 11 Ocak 1990 günü Sarp Sınır Kapısı'ndan Gürcistan'a giriş yapıp, Batum'a ulaştı. Kafile Gürcistan'ın Acara bölgesindeki bu sahil kentinde iki gün kaldı, sonra başkent Tiflis'e geçti. Uzun yıllar sonra Türkiye'den oralara gitmek kolay değildi. İşler yaver gitti. Türkiye'den giden gönüllü erler oralarda dostlar edindiler.

Üç ay sonra, yani 28 Mayıs 1990 günü 37 kişilik bir işadamı grubu, kitap, kaset ve hediyelik eşyadan oluşan 3 tonluk yükleriyle aynı yola koyuldu. Öğretmenler, işadamları, gönüllü insanlar kendilerine daha uzun ve zorlu bir güzergah çizerek yola koyuldular: Gürcistan, Azerbaycan, Türkmenistan, Kazakistan, Kırgızistan, Tacikistan derken, Orta Asya'nın her yanına dağıldılar. Sonra Güneydoğu Asya, Kafkasya'nın iç bölgeleri; Balkanlar, Kuzey Afrika, Orta ve Güney Afrika, Latin Amerika, Avustralya ve diğer yöreler.

Bu ülkelerde okullar, üniversiteler açıldı, öğrenciler toplandı, oralardan öğrenciler Türkiye'ye geldi. Gencecik işadamları, bir kısmı çoluk çocuklarıyla adeta hicret ettiler, bu ülkelerde işyerleri açtılar. Bu neyin nesiydi? Ne anlama geliyordu? Bu büyük olayın henüz doğru dürüst değerlendirmesi yapılmış değil.

Bir sosyal vakıayı birkaç açıdan ele almak mümkün. Başlangıçta Sovyet baskısı altındaki Türki cumhuriyetlerde yaşayan kardeşlerimize ulaşmak, onların dertleriyle dertlenmek ve eğer mümkünse yol göstermek üzere yola çıkılmıştı. Ama güzergah uzadıkça uzadı: Bugün Endonezya'dan Bosna'ya, Rusya'dan Yemen'e, Fas'tan Avustralya'ya, Güney Afrika'dan Moğolistan'a kadarki hatlar üzerinde okullar açılıyor. Vietnam'ın iç derinliklerinde bir Türk okuluna rastlamak mümkün, Afrika'nın haritada bile doğru dürüst yerini gösteremediğimiz bir bölgesinde de.

Pekiyi, bu vakıayı hangi açılardan ele almalı? Bu sorunun cevabını vermeden önce, birkaç soru daha sormamız gerekir: Hocaefendi'nin 21. yüzyıla 10 kala işaret ettiği hedef küreselleşmenin bütün yerküreyi etkisi altına almaya başladığı zamanımızda ne anlam ifade eder? Bu, bugün adına küreselleşme dediğimiz fenomenin ideolojisiyle uyumlu bir teşebbüs mü, yoksa ona paralel, hatta imkan ve avantajlarından yararlanarak düşünülmüş bir alternatif mi?

Farklı bir perspektiften bakıldığında, Türkiye'nin, Türk okulları üzerinden küresel sürece ilk katılma biçimi olduğunu söylemek mümkün. Türkiye'nin uluslararası ilişkilere bakan yüzü, içeride yürütülmekte olan sosyal ve iktisadi politikalar, AB süreci ve peşpeşe paketler halinde Meclis'ten geçen reformlar, küreselleşmenin bize dikte ettiği değerler bütünüdür. Bunların hiçbiri orijinal değildir ve bize hangi hakiki faydaları sağlayacakları henüz test edilmemiştir; her ülke zaten bu yönde gayret sarf etmektedir. Ancak dünyaya okullar yoluyla açılmaya çalışmak farklı bir eşebbüstür. Bunun Türkiye'nin iç dinamikleri, Müslümanların yaşadığı iç sosyo-politik tecrübeyle yakın ilişkisi var.

Yorumlar
Yeni Ekle RSS
+/-
Yorum yaz
Adınız:
E-posta:
 
Başlık:
 
Lütfen resimdeki güvenlik kodunu giriniz.

3.20 Copyright (C) 2007 Alain Georgette / Copyright (C) 2006 Frantisek Hliva. All rights reserved."

 
< Önceki   Sonraki >

Multimedya

Mü'min Ufkunda "Çevre"

Seyredin

Hicret, Ric'at ve Mukaddes Hüzün

Seyredin

En Önemli Vazife

Dinleyin

Fethullah Gülen Belgeseli-1: Ümit Yolcusu

Seyredin

Fethullah Gülen Belgeseli-2: Sevgi Okulları

Seyredin

Fethullah Gülen Belgeseli-3: Hoşgörü ve Diyalog

Seyredin

Salihli Vaazı - 1979

İndirin

Kur'ân ve İlim Konferansı - 1976

İndirin

Medya, isabetli-isabetsiz her türlü düşünceye açık bir müessese olması hasebiyle, millete ve millet ruhuna göre disipline edilmesinde zaruret vardır.
Advertisement
Fethullah Gülen Web Siteleri