| Siyasi Farklılıklar Kardeşliğimizi İncitmemeli |
|
|
| Ahmet Şahin, Zaman | |
| 01.11.2002 | |
|
Biz bu ülkede en nihayet kardeşiz. Vatandaşız. Kardeş kardeşe karşı vaziyet alamaz. Vatandaşın vatandaşa karşı olma durumu akla gelemez. Aynı bayrağın altında, aynı ülkenin insanları olarak, müşterek kaderimize doğru birlikte yürüyüp gidiyoruz. Bu sırada ülkenin menfaatlerini farklı partilerde görebiliriz. Farklı siyasî görüşlerin daha iyi hizmet verebileceğine kani bulunabiliriz. Ancak bu bir ayrılık, gayrılık sebebi haline getirilmemeli, kardeşliğimizi, vatandaşlığımızı zedeleyecek derinliğe götürülmemelidir. Bizler değil siyasette farklı görüşlerin sahipleri olmak, dinde bile farklı anlayışların sahipleriyle birlik, beraberliğimizi sürdürüyor, kardeşliğimize toz bile kondurmuyoruz. Nitekim elinden kan çıkan bir Şafii, abdestinin bozulmadığını kabul ettiği halde, bunun abdesti bozduğuna inanan Hanefî imamın arkasında namazını kılabiliyor, Hanefî cemaat ve Şafiî imamın arkasında namazını kılıyor, aklına ayrılık ve sevgi eksikliği asla gelmiyor... Demek dinde bile ayrı görüşlere sahip olduğu halde, kardeşliğini bozmayan bu ülkenin insanları, siyasette asla bu örnek hoşgörüden uzaklaşmamalı, farklı siyasî görüş sahipleriyle ters düşüp birbirlerine soğuk bakmamalıdırlar... Şurasını kabule mecburuz. Farklı görüşlere meyletmek, ayrı anlayışlara sahip olmak önleyemediğimiz gerçeklerimiz. Herkes kendi görüşünü savunur, doğru ve isabetli olduğunu açıkça ifade eder. Bunda yanlış da yok, mahzur da... Yanlış olan, mahzur getiren, kendi görüşünü nihayet bir siyasî tercih olarak kabul etmeyip yegâne doğru düşünce, karşı gelinmez mukaddes bir tercih gibi bilip, başka görüş sahiplerine, kardeşlik duygusunu zedeleyecek bir üslupla karşılık vermek. İşte yanlışlık, korkutuculuk burada... Yoksa herkesin kendi görüşünü karşısındakini incitmeden izah edip savunması, fevkalâde faydalı ve sevimli bir diyalogdur. Bu gibi müzakerelerde taraflar ne kadar dikkatli davranır, muhatabını incitmemeye gayret gösterirse, o nispette kendi görüşüne taraftar bulur, lehinde kanaat uyanmasına sebep olur. – Ya benim görüşümü kabul eder, tercihime taraftar olursun, yahut da sen şusun, busun!.. üslubu kesinlikle fikre gölge düşürmekte, sempatizanları bile kaçıran bir soğukluk meydana getirmektedir. Daha açık ve kaba ifadesiyle, bağnazlık, tutuculuk, iddia ve inatçılık, savunulan fikre yardım etmiyor, aksine zarar getiriyor. – Bu tiplere yaklaşılmaz, bunlarla fikir konuşulmaz.. imajını veriyor, peşin hükümlere sebep oluyor... En müessir tarzın kanaat izharı olduğunu düşünüyorum. Doğru bildiğinizi anlatın, kanaatinizi izhar edin. Ama orada bırakın. Sakın muhatabın iradesini elinden alacak bir tartışmaya girmeyin. Göreceksiniz ki daha etkili ve daha müessir sonuç alacaksınız. Hz. Müceddid–üz Zaman'ın ifadesiyle: – Akla kapı aç, iradeyi elden alma! |
| < Önceki | Sonraki > |
|---|







