Son Haftalarda Neler Oluyor? Yazdır E-posta
Üye Değerlendirme: / 1
Kötüİyi 
Abdülkadir Süphandağı, fgulen.com   
25.02.2006
Hayat bütün hızıyla akıyor. Bu akışta herkes üzerine aldığı görevi, (herkese tevdi edilen) bi hakkın yerine getirmek için var gücüyle çalışıyor. Bu görevde mukaddes davanın bütün ağırlığını aciz omuzlarına almış iki büklüm hacaletle görev yapmaya çalışanlar varken, bir başka yanda asla yan yana olmamaları gereken insanların da aynı karede birleşerek aynı yöne aynı hakaret amiz ifadelerle saldırdığına şahid oluyoruz. Dedik ya görev bu elbette herkes üzerine düşeni yapmak için uğraşacak.

Son birkaç haftadır ülke gündemini işgal eden hadiseleri etüd ettiğimizde sanki karşımıza uluslararası organize işaretleri taşıyan önemli hadiseler çıkıyor. Ve bu hadiselerin getireceği siyasi, maddi getirileri ülke içersinde kendi hanelerine yazma gayretinde bulunan bazı çevreler de bu olaylara bilerek bilmeyerek alet oluyorlar. İşte bu alet oluş da aynı karede bulunmamaları gereken insanları aynı ekranda, aynı karede bir araya getiriyor.

Müspet hareketi hizmetlerinin en önemli dinamiği sayan ve hiç kimsenin işine karışmayarak bütün bir insanlığın yüreğini Muhammedî muhabbete hahiş hale getirmeye çalışan, bütün dünyayı ve dünya hayatını da "Dar-ül Hizmet" sayanlar ise ne levmedicilerin levmine, ne dostların onlara iştirakine aldırmadan hizmetlerine devam ediyor. Esasen yapılması gereken de bu. Yani yapılan her iş ve amelin ardında "Allah rızası" gibi bütün hazinelerden daha değerli, bütün artışlardan daha bereketli bir motor güç bulunuyorsa varsın başkası ne derse desin. Birinci düstur "Amelinizde rıza-yı İlâhî olmalı" değil miydi? "Eğer O razı olsa, bütün dünya küsse ehemmiyeti yok. Eğer O kabul etse, bütün halk reddetse tesiri yok. O razı olduktan ve kabul ettikten sonra, isterse ve hikmeti iktiza ederse, sizler istemek talebinde olmadığınız halde, halklara da kabul ettirir, onları da razı eder." Denilmiyor muydu. Demek ki önemli olan insanın ihlas ve samimiyetten bir on olsun ayrılmaması.

Zaten bütün bu başarıların arkasında olan şeyi anlatan sadece iki kelime var. Fedakarlık ve Samimiyet. Bu iki mübarek kelime o arkadaşların en büyük sermayeleri. Bu işleri hazmedemeyen, hazmedemedikleri için de her fırsatta saldıranların bir türlü anlayamadıkları nokta işte bu iki sihirli kelimede gizli. Bir zamanlar Osmanlı askerlerinin bütün savaşlarda galip olmalarının sırrını merak eden bir komutanlarına Osmanlı komutanı şu muhteşem cevabı vermiş, "Sizin ölümden korktuğunuz gibi bu civanmertler ölüme koşuyorlar". Evet işte meseleyi izah eden önemli bir nokta. Şimdi de onların dünya ve içindekilere, nefislerine, şehvetlerine, midelerine çalıştıkları bir dünyada bütün bunları Allah için isteyenleri anlamalarını beklemek beyhude olur.

Son haftalarda ortaya çıkan meseleleri yan yana getirdiğimizde sanki habis bir el yine bir düğmeye dokundu intibaı veriyor. Ama her şey kaderi bir program dahilinde cereyan ettiği için kimin hangi düğmeye dokunduğu bizi pek alakadar etmiyor. Ne muhterem Suat Yıldırım'ın ilmi derinliğini ortaya koyan meal çalışması, ne "okullar kapanıyor" yaygaraları boşuna değil. On yıldır piyasada olan bir ilmi çalışmayı tam da bu dönemde gündeme getirmek ve hiç olmadığı, asla da olmayacağını onlarında bildiği bir şekilde manşetlere çekmek bu anlamda önem kazanıyor. Okullar meselesinde de aynı durum söz konusu. Basında onlarca yazı çıktığı, ülkelerin en üst düzey görevlilerinin ağzından olay defalarca yalanlandığı halde adamlar neredeyse zil takıp oynayacaklar. Yer yüzünün başka hiçbir yerinde böyle bir olaya şahit olunamaz. Ülke adına yapılan başarının karalanmak istediği tek yer var yeryüzünde. Hal böyle iken dostlar yine bize gayret düşüyor evet bize gayret düşüyor.

Yukarıda izah etmeye çalıştığımız olayları bir de aşağıdaki bakış açısıyla okunmasında fayda var. Yani aslında kimin kim için ne söylediği çok önemli.

Fitne insanlık tarihiyle başlıyor.

Bu kadar eski bir kurumun insanlığın son bulacağı kıyamete kadar olacağı da kesin. Tarihin her döneminde ortaya çıkan fitneye karşı o dönemde yaşayan İslam alimlerinin kalemlerinden panzehirler aktarılmıştır. Tarih tekerrür ettiği için fitne de tekerrür ediyor, dolayısıyla dün var olan fitneye karşı söylenen sözler bu günde aynen geçerliliğini koruyor. İşte dün fitneye karşı söylenen ve bu günde yeniden can kulağıyla dinlenilmesi gereken sözler:

"Müteyakkız kardeşlerim! Hem bizim, hem İslâm dünyasının ebedî hayatının necatını, kurtulmasını temin edecek ve bizi tenvir ve irşad ederek dalâletten muhafaza edecek bir eser seçerken bu kadar dikkatli olmamız çok lüzumludur. Çünkü bu zamanda, türlü türlü aldatmalarla, perde arkasından İslâm gençliğini yoldan çıkarmaya çalışıyorlar. Bir eser okunacağı veya bir söz dinleneceği zaman, evvela yani: "Kim söylemiş? Kime söylemiş? Niçin söylemiş? Ne makamda söylemiş?" olan bir kaide-i esasiyeyi nazar-ı itibara almalı. Evet, kelâmın tabakatının ulviyeti, güzelliği ve kuvvetinin menbaı, şu dört şeydir: Mütekellim, muhatap, maksat ve makam. Yoksa, her ele geçen kitap okunmamalı, her söylenen söze kulak vermemelidir. Meselâ, bir kumandanın, bir orduya verdiği arş emriyle, bir neferin arş sözü arasında ne kadar fark vardır. Birincisi, koca bir orduyu harekete getirir; aynı kelâm olan ikincisi, belki bir neferi bile yürütemez."

Yorumlar
Yeni Ekle RSS
+/-
Yorum yaz
Adınız:
E-posta:
 
Başlık:
 
Lütfen resimdeki güvenlik kodunu giriniz.

3.20 Copyright (C) 2007 Alain Georgette / Copyright (C) 2006 Frantisek Hliva. All rights reserved."

 
< Önceki

Multimedya

Fethullah Gülen Belgeseli-1: Ümit Yolcusu

Seyredin

Fethullah Gülen Belgeseli-2: Sevgi Okulları

Seyredin

Fethullah Gülen Belgeseli-3: Hoşgörü ve Diyalog

Seyredin

Güneydoğu'da Cereyan Eden Hadiseler

Seyredin

O'na El Aç, Kullarına Değil!..

Dinleyin

Cennet'in Etrafındaki Sur

Dinleyin

Uşak Vaazı - 1980

İndirin

Berlin Konferansı - 1977

İndirin

Kendi çizginizi korurken başkalarıyla münasebetlerinizi bozmamanız da firasetinizin ayrı bir yanı olmalıdır.
Advertisement
Fethullah Gülen Web Siteleri