Dünyamız ve Dertli Eksikliği Yazdır E-posta
Fethullah Gülen   

Bir zamanlar “kimse başımızı ağrıtmasın, oturup biraz da keyfimize bakalım” diye, ülke topraklarını bahşiş gibi sağa-sola tevzî ederek onun daralmasına, büzülmesine hattâ maddî-mânevî çoraklaşmasına göz yuman bahtsızların, şu anda olsun, o korkunç tarihî hatalarıyla karşı tarafın iştihâsını kabartıp onlarda yeni yeni arzular uyardıklarının farkına varıp bu büyük yanlışlığı tamir etmelerini ne kadar arzu ederdik..! Heyhât; ne o anlayış, ne o idrak, ne de o basîret “Ne olmuş, ben de bilmem, pek karanlık şimdi hissiyât!”  M. Akif.

Uyanıp kendine gelmek şöyle dursun, belli bir dönemde bu ülkede, başkalarının hesap ve çıkarları çizgisinde sürekli, zafer kılıklı falsoların gururu yaşandı.. ve bu karanlık devrede, milletçe, değişik muvâzaaların ortak paydasını bir başarıymış gibi görüp göstererek, o günün sahte kahramanlarının yalancı destanları altında iki büklüm olup, bilerek veya bilmeyerek o günün en merğûb metâı düzmeciliğe yahşîler çekip alkış tuttuk.

Ve işte tâ o zaman defâatle tarihe yön vermiş bir milletin hayatı ruh ve mânâ plânında sona eriyordu.. ona yeni bir hayat üflemeye çalışan mesih soluklular ise, ya sık sık dostların vefâsızlığına çarpılıyor veya düşmanların husûmet ağında derdest edilip, “Sabr-ı cemîl”  çekiyorlardı. Şimdilerde çokları: “Aylardır çevremizde olup-biten kızıl-kıyâmeti, bir cansız cenâze sessizliği içinde seyrediyoruz” diyor ve hayıflanıyorlar. Hayır, benim safderun dostlarım! Aylardır değil, hatta senelerdir de değil; biz bir asırdan beri, daha doğrusu can alıcı hasımlarımızın visâline koşmaya başladığımız günden beri “cihanda sulh”un büyüleyici atmosferinde çevremizi, sinema  seyrediyor gibi mahmur mahmur temâşa etmiş ve zâlimlerin her seviyedeki satranç oyunlarına karşı hep alâkasız kalmışızdır.

Bu tâlihsiz dönemde işin serkârı olanlar, hiç mi hiç müteşebbis olamamış, medenî cesâret gösterememiş, üç adım ötesini görememiş, dünya gündemine katkıda bulanamamış; hemen her zaman başkalarının ruznâmesine mevzû, başkalarının oyunlarına piyon olmuş, doğrudan doğruya milletimizi alâkadar eden meselelerde bile başkalarının kararlarını esas almıştır. Bugünün işini, yüzlerine-gözlerine bulaştırarak edâ ettiklerine ve birkaç günlük ihtiyaçlarını yerine getirdiklerine inanınca da, daha doğrusu sorumluluklarını yerine getirdikleri vehmine kapılınca hemen yan gelip yatmadan başka hiçbir dertleri olmamıştır. Bunların çoğuna göre oturmak ayakta durmaktan, yatmak oturmaktan, uyumak da yatmaktan, kimbilir belki de ölmek yaşamaktan daha dinlendirici, daha akıllıcaydı..!

Biri diğerini yiyip bitirmeden başka bir emel taşımayan bu ufuksuz insanların teşkil ettiği heyet, kaynağı kendi ruhunda bunca entropiyi aşarak gelip bu günlere nasıl ulaştı? Bence, asıl hayret edilecek husus da işte budur..! (Günler Baharı Soluklarken, s. 103-104)

Son Güncelleme ( 03.09.2010 )
 
Sonraki >
Küfrün asıl vehameti hiçbir sonuç va'd etmemesidir.
Fethullah Gülen Web Siteleri