| Müşriklerle Bile İyi Geçinin Diyen İslam |
|
|
| Ahmet Şahin, Zaman | |
| 23.03.1998 | |
|
Yer yer gelen şikayetlerden de anlıyorum ki, bazı dindarlar din adına sertleşiyor, güya Allah rızası için öfke duyuyor, hiddet gösteriyorlar. Bu korkutucu ve kaçırıcı tutumlarından dolayı da etraflarında geniş aydın kitle barınmıyor, böylece dindarları da sivri mizaçlı itici kimseler olarak tanıtmış oluyorlar. Halbuki bu itici ve kaçırıcı tutum İslam'dan gelmiyor; belki Müslüman'ın mizacından geliyor. Ne var ki İslam ile Müslüman bazen ayrılmıyor, mizacın gereği dinin gereği sanılarak, şahıstan uzaklaşma yerine dinden uzaklaşma halleri meydana gelebiliyor. Biz sert mizaçlı dindarlara, birazcık yumuşak olun, çevrenizi kaçırıcı bir tutum içinde olmayın, gibilerden sözler söylesek alacağımız cevap kesin: -Falanlara, filanlara mı yumuşak davranacağım. Onların şu halleri, şu tutum ve tavırları söz konusu. Öyle kimselere yumuşak yaranılmaz, adam yerine bile konulmaz! Evet, alacağımız cevap bu minval üzere olacaktır. Halbuki, ayetlerden öğrendiğimize göre, inanmayanlarla geçimsizliğe girmek, arayı açıp münakaşa zeminine yönelmek doğru değildir. Onların inanmayışları bizi geçimsizliğe değil aksine geçinmeye yöneltmelidir. Çünkü iyi münasebet kurduğunuz kimseye doğru inancınızı anlatma şansınız olabilir. Münasebetinizi bozduğunuz kimselere doğrularınızı anlatmanız kabil olmaz. Bundan dolayıdır ki Hazreti Ömer (r.a.) müşriklerden bazılarıyla tartışmaya girmiş, bir tatsızlık söz konusu olmuştu ki 'Casiye' Suresi'nin 14. ayeti nazil oldu. Buradaki mesaj şöyle: -Ahirete inanmayanlarla geçimsizliğe girip de münasebetinizi gerginleştirmeyin, onları bağışlayın!" Neye bağışlayın? -Çünkü her kavim kendi amelinin karşılığını görecektir ahirette." Öyle ise Allah'ın ahirette vereceği cezayı dünyada biz vermeye kalkmayalım. Onlar, amellerinin karşılığını görecekler ahirette... Bize düşen, onların yanlışlarına bakıp da mesajımızın dışına itmek değil, belki görevimiz, onlara hoşgörü ve diyalogla yakınlaşmak, sahip olduğumuzu(!) iddia ettiğimiz özellik ve güzelliğimizi halimizle göstererek, dikkatlerini doğrularımıza çekmektir. Eğer halimizle doğruların özellik ve güzelliğini gösterebiliyor, itici tipler haline gelmekten kaçınabiliyorsak, tabii? Bana öyle geliyor ki kendi eksik ve noksanlarımızı görmezlikten geliyor, hep başkalarının kusurlarına dikkat çekerek (müşriklerle bile iyi geçinin) diyen İslam'ı, müminlerle bile iyi geçindirmeyen bir din halinde takdim eder gibi bir duruma giriyoruz. Şayet bu yaklaşım doğruysa, yahut da doğrudan hissesi varsa sivri mizaçlarımızı törpülemeli, kendi alışkanlıklarımıza çeki düzen vermeliyiz. Yoksa İslam'ın bize sitemini asla unutmamalıyız: Beni yanlış gösterme, başka ihsan istemem! |
| < Önceki | Sonraki > |
|---|







