Musibetler zamanında okunacak hususî dualar var. Bunların musibet kalkıncaya kadar okunması lâzımdır. Fakat burada en önemli şey arkadaşlardaki dua heyecanıdır. İçten gelmesi lâzım o his ve heyecanın. Ferhat tam Şirin’ine kavuşacağı anda karşısına çıkan dağı aşmak için nasıl bir heyecan duyar içinde, işte öyle bir heyecan. Hatta din-i mübin-i İslâm’ın îlâsı adına duyacağınız heyecan Ferhat’ın, Mecnun’un heyecanından binlerce, milyonlarca kat fazla olmalıdır. Benim için Leyla, Şirin, Ferhat veya Mecnun hiç önemli değil; ama tabiat-ı beşeri inkâr etmemek lâzım. Leylevîler, Şirinîler çok dünyada. Onun için bu misali verdim. Yoksa “Dua yapalım” dendiğinde angarya kabilinden bir şey yapılır ki ona dua denmez. (Gurbet Ufukları, s. 39)