Asrımızın Mücessem İradesi Yazdır E-posta
Üye Değerlendirme: / 6
Kötüİyi 
Rasim Haner, fgulen.com   
06.03.2006

Rasim Hanerİrade, Allah tarafından insanoğluna sunulmuş en değerli armağanlardan biridir. Meyletme ya da meyle yön verme, onun en bariz fonksiyonudur. Bu fonksiyona Allah, şu fani dünyada cennet âsâ nice medeniyetler bahşetmiştir.

Hayatının bütün kareleriyle serapa irade kesilmiş bir Yüce Kâmet tanıyoruz.. her zaman zorluğa talip, rahata kapalı.. sıkıntıları kaderin tatlı tecellileri olarak algılayıp onlara hoş âmedî eden bir zât.. Fethullah Gülen Hocaefendi.. İddiasız fakat Allah'a olan sonsuz ümidiyle insanlığın huzuru ve barışı adına büyük hizmetlerde bulunan Hocaefendi, içindeki o küçük nüvenin, meyil kuvvetinin hakkını vererek, kulluğundan ilim ve irfan hayatına, aksiyonundan ruhun derinliklerindeki seyahatine kadar hemen her sahada zannediyorum çok az insana nasib olacak nice muvaffakiyetlere mazhar olmuş, nice zevkler yaşamış ve halen de yaşamakta olan bir irade kahramanıdır. Onun yaşadığı bu rûhî ve kalbî zevk, iradesini Allah'ın iradesine bağlamasının bir semeresidir. Bu öyle bir zevktir ki, bütün cihana değer.. O bu cihanlar üstü zevkleri yaşamakla kalmamış, tattığı, gördüğü ve zevk ettiği âlemleri, sevenlerinin de yaşaması için, sürekli, iradelere fer olacak teşviklerde bulunmuştur.

Daha erken yaşlarda bile çok büyük şeyleri hayal etmiş, hayallerini dualaştırmış ve gençlik döneminden itibaren iradesine binip Allah'ın inayetinin rehberliğinde, hayalden hakikate uzanan bir yolculuğa başlamıştır. Şu sözlerin sahibi de kendisidir: "Büyük ve güzel şeyler hayal edin. Bir gün gelir hayalleriniz dualaşır."

Kendini, profesyonelliğin getirdiği "yeterlilik düşüncesine" salmadan (amatör ruhla) fakat sürekli profesyonel metodlarla hareket etmiş böylece bir taraftan dûn himmetlilik ve ümitsizliğe düşme riskinden kendini kurtarmış diğer taraftan da amatör metodların her şeyi alt üst etme tehlikesinden uzak kalmıştır. Devamlı önündeki katedilmesi gereken mesafeleri görerek yürümüş hiçbir zaman bezginlik göstermemiş ve hep iradesinin hakkını verme yolunda olmuştur.

İradi İşlerde Devamlılık

İradenin önemli yanlarından biri, hadi deyip bir adım atmak, en can alıcı noktası da başlanan işin devamını sağlamaktır. Devamlı olmayan gayretler, toprağa ekilip de sulanmayan tohum gibi çürüyüp gidecektir. Hocaefendi, bir iki cümleden ne olur ki dememiş, gençlik yıllarındaki duygu düşüncelerini azar azar kağıda dökmüş, bu sürekli çalışmalarının neticesini insanlığa, bugün elimizde bulunan "Ölçüler ve Yoldaki Işıklar" olarak takdim etmiştir. Bu tarz yazmalarını hala devam ettirmektedir. Yaklaşık yirmi sekiz yıldır her ay yazdığı bir dergiye yazdığı yazılarıyla fikir ve kültür dünyamıza müstesna bir külliyat eser bırakmıştır. Bu serî, halen de devam etmektedir. Devamlılık ve takipte ısrar, onun karakteri olmuştur. Küçük bir talebesini terbiyede, onun en ufak bir boşluk yaşamasına göz yummamış, dört başı mamur bir insan olmasını hedeflemiş ve hedefe ulaşıncaya kadar da gözünü ondan ayırmamıştır. Hocaefendi, başladığı bir kitabı, bazen hoşuna gitmese de bitirmeden bırakmak istemez. Yarıda bırakmayı, iradesizlik ve ciddiyetsizlik sayar. Devamlılıktaki renklilik de, onun iradesiyle gerçekleştirdiği ayrı bir hususiyettir. Bir şeyin olması gerekiyorsa o, usandırmadan muhakkak yerine getirilmelidir. Bunun için de her seferinde taze olarak sunulmalı, yeni metodlar geliştirilmelidir. Bu da düşünmeye ve iradeli hareket etmeye bağlıdır.

Yeniliklere Açık Olmak ve Israr

İradenin en büyük özelliklerinden biri makul yeniliklere açık olmaktır. Yenilik içten bir genişleme olup bir ihtiyaca cevap veriyorsa makuldür. Bir şey makul ise, hayata ve insanlığa mal olmalı, bunun için de gayretler seferber edilmelidir. Hocaefendi'nin gözünde emeğin, gayretin küçüğü büyüğü yoktur, hepsi azizdir. Yeni çıkan ve kendisine makul gelen bir imla kaidesini kullanmakta hiç tereddüt etmez. Yenilikler karşısında "biz böyle alışmamıştık" demez, makuliyeti ölçüsünde hemen onu tatbike koyulur, kendi şivesini de katarak zenginleştirir. Esasında işin en zor tarafı da budur: Yeniliklere kendi boyasını çalabilmek. İşte Hocaefendi, bu zor meseleyi, iradesinin hakkını vererek aşan bir insandır.

Hayırlı bir işte ısrar, iradenin başka bir ehemmiyetli buududur. Hocaefendi, nesillerin eğitimi adına teşvikçisi olduğu hizmetlerin her meselesinde ciddi olarak kararlılığını ortaya koymuş, sürekli insanları motive etmiştir. O anki şartlar içinde mümkün görülmeyen en azından çok zor bilinen pek çok işin teşvikçisi kendisi olmuştur. Ferin söndüğü, ümidin kesildiği, şartların büsbütün aleyhte olduğu dönemlerde o en yeni plan ve projelerini dostlarıyla paylaşmış ve ufuk ve aksiyonuyla hep önde olmuştur. Bu dönemler, yaş olarak erken sayılacak dönemlerdir. İzmir'de Kestanepazarı Kur'an Kursunda öğretmenlik yaparken elinin altındaki on üç, on dört yaşlarındaki geleceğin büyükleriyle nasıl yürekten meşgul olduğunu, gerçekleşmesine inandığı mevzularda sevenlerini ikna etmek için ne kadar ısrarlı davrandığını, o günleri yaşayanlar anlatıyorlar.

Burada Yiyen Orada Yiyemez

İrade, genç insanda hayra doğru tecelli ettiğinde, her türlü takdirin üstünde gökler ötesinin alkış tuttuğu bir talihliliktir. Nefsine hakim, kalbi mescide ve ibadete mahkum bir genç, hiçbir gölgenin olmadığı o yakıcı günde, Allah'ın bahşedeceği gölgede serinleyecektir. Hocaefendi, gençliğinin potansiyel olarak içinde barındırdığı arzuları hayra sevk ederek tam iki sene, vazife yaptığı mescidin penceresinde hayatını geçirmiş, bu iki sene boyunca günde iki saat uyumuş, birkaç günlük kaza namazı kılmıştır ve günlük bir poğaçayla idare etmiştir. O çelikten irade; kanının kaynadığı bir dönemde ibadet aşkı, ilim iştiyakı, tebliğ heyecanı şeklinde zuhur etmiştir. Zor bir dönem olan 80-86 yılları arasında dahi, şehir şehir dolaşmış ve arabada giderken de yanındaki bir-iki insanla Buhari okumuştur.

Bir zaman, gençlik arzularına kapılmamak için Allah'tan insanların kendisinden kaçmayacağı hastalık ister. Allah hastalık verir ama irade de verir. Vücudunda ağrımayan, sızlamayan yeri kalmamıştır. Her zaman mutlaka misafir rahatsızlıklar vardır. Biri gelir biri gider. Halâ da öyledir. Bir zaman parmakları kireçleme yapmış, kalemi yazı yazma şeklinde ancak on dakika tutabilmiştir. Bu on dakikadan sonra bir on dakika da elini dinlendirmesi gerekmiştir. Buna rağmen haftalık, aylık, üç aylık yazması gereken yazıları aksatmamıştır. Şeker tansiyon, kalp gibi rahatsızlıklarına rağmen, ruhsat olduğu halde Ramazan orucunun sevabını kaçırmayı istememiş, ikindi sonrası iftara kadar iki büklüm kalsa da bu sevaptan mahrum kalmaya gönlü razı olmamıştır.

Evet o, rahata arkasını dönmüş ve adeta zorluklara kilitlenmiştir. Bu, kendi kendine zorluk çıkarma, sıkıntı yapma demek değildir. Aksine bu anlayış, pek çok açıdan makul çerçevesine oturtabileceğimiz, derin buudları olan bir anlayış ve yaşayıştır: Sadece iki açıdan bakarsak, birincisi, pek çok insanın göze alamadığı zorlukların üstesinden gelerek, insanlığın rahat etmesini sağlamak, insanlar için yaşamak ve böylece sevenlerine bu konuda bir tablo ortaya koymaktır. İşin ikinci vechesi ise, ahirette bir saniyecik zamanda bahşedilecek sürpriz güzellikleri, burada rahata talip olarak yiyip bitirmeme, her ânın mükafatını öbür tarafa bırakma inancıdır. "Bir elmayı yerken dahi şöyle içimde bir rahatlık hissetsem, işlerde mutlaka bir arıza çıkıyor, beni rahatsız edecek hadiseler meydana geliyor" demekte ve insan için gayet meşru sayılan bir rahatlığı bile kendine kabul etmemektedir. İşte böyle bir irade insanının, bütün zevkleri ahiretin göz kamaştıran o muhteşem tablolarına bırakmak için, bir göl zevkini dahi yaşamaktan uzak durmasını, yanı başındaki göle, altı yedi yılda ancak biri iki defa gezintiye gitmesini anlamakta zorluk çekmeyiz. Evet o böyledir, zira burada yiyen öbür tarafta yiyemez, burada tadan orada tadamaz ya da eksik tadar..

Genç yaşta kendisine teklif edilen milletvekilliği, daire başkanlığı gibi teklifleri reddetmiş, şöhrete aldanmamış, nice serv-i revân canların kaybettiği imtihanlardan, Allah'ın iradesine râm o baş döndüren iradesiyle sıyrılmayı bilmiştir. Şahsına yönelik her türlü hakarete katlanmış, bugün yüzüne gülüp yarın aleyhinde konuşup yazanlara karşı dahi mü'mince tavrını bozmamıştır. Bir taraftan iradesini ihlâsa, ihsana, Allah sevgisine yönlendirmiş, bir taraftan da ihlâsla, ihsanla kalbin zümrüt tepelerinde dolaşarak iradesini beslemiş ve böylece hayatında hep salih bir daire içinde yaşamıştır.

Şu sözler kendisine aittir: "Yüksek irade ve yüksek karakterler, elli bin defa kazanlarda kaynatılıp, defalarca değişik kalıplara sokulsalar da, yine benliklerinden bir şey kaybetmeyecek ve özlerini koruyacaklardır."

İşte söz ve işte yaşanmış/yaşanan bir hayat. Birbiriyle ne de güzel örtüşüyor..

Yorumlar
Yeni Ekle RSS
+/-
Yorum yaz
Adınız:
E-posta:
 
Başlık:
 
Lütfen resimdeki güvenlik kodunu giriniz.
nedim erdem  - Ne Kadar Şahane Bir Yazı   |2007-03-26 13:17:22
Teşekkür ederim.Hocam kişiliğiniz ve hayatınızla bizlere Asrı Saadeti yaşatıyorsunuz.Zaman mı değişti bizler mi sorusunun cevabına canlı
bir modelsiniz.Hürmetle ellerinizden öperim.Dua buyurmanızı istirham ederim Efendim!
http://www.hickizmayanogretmen.com/
Hakan Yılmaz  - Teşekkürler   |2007-03-23 09:17:41
Allah sizden razı olsun. Tevafuk oldu. Dün akşam aklıma gelmişti acaba iradenin özellikleri nelerdir diye. Çok güzel ve faydalı bir yazı.
Tekrar teşekkür ederim. Allah'a emanet olunuz.

3.20 Copyright (C) 2007 Alain Georgette / Copyright (C) 2006 Frantisek Hliva. All rights reserved."

Son Güncelleme ( 16.03.2007 )
 
< Önceki   Sonraki >
Foreign Policy'de Gülen Röportajı

Multimedya

Fethullah Gülen Belgeseli-1: Ümit Yolcusu

Seyredin

Fethullah Gülen Belgeseli-2: Sevgi Okulları

Seyredin

Fethullah Gülen Belgeseli-3: Hoşgörü ve Diyalog

Seyredin

İmanda Derinlik

Seyredin

Yıkık Yuvalar ve Ebedî Yetim Çocuklar

Dinleyin

Müzmin Müfteriler ve Müslümanca Mukabele

Dinleyin

Erzurum Vaazı - 19980

İndirin

Altın Nesil Konferansı - 1977

İndirin

İşkolik olmak başka, işinin aşığı olmak başkadır.
Advertisement
Fethullah Gülen Web Siteleri