Kâbil'in Kurbanı Onu Allah'tan Uzaklaştırmıştı

Kâbil'in Kurbanı Onu Allah'tan Uzaklaştırmıştı

Kur'an-ı Kerim, Mâide Sûresi'nin 27-29. ayetlerinde bize, Hazreti Adem'in iki çocuğunun kıssasını anlatır: Cenâb-ı Allah buyurur ki, "Onlara Âdem'in iki oğlunun gerçek olan haberini oku: Onların her i...

İbadetlere Derinlik Kazandıran Niyettir

İbadetlere Derinlik Kazandıran Niyettir

İbadetlere en önemli derinliği katan ve aynı zamanda onları taklitlerinden ayıran husus niyettir.

Albright'tan Sabır Çağrısı

Albright'tan Sabır Çağrısı

ABD'nin seçilmiş başkanı Barack Obama'nın yakın danışmanlarından Clinton dönemi Dışişleri Bakanı Madeleine Albright, 'Bush memleketi' olarak bilinen Teksas eyaletinin Houston şehrindeki Gülen Enstit...

Milliyet'in Şahidi İşkenceci

Milliyet'in Şahidi İşkenceci

Milliyet Gazetesi'nin kamuoyunun büyük tepkisine sebep olan Gülen haberlerinin kaynağı belli oldu. Peki kaynak nasıl bir kişilik?

Hac, Kurban ve Kurbet Kervanları

Hac, Kurban ve Kurbet Kervanları

Kur'an-ı Kerim'de Zât-ı Ulûhiyet, Resûl-i Ekrem, zaman, mekan ve eşyaya yapılan yeminler arasında "on gece" üzerine de kasem edildiğini görüyoruz. Bu yemini nasıl anlamalıyız? İmkanı olanların Hacc...

Tuncay Güney ve Milliyet Gazetesi

Tuncay Güney ve Milliyet Gazetesi

Önceki gün yazdığım yazı, Milliyet Gazetesi Genel Yayın Yönetmeni Sedat Ergin'i öfkelendirmiş. Yazısında bir yandan kendini savunuyor öbür yandan da Zaman'ı eleştiriyor.

Türk Okulları, Barış ve Sevginin Sembolü Oldu

Türk Okulları, Barış ve Sevginin Sembolü Oldu

Pakistan Başbakanı Yusuf Rıza Gilani, başkent İslamabad'da Çağ Eğitim Vakfı ve Kayserili işadamları tarafından yaptırılan Türk okulunun yeni kampüsünün açılışını yaptı.

Romanya'da Türk Okuluna Büyük Onur

Romanya'da Türk Okuluna Büyük Onur

Bükreş'te eğitim veren Lumina Eğitim Kurumları'na bağlı Bükreş Bilgisayar Lisesi, Romanya'nın en başarılı okulu seçildi.

"Türkiye Bir Yüzünü de Pasifik'e Döndürmeli"

Pasifik'in ekonomik ve politik önemi her geçen gün artıyor. Osmanlı mirası tarihî bağlarıyla Türkiye, bölgede varlığını gösterebilecek ülkelerden. Filipinler Ankara Büyükelçisi'yle iki ülke ili...

Semâdan Koç İner Gibi

Semâdan Koç İner Gibi

Maalesef 2005 Mart ayında Romanya'daki derin bir menfaat şebekesi, bir çıkar çetesi, birtakım işlerini örtbas ettirebilmek, borçlarını kapattırmak, durumlarını düzeltmek için Irak'taki bazı gruplarl...

Millet Ruhunun Gurbet Yılları veya Batı Tutkusu Yazdır E-posta
Fethullah Gülen   
01.09.1990

Bir kısım zararlı inatlarımızı müşâhede ettikçe, târihî tekerrürlerden hiçbir şey anlamadığımızı görüyor, üzülüyor, utanıyor ve zaman zaman da sarsılıyoruz... Birkaç asır var ki batı hayranlığı bizde böyle bir inat ve inattan da öte bir hastalık halini aldı.

Bizde şiddetli bir vuslat arzusu, onlarda nazlı bir kaçış; bizde, binbir kanalın içine akıp durduğu o erâcif gölüne karışıp bütünleşme isteği, onlarda inatlı bir engelleme.. asırlar var, biz bu muhâtaralı sevdâdan vazgeçemedik, onlarda hiç mi hiç yumuşamadı. Evet, biz 'Şeb-i arûs' deyip inledik onlar ise, 'Beyhude yorulmayın, kapılar sürmelidir' deyip aralanmış veya aralanmış gibi görünen kapıları yüzümüze kapadılar. Biz milletçe varlık ve bekâmızı onlara bağlı görüp, onlardan koptuğumuz takdirde mahvolup gideceğimiz vehmine kapıldık, onlarsa her fırsatta bizi yere serip üzerimizde hora tepti ve haklarındaki iyilik vehmimizi suratlarımıza çarptılar...

Milletçe varolmamızın yolunu, kendi azmimizde, kendi manâ kökümüzde ve kendi târihî dinamiklerimizde aramamız lâzım gelirken, biz tâlihimizin tepe taklak olduğu günden bu yana hiçbir zaman böyle bir yolu denemeyi düşünmedik.. aksine düşmanlarımızdan gördüğümüz en kahredici felâketleri, en utandırıcı muâmeleleri görmemezlikten gelerek, kanımızı emen, ruhumuzu dinamitleyen hasımlarımızın kapısında iki büklüm olup onlara dilencilik ettik ve kendimize rağmen hep onların yanında olduk. Bunca felaket ve bunca kötülükten sonra olsun, yine de onların yaldızlı laflarına bakıp aldanacak ve ettiklerini görmemezlikten gelerek arkalarından gideceksek, târih bizi affetmeyecektir.

Ne gariptir ki, onlar, dünden bugüne hep kendilerini insaniyetin hamisi, zulmün düşmanı, ilim ve sanatın mümessili, bizi de cehalet ve barbarlığın temsilcisi gibi gösterip, sürekli sefaletimizden ve onlara ihtiyacımızdan dem vurup durmalarına karşılık, bizdeki bir kısım safderûn kimseler veya kültür sarhoşları, bu zalim dünyâyı kendi nesillerine Hızır gibi gösterip, devamlı alkışlatmışlardır. Onların gazete, mecmua, radyo ve televizyonlarında görüp duydukları hemen her şeyi, fevkalâde bir lâubâlilikle kendi nesillerine anlatmış ve hatta bu ülkede onların düşüncelerinin kavgasını vermişlerdir.

Oysa ki, batı bizi hiçbir zaman sevip-kabullenmedi... O, güçlü olduğumuz zaman, tabasbus, riyâ ve entrikalarla, güçlendiği dönemlerde de bizi ezerek ve inleterek hep kendi hedeflerini takip etti. Tabiî bu hedeflerin başında da İslâm'ın sesini kesmek geliyordu.. evet, Osmanlı Devleti'nin başına açılan gâileler bunun için, çevremizde koparılmak istenen kızıl kıyâmetler de bunun içindi. Mezhep mülâhazasıyla kıyâm edenler onun tahrîkiyle kıyâm ediyordu.. ırkçılık düşüncesiyle başkaldıranların arkasında o vardı. Defaatla ülkemizi dörtbir yandan sarıp tehdit eden aynı dünyâ, binlerce masum çocuğu, tâli'siz genci, bedbaht ihtiyarı kendi topraklarında cellatlar gibi boğazlayan da aynı kanlı ellerdi. Evet, o elleri şeytanları bile ürkütecek cinayetleri alkışlayanlar. Onlardı Ermeniye çanak tutup, güneydoğudaki eşkiyâya yeşil ışık yakanlar!

Medeniyetin öncüsü olduğu iddiasını kimseye bırakmayan bu dost(!) dünyâ değil miydi ki, hemen her zaman bir kanlı kâbus gibi başımıza dikildi ve bizi ezdi, ezdirdi..! Bu dünyâ değil miydi ki, mazlumları binbir tahkirle yerin dibine batırırken, zâlimleri tebcîllerle göklere çıkardı! Ve milletimizin aleyhinde değerlendirilebilecek sinek vızıltılarını top sesi gibi gösterip cihanı velveleye verdi; bizim, yeri-göğü inletecek canhırâş feryatlarımızı duymadı veya duymak istemedi. Evet, bir-iki asır var ki, biz, en hâince plânlar, en zâlimce tecâvüzlerle kahrolup giderken, yıkılan yuvalarımızdan, sönen ocaklarımızdan yükselen çığlıkları yine sadece biz duyduk, biz inledik ve biz dindirmeye çalıştık. Şu anda da fazla bir değişiklik olmadığı kanaatindeyiz.

Oysa ki, kendini alâkadar eden en küçük meseleler karşısında sağa-sola ültimatomlar çeken, donanmalar gönderen ve ambargolarla tehdit eden bu kendini beğenmiş kızıl ruhlu dünyâ, dün Osmanlı teb'asına yapılan zulüm ve haksızlıkları nasıl bir umursamazlık ve gönül rahatlığı içinde seyretmiş ise, bugün de Balkanlardan Ortaasya içlerine kadar olup-biten binlerce fâciayı aynı umursamazlık içinde görmezlikten gelmekte, hatta yer yer bu fâcia ve fazîalara sebebiyet verenleri alkışlamakta ve desteklemektedir.

Batı, Müslüman-Türk dünyâsında bir kısım canavarların kanlı pençeleri ve onların amansız-îmansız elleri altında parçalanan, didiklenen binlerce mâsumun hak, hürriyet ve emniyetleri için bugüne kadar müspet manâda hiçbir şey yapmadığı gibi, bir kerecik olsun, erkekçe haykırma mertliğini dahi göstermemiştir. Şu günlerde olsun, etrafımızda binbir hiyanetle dolaşıp duranlara 'yeter ettikleriniz elverir artık!' diyemez miydi? Demedi.. demeyi düşünmedi.. aksine, Bulgaristan'da, Batı Trakya'da, Orta Asya'da irtikâb edilen zulümleri, dökülen kanları, yıkılan hânümânları ve boğazlanan insanları âdeta, medeniyetin vahşete muzafferiyeti şeklinde görüp alkışladı ve hiçbirzaman bizim hissiyatımıza saygılı olmadı ve olamadı.

Şimdi, bütün bunlardan sonra onun, Ermeni meselesinde insânî davranacağını, Türk-Yunan münasebetlerinde Türkiye'ye destek vereceğini, şayet bir yararı varsa AT'a girmemizi kolaylaştıracağını bugüne kadar yüz kere allayıp-pullayıp gündeme getirdiği azınlıklar meselesinden vazgeçeceğini ve artık ne olursa olsun bizi sıkıştırmayacağını, aksine esîr Türklerin problemleriyle meşgul olacağını, İslâm ve Türk dünyâsını istismar etmeyeceğini, ülkemize misyonerler gön-dererek Müslümanları hıristiyanlaştırmaya çalışmayacağını, içimizden satın aldığı insanları başımıza musallat etmeyeceğini, hâsılı, bu kin ve nefret dünyâsı, bütün o eski huylarından vazgeçip, Hazreti Mesîh'in yumuşaklık, müsâmaha ve şefkat tavsiyelerine uyacağını beklemek apaçık bir gaflet ve aldanmışlıktır.

Biz nasıl düşünürsek düşünelim, o, bir zaman haçlı orduları ve işgalci güçleriyle dilediğini yapıp yaptırdığı gibi, şimdi de, içimizden kiraladığı bir kısım yabancılaşmış kimselerle kendi hedefini ta'kib etmektedir.

Denebilir ki o, bizim için şu anda eskisinden daha tehlikeli sayılabilir. Zirâ artık, 'kurt gövdenin içine girdi ve millî ruh delik-deşik edildi.' Bu arada bizler de, geçmişimizi onlara borçlu bulunduğumuz bütün târihî dinamikleri bir kenara atarak gidip onların erâcif dünyâlarına aborde olduk. Duygu ve düşünce dünyâmız en korkunç erozyonlarla yokolup gitti.. genç dimağlar batı kültürü ve batı değerleriyle yoğruldu.. toplum hemen her kesimiyle batıya göre yeniden inşâ edildi -tabiî eğer buna inşâ denecekse,- ırz çiğnendi, nâmus pâyimâl oldu; ama, batı kapıları bize hiç mi hiç aralanmadı. Demek ki, onun beklediği bedelleri henüz ödeyemedik...

Bundan sonra da ne onların umduklarını ödeyebilmemiz ne de doyma bilmeyen bu insanları tatmin etmemiz mümkün değildir. Biz yakın tarihimiz itibariyle, toy Mehlikâ Sultan hayranları gibi, tehlikeli bir meçhule yelken açtık ve daha sonra da kenara çıkmaya fırsat bulamadık. Ne yediğimiz tokatlar bizi uyarabildi ne de gördüğümüz kötülüklerden aklımız başımıza geldi, gayrı bunca şeyden sonra, hâlâ bir kısım kimseler batıyla zifâfa koşacak ve zirveleri tutanlar da bu sevimsiz maceraya 'dur!' demeyeceklerse, bize daha bir süre 'Yâ Sabûr!' deyip beklemek düşecektir.

Sızıntı, Eylül 1990, Cilt 12, Sayı 140

Yorumlar
Yeni Ekle RSS
+/-
Yorum yaz
Adınız:
E-posta:
 
Başlık:
 
Lütfen resimdeki güvenlik kodunu giriniz.

3.20 Copyright (C) 2007 Alain Georgette / Copyright (C) 2006 Frantisek Hliva. All rights reserved."

 
< Önceki   Sonraki >

Kurban Bayramı

BayramBayram

Bayram İslâmî duygu ve düşüncenin sızıp kâsesinden dışarıya çıktığı ve köpürüp her yanı sardığı bir buluşma günüdür.Okuyun

Kurban Bayramı

Bayram Düşünceleri Bayram Düşünceleri

Kurban Bayramı, Hz. İbrahim ve İsmâil'den günümüze kadar, hep bir kahramanlık, bir fedâkarlık, bir hasbîlik ve bir teslimiyet sembolü...Okuyun

Kurban Bayramı

Kurban ve Kurbet Kervanları Kurban ve Kurbet Kervanları

Adanmış ruhlar, kurbanı, Allah'a yaklaşmaya vesile olarak değerlendirdikleri gibi gönüllerin birbirine yakınlaşmasına da vesile kılıyorlar.Seyredin

1979 Kurban Bayramı Vaazı



Bu bölümde Fethullah Gülen Hocaefendi'nin 31 Ekim 1979'da İzmir Bornova Merkez Camii'nde Kurban Bayramı münasebetiyle verdiği vaazı dinleyebilirsiniz.Dinleyin...

1975 Kurban Bayramı Vaazı



Bu bölümde Fethullah Gülen Hocaefendi'nin 13 Aralık 1975'de Manisa Muradiye Camii'nde Kurban Bayramı münasebetiyle verdiği vaazı dinleyebilirsiniz.Dinleyin...

Multimedya

Mü'min Ufkunda "Çevre"

Seyredin

Hicret, Ric'at ve Mukaddes Hüzün

Seyredin

En Önemli Vazife

Dinleyin

Fethullah Gülen Belgeseli-1: Ümit Yolcusu

Seyredin

Fethullah Gülen Belgeseli-2: Sevgi Okulları

Seyredin

Fethullah Gülen Belgeseli-3: Hoşgörü ve Diyalog

Seyredin

Salihli Vaazı - 1979

İndirin

Kur'ân ve İlim Konferansı - 1976

İndirin

Medya, isabetli-isabetsiz her türlü düşünceye açık bir müessese olması hasebiyle, millete ve millet ruhuna göre disipline edilmesinde zaruret vardır.
Fethullah Gülen Web Siteleri