| Arınma Kurnaları |
|
|
| Bayram Kusursuz, herkul.org | |
| 05.12.2005 | |
|
Günümüzün insanı, günlük hayatın dağdağası arasında, kalbî ve ruhî hayatın gereklerini gönlünce yaşamada çoğu kez bocalıyor ve ideal bir ölçüde başarılı olamıyor. Günlük-gündelik ve belki de ömür törpüsü ıvır zıvır işler hiçbir zaman bitmiyor ve asla bitmeyecek de. İşte burada, bir program dahilinde bulunmuş olduğun şu geçici mekanda birkaç mühim işin var: Namazını en güzel şekilde edâ et. Tesbihatını asla ihmal etme. Cevşenini gönlünce oku. Kur'anla baş başa kal. Sohbetlerin en güzelini gönül ve akıl kulağıyla dinle. Çayı yudumlarken, şu hayatbahş eserlerin detaylarında kaybol. Tefekkür denenen önemli ibadeti rahatlıkla yap. Rabbini ve onun muhteşem bir sanat eseri olan tabiatı tefekkür ederek kendine gel… Ah!!! O şehirlerde ne de çok işimiz varmış. Ne bitip tükenmez meselelerimiz bir bir bizi sarmış. İşte burada o dertlerim yok… Koğu-gıybet, haset, vurdum-duymazlık yok… Hepsi aşağılarda, çok aşağılarda, şehrin göbeğinde kaldı. Şimdi yukarılardan şehre bakıyorum. Sisli ve boz bulanık. Adetâ görünmüyor. Küçük bir nebula bulutu gibi. Ama içine gir de ondan sonra bak sen ona. Onun o görünmeyen çehresinde neler var neler. Ne dertler, ne ızdıraplar, ne bitip tükenmez küçük hesaplar! İşte şimdi önümde uçsuz bucaksız dağlar ve üstümde tertemiz gökyüzü. Bütün enginliğiyle, bütün derinliğiyle beni şefkatle kucaklıyor, sarıp sarmalıyor. Beni sonsuzluğa, Sonsuz Zât'a (cc) çağırıyor. Biliyorum tekrar oraya, şehre ve aşağılara! ineceğim ve onlar, yani şehrin onulmaz dertleri beni yine yalnız bırakmayacaklar. Aşağıya iner inmez hepsi başıma üşüşecek ve bir yığın dertle beni yine bıktıracaklar, yine paramparça edecekler. Ama olsun burada depoladığım enerjiyle onların üstesinden gelmeye çalışacağım. Ee tabii yıllarca böyle bir yerde kalmam da ve böyle bir şans da mümkün değil! Senede bir iki kez olsun bari, böyle nimetlerden istifade edip kendimi dinlemeliyim. Enerji depolamalıyım. Buradan aldığım hızla Allah'ın izni ve yardımıyla yapmam gerekenleri daha rahat yapmalıyım. Şehrin dağdağasından uzak bir yerde, meselâ bir köy evinde veya sakin bir yazlıkta üç-beş günlüğüne (rûhânî-mânevî) tatilden bahsediyorum. Şehrin getirmiş olduğu nimetler bir yana, ruh bazen 'yeter artık!' diyor ve gerçekten de insan zamanla bunalıyor, bıkıyor, bitiyor, tükeniyor. Yalnızlığı, sessizlik murâkabesini, kuş seslerini, yıldızların tele'lü edişini, derelerin çağıldayışını, tabiatın o derinlerden gelen ve Kevser çağıltılarını hatırlatan o bitevî sessizliğini özlüyor, insan ruhu. İşte şimdi, böyle muhteşem bir ortamdayım. Araba gürültüsü yok, bağırma-çağırma yok, çoluk-çocuk derdi ve meşgalesi muvakkaten yok, borç ödeme stresi yok, telefonla konuşma kaygısı yok, kredi kartı faturası görme durumun yok, televizyonun lüzumsuz gürültüsü asla yok, anlayışsız insanlara dert anlatma zorluğu yok… yok, yok oğlu yok! Peki ya ne var? Bitevî bir sessizlik var, derinlerden gelen -uhrevî diyebileceğim- sesler var, sabahın bereket yüklü dakikalarında çevremdeki kuşların zikir mahiyetindeki cıvıltıları var, zamanı bütün derinlikleriyle duyma/doyma var, yapılması gerekenleri el birliğiyle yapmaya kararlı fedâkâr sineler var... Kirlenmiş ortam çok aşağılarda kaldı. Mis gibi oksijenle ciğerlerim bayram ediyor. Böyle bir ortamı yaşatan dostlara/hemşehrilere Allah ebedî cennetinde saraylarda yaşatsın inşallah. "Dua Zamanı" başlıklı yazıda, dua'nın, " Günaha girmiş olanlara bir arınma kurnası " olduğu belirtilir. Belki kimileri şehrin belâ ve musibetleriyle yaka-paça olmayı birer "arınma kurnası" olarak kabul ederler. Aslında mü'minler, " Rıza duygularıyla musibetleri rahmete çevirmiş, belâ sağanaklarını da birer arınma kurnası gibi değerlendirmiş "lerdir, (İslâm'a İcmâlî Bir Bakış-2). Necip Fazıl da, " Ateş benim yıkayan, yuyan, emziren annem! Bir arınma kurnası olsa gerek cehennem... " der. Bunlar kısmen ayrı şeyler. Ancak bence böyle yerler gerçekten birer arınma kurnası'dır. Sene içinde özlediğimiz ve bir türlü tamamıyla muvaffak olamadığımız hayatı burada geçici olarak da olsa yaşamak mümkün. Senede bir kaç kez olsun böyle bir arınma kurnasına girip, televizyondan uzak, şehrin isinden pasından uzak, sokağın o bitip tükenmek bilmez lüzumsuz kargaşasından uzak bir ortamda, sadece kitaplarımızla, sadece Kur'an'ımızla, sadece namazımızla, sadece aynı duygu ve aynı ideal etrafında samimi bir birlikteliği paylaştığımız fedâkâr arkadaşlarımızla beraber olmak, hamd duygularını hatırlatan bir Hamdi'mizle, âlây-ı illiyyîn-i kemâlat ufkunu gösteren bir Kâmil'imizle, çehâr-ı yâr-ı güzîn'i çağrıştıran bir Osman'ımızla, Cafer-i Tayyar'ı anımsatan bir Cafer'imizle, barış duygularımızı canlandıran bir Savaş'ımızla bayram etmek ne büyük saadet! Hele bir de yanıbaşınızda, her şeyiyle size bağrını açmış, bir baba ve bir anne şefkatiyle emrinize amade günümüzün Hacı Kemal namzetlerinden Beyazıt ve Yıldırım gibi bir civanmert varsa! Arasıra macera yaşatmak için sizi tepelere, ormanlara tırmandırıyor ve zevkli, zevkli olduğu kadar da heyecanlı dakikalar yaşatıyorsa… işte böyle bir aktivite ne hoş! İşte bu meyanda arınma kurnaları çok önemlidir. İnsan, tabiî bir ortama çekilip, kendini dinleme, tabiatı dinleme ihtiyacı hissediyor. Üç-beş güzel insanla birlikte böyle bir ortamı paylaşma şansını elde etmek ne büyük bahtiyarlık! Onlarla beraber en önemli eserlerimizi mütâlaa ve müzâkere etmek, Yüce Kitabımızı okumak, her gün akıl ve gönül gözlerimize ziyafetler çekip ilmin o uçsuz bucaksız deryalarında kendi cirmimizce yelken açmaya çalışmak, kendimizi yenilemek, kendimize gelmek, toplu yaşamanın güzelliklerinden istifade edip, bütün bir günü namaza göre ayarlayıp tesbihatıyla-cevşeniyle sene içinde yapmakta zorlandığımız güzellikleri büsbütün yaşamak ne güzel! Bence herkes böyle bir arınma kurnasına muhtaç. Buradan aldığımız hızla senenin bütün gün ve mevsimlerini ihyâ edebiliriz. Burada kazanmış olduğumuz disiplinle dağılan zaman anlayışımızı düzeltip tamir edebiliriz. Burada yapılan müzâkerelerle çok daha önemli bilgilere-belgelere ulaşabiliriz. Ve her şeyden önemlisi, böyle yerler insanı hem mânen hem de maddeten ihyâ eder. Bu yüzden bence mümkünse aslâ ihmal edilmemeli. Biliyorum işler başımızdan aşkın. "Ne mümkün!" diyorsunuz. Ama bence her şeye rağmen, her şeye rağmen denemeye değer. İmkan nispetinde tabii ki. Başarılı olmanız dileklerimle… |
| < Önceki | Sonraki > |
|---|







