| Ecevit |
|
|
| Hüseyin Gülerce, Zaman | |
| 26.05.2006 | |
|
Bülent Ecevit, 18 Mayıs'tan beri komada. O benim hürmet ettiğim, sevdiğim bir insan. CHP ve DSP'ye hiç oy vermedim. Fakat Ecevit'in inandığı konulardaki dik duruşu, dürüstlüğü ve nezaketi beni her zaman etkiledi. Onu adam gibi bir adam, Türkiye'nin gerçek entelektüellerinden biri olarak hep takdir ettim. Kimse alınmasın, yaşayan tek devlet adamı örneği odur. Sayın Ecevit'i ilk tanıştığımız günden beri insan olarak sevdim. Üniversitenin ilk yılında herhangi bir öğrenci grubuna mensup değildim. Rahmetli babam, bütün ailedekiler gibi CHP'liydi. Keşan'dan beni ziyarete gelmişti. Yıl 1969. Onunla Üsküdar'a CHP mitinginde Ecevit'i dinlemeye gittik. Birlikte alkışladık. Birkaç ay sonra Çapa'daki "Mücadeleciler"in ilgilenmesiyle sağ kulvara girdim. Yeniden Milli Mücadele dergisinde yazmaya başladım. 1972'de derginin muhabiri olarak Ecevit'in İsmet İnönü'yü devirip genel başkan seçildiği tarihî CHP kurultayını baştan sona takip ettim. Sonra aradan yıllar geçti. Ecevit'i asıl 1995'ten sonra gönlümde bir dost edindim. Sayın Fethullah Gülen'le 1995 Mart'ında görüşmüşlerdi. Türkiye'de diyalog ve uzlaşma adına bu görüşme bence bir dönüm noktasıdır. İsmet Solak 25 Mart 1995'te Hürriyet'te görüşmeyi "sürpriz buluşma" başlığı ile haber yaptı. Ecevit kendisine "Ülkeyi yönetmeye talip olanlar, toplumun her kesimiyle diyalog kurmalıdırlar." demişti. 22 Nisan'da Aksiyon dergisinde Ecevit görüşmeyle ilgili açıklamalarda bulundu: "Müşterek tanıştığımız bir dostumuz vasıtasıyla Sayın Gülen'den görüşme isteği geldi. İzmir'de oturuyor kendileri. 'İzmir'e gittiğimizde buluşuruz.' dedim. O da büyük nezaket göstermiş, 'Başbakanlık yapmış kimsedir, benim ona gitmem uygun olur' diye. Geldi ve gerçekten beni çok mutlu eden bir görüşme oldu aramızda. Bir kere çağdaş düşünceli bir insan. İslam'a tabii çok bağlı ve aynı zamanda İslam'ı çağdaşlıkla bağdaştırmaya çalışan bir kimse. Çok açık görüşlü olduğu izlenimi edindim. Kendisinin öncülüğü ve teşvikiyle açılan okulların, Orta Asya cumhuriyetlerine İran ve Suudi etkisinin girmesini önlemede önemli işlevi olabilir diye düşünüyorum. Siyasetten hiç bahsetmedik. Daha çok felsefi bir konuşma oldu diyebilirim. İnanç, bilim, felsefe konularında ve Türk-İslam tasavvufu konusunda konuştuk." Yine 22 Nisan'da Akşam gazetesinde Meriç Köyatası, şunları yazdı: "Geçtiğimiz akşam Bülent Ecevit'le kısa bir sohbet imkanımız oldu. Gülen'le çok yararlı bir görüşme yaptıklarını söyledi. Bülent Ecevit, Fethullah Gülen Hoca'yı ve çevresinde toplananları, demokrasinin gelişmesi açısından çok faydalı bulduğunu da belirtiyor." Bu görüşme aslında Türk milleti ve Türkiye'nin geleceği açısından hayatî bir görüşmeydi. En büyük faydası 28 Şubat sürecinde görüldü. Aziz milletimizin himmetleri ile yürütülen eğitim faaliyetleri ve toplumsal mutabakatı savunan aydınlarımızın diyalog çabaları bu süreçte baltalanmak istendi. Gülen'le ilgili bir kasetle, şahsı ve tavsiye ettiği hizmetler hedef gösterildi. Ne düşündüğünü Ecevit'e de sordular. Kimileri "biz de kendisini hoca biliyorduk" diye vefasızlık gösterirken Ecevit bir vefa kahramanı olarak "Bir de Sayın Gülen'le görüşmek gerekir." dedi. O kadar da değil. Devletin en tepedeki toplantılarında önüne konan bilgilerle şaşırtılmak istendiğinde elini masaya vurup "Ben bunları doğru bulmuyorum..." deme yiğitliğini gösterdi. Yurtdışındaki Türk okullarına hep sahip çıktı. En son Ufuk Yayınları'ndan çıkan "Barış Köprüleri Dünyaya Açılan Türk Okulları" kitabındaki makalesinde çağdaş eğitim yaptıkları, Türkçeyi öğrettikleri, Türkiye'yi tanıttıkları için bu okulların varlığından hep mutluluk duyduğunu, kimileri kendisini eleştirse de bu okulları yaşatanları tebrik ettiğini bir daha ifade etti. İki yıl önce Harun Tokak Bey'le ziyaretine gitmiştik. Bir vefa gereği isminin yurtdışındaki Türk okullarından birine verilmek istendiğini ilettik. Çok sevindi. Ve o engin tevazuu ve nezaketi ile "Ama ben vefat ettikten sonra olsun..." dedi. Onu seviyoruz, dualarımız onunla... |
| < Önceki | Sonraki > |
|---|







