Bombayla Demokrasi Gelmez Yazdır E-posta
Üye Değerlendirme: / 2
Kötüİyi 
Şahin Alpay, Zaman   
12.07.2003

ABD'nin meşhur dışişleri eski bakanı Henry Kissinger, G. W. Bush'a övgüler yağdırıyor. Bush'un dirayetli yönetimi sayesinde Irak'ın yakın gelecekte bir demokrasi olacağını dahi söyledi. (Star Tribune, 2 Mayıs) Yıllarca dış politikada idealizme yer olmayıp yalnızca çıkarların geçerli olduğunu, ABD'nin kendi değerlerini başkalarına dayatmaya çalışmaması gerektiğini savunmuştu ama, ne gam!

"Kitle imha silahları" gibi "demokrasi getirme" gerekçesinin de Irak'ı işgal için bahane olduğu artık herkesçe anlaşılıyor, ama dün başlayan 6. Abant Toplantısı'nda olduğu gibi, "Savaş yoluyla bir ülkeye demokrasi getirilebilir mi?" sorusu entelektüel merak konusu olmaya devam ediyor. Gerçekten "ABD işgali Irak'a demokrasi getirebilir mi?"

Evet diyenler 2. Dünya Savaşı sonunda Almanya ve Japonya'yı örnek gösteriyor. Ama 2. Savaş ertesi Almanya ve Japonya ile Saddam sonrası Irak arasında hepsinin ABD tarafından işgal edilmesi dışında hiçbir benzerlik yok. Gerek Almanya, gerekse Japonya'nın bugünkü demokrasilerini ABD işgali altında kurdukları doğru. Ancak her iki ülke de 19. yüzyılın ortalarından itibaren büyük bir "yukarıdan aşağıya" modernleşme hareketine sahne olup çok güçlü birer ekonomi, son derece eğitimli birer toplum kurdular. İki ülke de hiçbir zaman sömürge olmadı, aksine sömürgeci oldu. Dünyanın en eski kitle partisine sahip ülkesi olan Almanya, başarısız da olsa, Weimar demokrasisini (1919 – 32); demokratik kurumlarının temellerini 19. yüzyılın sonundan itibaren atan Japonya, Taisho demokrasisini (1912 – 26) yaşadı. Yani iki ülkede de demokrasinin "altyapısı" büyük ölçüde hazırdı.

Buna mukabil Irak modernleşmiş bir ülke değil, dinsel ve etnik bölünmeler içindeki büyük ölçüde bir aşiret toplumu. Demokrasi deneyimi hiç yok. Irak'ın ve öteki Arap ülkelerinin bugüne kadar demokratik rejimler kuramamış olmalarının temel sebeplerinden biri, demokratik kurumları Batı sömürgeciliğiyle özdeşleştirmeleri. Hiçbir zaman sömürge olmayan, Arap toplumlarının hiçbiriyle mukayese edilemeyecek kadar modernleşmiş, hayli gelişkin bir sivil topluma sahip, arkasında yaklaşık elli yıllık demokrasi deneyimi olan Türkiye'nin bile bugün Batılı demokrasilerle karşılaştırıldığında büyük eksikleri ve kusurları olduğunu biliyoruz.

Evet, Amerikan siyasi, iktisadi ve askeri desteğinden tam olarak yararlanabilme kaygılarının (dış dinamikler) Türkiye'nin 1940'ların sonlarında çok–partili düzene geçmesinde önemli rolü oldu. Ama Türkiye'yi çok–partili düzene geçmeye zorlayan sosyo–ekonomik gelişmeler (iç dinamikler) 1930'lardan itibaren kendini hissettiriyordu. Türkiye dış etkenlerin de zorlamasıyla, ama kendi iradesiyle demokratikleşme yolunu seçti. Türkiye'de demokrasinin bugün de yerleşmiş, geri dönülmez olduğunu ne yazık ki söyleyemiyoruz. AB üyeliği perspektifi demokrasimizi eksik ve kusurlarından arındırmak ve yerleştirmek için büyük bir teşvik sağlıyor.

AB'nin öteki üye ve aday ülkelerin demokratikleşmesinde oynadığı rol, bizi şu soruya getiriyor: "Demokrasi ihraç edilebilir mi?" Bu sorunun cevabı elbette ki olumludur. Ama şu anlamda: Demokrasi fikri Batı'dan dünyaya yayılmıştır. Evet, demokrasinin, kurumları, hukuku, hatta kültürü ihraç edilebilir, ülkeler demokratikleşmeye dışarıdan çeşitli yollardan, çeşitli şekillerde teşvik edilebilir. Ama demokratik kurum ve kuralları benimsemeye kendi iç evrimi sonucu hazır olmayan bir toplumda demokrasi ne aşı tutabilir, ne de silah zoruyla kurulabilir. Demokrasi dahil bombayla dayatılan her şey direniş doğurur.

"MacWorld'e karşı Cihad: Globalleşme ve aşiretleşme dünyayı nasıl yeniden şekillendiriyor?" başlıklı kitabıyla (1995) dikkat çeken Amerikalı siyaset bilimci Benjamin R. Barber, geçenlerde yayımlanan "Hiçbir ülke bir diğerini demokratikleştiremez" başlıklı makalesinde, "ABD kendi tarihini (demokrasiyi uzun süren, yavaş ilerleyen bir iç mücadelenin sonucunda kurduğunu) unutarak, Irak'ta dostları olabilecek güçleri dahi demokrasiye düşman ediyor" diyordu. (Observer, 29 Haziran)

Yorumlar
Yeni Ekle RSS
+/-
Yorum yaz
Adınız:
E-posta:
 
Başlık:
 
Lütfen resimdeki güvenlik kodunu giriniz.

3.20 Copyright (C) 2007 Alain Georgette / Copyright (C) 2006 Frantisek Hliva. All rights reserved."

 
< Önceki   Sonraki >

Multimedya

Mü'min Ufkunda "Çevre"

Seyredin

Hicret, Ric'at ve Mukaddes Hüzün

Seyredin

En Önemli Vazife

Dinleyin

Fethullah Gülen Belgeseli-1: Ümit Yolcusu

Seyredin

Fethullah Gülen Belgeseli-2: Sevgi Okulları

Seyredin

Fethullah Gülen Belgeseli-3: Hoşgörü ve Diyalog

Seyredin

Salihli Vaazı - 1979

İndirin

Kur'ân ve İlim Konferansı - 1976

İndirin

Medya, isabetli-isabetsiz her türlü düşünceye açık bir müessese olması hasebiyle, millete ve millet ruhuna göre disipline edilmesinde zaruret vardır.
Advertisement
Fethullah Gülen Web Siteleri